Kürtlerin, Türk devlet haydutluğuna ihtiyacı yok

Hasan Bildirici

Artık farklı bir çağdayaşıyoruz. Çağımız, her isteyenin istediği gibi haydutluk yaptığı bir çağ değil. Bırakalım devletleri; aileler, beş yaşındaki çocuğuna güç yetiremiyor. Ayrıca güç yetirmesi gerekmiyor. Ailenin işi çocuğuna güç yetirmek olmamalı, çocuğun yetişmesine destek vermek olmalıdır.

Fakat Türk devleti hala Kürdün nasıl yaşayacağına karar vermek peşindedir. Kimin yaşayıp kimin öleceğine de kendisi karar veriyor. Kimin milletvekili olup kimin olamayacağına, hangi renkleri sevip sevemeyeceğine, dilini nereden ve ne zaman kullanacağına Türk devleti karar veriyor. Ve bu çeteci haydutluğu da Kürtlere devletlik olarak yutturuyor.

Bu çağda böyle bir devlet haydutluğunu Kürtler yutacak mı?

Hayır, Kürtlerin bu çeteci haydutluğu yutması gerekmiyor.

Çağ değişti, eskiden çeşitli toplulukları ve kavimleri diğerine karşı koruyacak imparatorluklara ve krallıklara ihtiyaç vardı. Sümer, Roma, Bizans, Osmanlı ve bazı Avrupa krallıkları böyle idi. Topluluklar saraya asker ve vergi veriyor, imparator ve kral da topluluğu başka saldırganlara karşı koruyordu.

Türkler Kürtlerin neyini koruyor? Kime karşı koruyor? Aksine Türk devleti Kürtleri yağmalıyor ve öldürüyor. Birileri lazım ki Kürtleri Türk devlet saldırganlığına karşı korusun.

Kürtlerin artık Arap, Fars ve Türk devletlerine ihtiyacı yok. Kendi halinde, kendi dilleri, kültürleri ve renkleriyle, kendi can güvenliklerini koruyarak, kendi topraklarında gayet huzur içinde yaşayabilirler. Buğday ve pamuk ekebilir, enseleri Türk ırk namlularının kurşunundan uzak kendi yetiştirdikleri üzüm de afiyetle yiyebilirler.

Türk devleti olmadığı zaman; Domuz Bağlı ve Faili Meçhul’lü cinayetler de olmaz. “Kürdistan” dedikleri için kimse onları hapse atmaz. Yurtdışı gezilerinden döndüklerinde, kapıdaki polis, Kürtçeyi bu kadar bildiğim için:

“Rojbaş Hevalno” diye karşılar.

Türk polisi nasıl karşılıyor?

“Geldin mi lan! Hani Kürdistan kuracaktınız! Hey Amirim, bir vatan haini daha geldi!”

Gerçekten Kürtlerin bir Türk devletine ihtiyaçları yok. Bu çağda annesi veya babası ölmüş veya ayrılmış bir çocuğun nasıl üvey anne ve üvey babaya ihtiyacı yoksa Kürtlerin de tecavüzcü bir Türk devletine ihtiyaçları yok. Var diyen Kürt, ahmak veya saf değilse, art niyetlidir.

Bu çağı bir Kürt olarak sevmek gerekiyor. Bu çağ, on yılda Kürtlere Batı ve Güney Kürdistan’ın özgürlüğünü getirdi. Sırada Doğu Kürdistan var. Doğu Kürdistan’ın şiddetli doğum sancılarını hissediyorsunuzdur herhalde. PKK ve PJAK’ın, tıpkı Batı Kürdistan’da olduğu gibi, bir Doğu Kürdistan beklediklerini kim tahmin etmez!

Geriye iki tarafın şimdilik birbirlerini oyaladığı Kuzey Kürdistan kalıyor. Kuzey Kürdistan özgürlük depreminin diğer parçaları saracak dokuz şiddetinde geleceğini çok iyi biliyorum. Kürtlerin her sabah tekme tokatla İstiklal Marşlarını okuyacağı, “kaza kurşunu” yiyerek askerlik yapacakları, bir delinin kızları için yazıp Atatürk’e sunduğu sabah andını seslendirekleri, enseleri ölüm üşüyerek kurşun bekleyecekleri, okudukları okullarda ağır satır darbeleri alacakları bir Türk devletine ihtiyaçları yok.

Lütfen dünyaya şöyle bir bakıverin!

Kafanızdaki Türk devlet zincirlerini kırıp atın. Sınırlara hiç takılmayın. Bir avuç paragöz, inkârcı Kürde ve Türk İslam elemanlarına servis yapan Türk devletinin çözüm numaralarıyla vaktinizi harcamayın. Batı ve Güney Kürdistan örneklerine bakın.

Kürtlere, devlet niyetine herhangi bir haydutluk gerekmiyor artık…

Bir Türk devleti hiç gerekmiyor…

bildiricihasan@hotmail.com

***

Not: Aşağıda listesini verdiğim kitaplardan isteyen arkadaşlar, email adresime isim ve adreslerini bildiren bir not bırakabilirler… Kitaplarımı buranın dışında tanıtma şansım olmadığı için, bu notu yazılarımın altına düşüyorum…

1-Dönüşü Olmayan Yol(1)
2-Dönüşü Olmayan Yol(2)-SARYA
3-Dönüşü Olmayan Yol(3)-UÇURUM ATLILARI
4-Geçmişin Gölgeleri
5-Son Mektup
6-Pusu
7-Şervan
8-Ülkeye Dönüş
9-Van Gölü’nde Yılanlı Bir Günün Esrarı
10-Bekaa-Yaratılan Toprak
11-Yasak Ülkenin Günlüğü