Demokratik ulusta özgür birey-yurttaş ve demokratik komün yaşamı – Abdullah ÖCALAN

1925

Abdullah ÖCALAN

Demokratik ulus birey-yurttaşı, özgür olduğu kadar komünal olmak durumundadır. Kapitalist bireyciliğin topluma karşı kışkırtılmış sahte özgür bireyi özünde en geliştirilmiş köleliği yaşar. Fakat liberal ideoloji öyle bir imaj oluşturur ki sanki birey, toplumda sonsuz özgürlüklere sahiptir. Gerçekte ise tarihin hiçbir döneminde gerçekleştirilmeyen azami kâr eğilimini gerçekleştirip, hegemonik sisteme dönüştüren ücretli emek kölesi, köleliğin en geliştirilmiş biçimini temsil eder. Bu tür birey, ulus-devletçiliğin acımasız eğitim ve yaşam pratiğinde üretilir. Yaşaması para egemenliğine bağlandığı için ücret sistemi, bir köpeğin boynuna takılan tasma gibi istenilen yöne bağlanıp çevrilmesini sağlar. Çünkü yaşamak için başka çaresi yoktur. Kaçsa, yani işsizliği tercih etse, bu da bir nevi ayakta can çekişmek demektir. Kapitalist bireycilik ayrıca toplumu inkâr temelinde şekillenmiştir. Her türlü tarihsel-toplum kültürünü, geleneğini yadsıdığı oranda kendini gerçekleştireceğini sanır. Liberal ideolojinin en büyük çarpıtması budur. Başlıca sloganı; “toplum yoktur birey vardır” biçiminde dile getirilir. Kapitalizm esas olarak toplumu tüketme temeline dayalı hastalıklı bir sistemdir. Buna karşın demokratik ulusun bireyi, özgürlüğünü toplumun komünalitesinde, yani daha işlevsel küçük topluluklar halindeki yaşamında bulur. Özgür, demokratik komün veya topluluk, demokratik ulus bireyinin gerçekleştirdiği temel okuldur. Komünü olmayanın, komünsel yaşamayanın bireyselliği de gerçekleşemez. Komünler son derece çeşitlidir. Toplumsal yaşamın her alanında geçerlidir. Bireyin farklılıklarına uygun olarak birden çok komünde, toplulukta yaşamı gerçekleştirilebilir. Önemli olan bireyin yeteneklerine, emeğine, farklılıklarına uygun komünal topluluk içinde yaşamayı bilmesidir. Birey, komün veya bağlı olduğu toplumsal birimlere karşı sorumluluğu, ahlâki olmanın temel ilkesi sayar. Ahlâk, topluluğa, komünal yaşama saygı ve bağlılık demektir. Komün veya topluluk da sonuna kadar bireylerine sahip çıkarak onu korur ve yaşatır. Zaten insan toplumunun temel kuruluş ilkesi, bu ahlâki sorumluluk ilkesidir. Komünün veya toplulukların demokratik karakteri, kolektif özgürlüğü diğer bir deyişle politik komün veya topluluğu gerçekleştirir. Demokratik olmayan komün veya topluluk, politik olamaz. Politik olmayan topluluk veya komün ise özgür olamaz. Komünün demokratikliği, politikliği ve özgürlüğü arasında sıkı bir özdeşlik vardır.

Demokratik ulusun boyutları

O halde demokratik ulusun ilk temel boyutu, esas aldığı birey ve komün bağlamında böyle tanımlanmak durumundadır. Demokratik ulus olmanın ilk koşulu bireyin özgürlüğü ve bu özgürlüğünü bağlı olduğu komün veya toplulukla birlikte demokratik politika temelinde gerçekleştirmesidir. Demokratik ulusun birey-yurttaşı, ulus-devletle aynı siyasi çatı altında yaşadığında tanımı biraz daha genişler. Bu durumda “anayasal vatandaşlık’” çerçevesinde kendi demokratik ulusunun birey-yurttaşı olduğu kadar ulus-devletin de birey-yurttaşıdır. Burada önem kazanan husus, demokratik ulus statüsünün tanınmasıdır. Yani demokratik özerkliğin, ulusal anayasada bir hukuki statü olarak belirlenmesidir. Demokratik ulusal statü iki yönlüdür: Birincisi kendi içinde demokratik özerklik statüsü, yasası veya anayasasını gerçekleştirmeyi ifade eder. İkincisi özerklik statüsünü ulusal anayasal statünün bir alt bölümü olarak düzenler. Birçok AB hatta dünya ülkelerinin anayasasında bu yönlerde statü düzenlemeleri mevcuttur.

KCK’nin kendi tek taraflı özgür birey-yurttaş ve komün birlikteliğine dayalı demokratik ulus inşası esas olmakla birlikte; egemen ulus-devletlerle demokratik özerklik statüsünü kabul eden ulusal demokratik anayasal statü altında çözüme gitmesi de mümkündür. KCK yapılanması her iki özgür birey-yurttaş ve topluluk yaşamına bu  yaşamın yasal, anayasal statüye bağlanmasına açık bir yapılanmadır.

KCK üyeliğini, demokratik ulusun özgür birey-yurttaşı olarak tanımlamak da mümkündür. Fakat bu üyeliği, yurttaşlığı ulusñdevlet yurttaşlığıyla karıştırmamak gerekir. Ulus devlet yurttaşlığı, kapitalizmin modern kölelik statüsünü belirler. Kapitalist bireycilik, ulus-devlet tanrısına mutlak kulluğu ifade eder. Demokratik ulus yurttaşlığı ise, gerçek anlamıyla özgür birey haline gelişi ifade eder. Kürtlerin kendi demokratik ulus yurttaşlığı, KCK statüsü altında gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla KCK üyeliğine, demokratik ulus yurttaşlığı kimliğini atfetmek daha uygun bir tanımlama olacaktır. Kürtlerin kendi demokratik uluslarına yurttaş olması hem vazgeçilmez hakkı hem görevidir. Kendi ulusunun yurttaşı olmamak büyük bir yabancılaşmayı ifade eder ve hiç bir gerekçe ile savunulamaz. Burada karşımıza çıkan sorun, egemen ulus-devlet yurttaşlığının ne olacağına ilişkindir. Aslında her iki tür yurttaşlığı iç içe temsil etmek mümkündür. Eğer Kürt sorunu ilgili ülkede demokratik anayasal vatandaşlık statüsü altında bir çözüme kavuşturulmuşsa, iki yurttaşlığı da birlikte taşımak toplumsal gerçekliğe daha uygundur. Hatta eğer Türkiye AB üyesi olsaydı üçlü yurttaşlık tarifi de mümkün olurdu. Nasıl İspanya’da Katalanñİspanyol-AB yurttaşlığı üçlü bir anlama sahipse, Kürdistan-Türkiye-AB yurttaşlığı da aynı anlama sahip olurdu ve mümkündü. KCK döneminde ilgili her ulus-devlette her Kürt bireyi kendini iki yurttaşlık biçiminde tanımlamaya özen göstermelidir. Özen göstermekten çok iki yurttaş kimliğini gerçekleştirmelidir. KCK kendi demokratik ulus bireylerine özgü ikili (bu uzlaşmayla gerçekleştirilemezse) veya tekli yurttaş kimliğini gerçekleştirmelidir. Bunun için egemen ulus-devletlerin baskıcı durumlarını gözönünde bulundurarak her bireyine uygun ebatta ve amblemli, yazılı yurttaş kimliğini kazandırma görevini yerine getirmelidir.

Komünal yaşam ve birey

Her KCK üyesi-yurttaşı, kapitalizmin hiçlik durumuna indirgediği bireyciliği aşmak ve komün üyesi olarak yaşamak durumundadır. Komünal yaşamı olmayanın bireyselliğinin de mümkün olmayacağını temel ahlâki bir ilke olarak bilmek ve benimsemek durumundayız. Aynı zamanda komün veya topluluk üyesi olmanın demokratik bir yönü olduğunu daimi olarak göz önünde bulundurmak gerekir. Komün veya topluluk demokratik işleyişle ancak politik, dolayısıyla özgür olabilir. Böylece her komünün veya topluluğun aynı zamanda ahlâki ve politik bir toplum birimi olduğu kavranmış olur. KCK’nin her komünü ve topluluğu aynı zamanda ahlaki ve politik bir birim konumundadır. Bireyñyurttaşları da ahlâki ve politik birey-yurttaşlardır. Komün veya topluluklardan anlaşılması gereken, toplumun her alanında işlevsel olan insan gruplarıdır. Örneğin bir köy eğer komün şartlarını taşıyorsa bir komün veya topluluk olduğu gibi bu tanımı mahalle ve kent düzeyine kadar taşırabiliriz. Bir kooperatif, fabrika, vakıf, dernek, sivil örgütlenme de komün olabilir. Aynı zamanda demokratik olmaları gerektiği için bunlara demokratik komünal düzen de diyebiliriz. Yaşamın tüm alanlarına; eğitsel, kültürel, sanatsal, bilimsel alanlara taşımak mümkün olduğu gibi sosyal ve politik yaşamı da hem komünleştirmek hem demokratikleştirmek mümkündür. Özgür birey-yurttaş ancak bu demokratik komünal yaşam içinde gerçekleşebilir. Genelde demokratik ulus birey-yurttaşlığı özelde ve daha somutlaşmış biçim olarak KCK birey-yurttaşlığı sorumlu ahlâki ve politik yaşamın bir gereğidir. Aynı zamanda bu gereklilik, temel hak ve görevlerimiz olarak da anlaşılmalıdır. Ulus devletler bu temel hak ve ödevlerimizi kabul ettiklerinde Kürtler de o devletlerin temel yurttaşlık hak ve görevlerini kabul edebilirler.

‘Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü’ adlı kitabından alınmıştır.

Reklamlar