Reddediyorum! – Zerdeşt TOLHILDAN

1147

İçimdeki tüm bireyci, kendine göre, çıkarcı, toplumla bir olmayan, toplumu ve beni geriye çeken tüm çirkinlikleri REDDEDİYORUM ve özgür yaşamdan yana taraf alıyorum.

Zerdeşt TOLHILDAN

Bir hareketin başarısını da başarısızlığını da belirleyen, o hareketin içerisinde mücadele yürüten kadrolarıdır. Eğer kadrolar ihtiyaçlar doğrultusunda, edinilen amaçlar temelinde hareket edip, görev ve sorumluluklarının bilincinde olursa başarıya ulaşması kaçınılmazdır. Ancak bunun tersi bir durumda başarısızlık son duraktır.

Bu çerçevede Önder Apo’nun PKK hareketi için söylediği “Bugün eğer PKK yenilmez bir duruma gelmişse, koskoca bir sistemi karşısına almışsa ve her yönden saldırılara maruz kalıyorsa bu, kadroları sayesindedir. Diğer taraftan, eğer hala PKK istenilen düzeyde bir başarıyı elde etmemişse bu da kadrolarının yüzündendir.” belirlemesi tam da bu noktaya vurgu yapmakta ve kadronun mücadeledeki rolünü açık bir şekilde gözler önüne koymaktadır.

PKK hareketi başta olmak üzere, tarihten bu yana özgür yaşam mücadelesi içerisine girmiş her insan farklı sebeplerle mücadeleye atılmıştır. Ancak ortak noktaları da yok değildir. Mücadeleye girişen her insanın ortak sebebi ise; ‘yanlış giden şeyler’. Neydi bu yanlış giden şeyler. Tabi ki hiyerarşik-devletçi sistemin çıkışıyla topluma dayatılan ve genlerine kadar işletilmiş yanlışlar. Bu yanlışlar ki, doğayı doğa olmaktan, toplumu toplum olmaktan, insanı insan olmaktan çıkaran yanlışlar. Kısacası demokratik uygarlık yani ahlaki-politik toplum değerlerinden koparan yanlışlar.

Böylesi bir farkındalık olmasına rağmen, hem yukarıda Önder Apo’nun belirttiği üzere, PKK’nin tam olarak istenilen başarıya ulaşamaması, hem de tarihten bu yana çıkmış nice özgür yaşam arayışçısı hareketin başarısız kalması ve sistemin çarklarında erimesi kaynağını nerden alıyor? Yukarıda belirttiğimiz hiyerarşik-devletçi sistemin insanın ve toplumun içine yerleştirdiği kötülüklerden kaynağını alıyor. Peki, buna karşı yapılması gereken nedir? Önemli ve cevabının doğru şekilde verilmesi gereken bir sorudur. Verilebilecek en doğru ve mantıklı cevap ise ‘Sistemin reddi’ olmalıdır.

Ele almak istediğimiz nokta kadro gerçekliği olduğu için kadro üzerinden gidilmesi daha aydınlatıcı olacaktır. Ama ona geçmeden önce bir iki noktada insan gerçekliğinin vurgulanması konumuz açısından aydınlatıcı olacaktır. Önder Apo bu noktada insanı “Big-bangdan beri evrene yayılan gerçekliklerin toplamı” olarak tanımlar. Yine ‘Tanrı ölümsüz insan, insan ölümlü tanrıdır’ derler. İnsan gerçekliğini ve gücünü niteleyen bir söz. Ayrıca ‘mikro kozmos’ yani küçük evren gibi tanımlamalar da yapılmaktadır. Tasavvufta da insana ilişkin yerinde tanımlamalar yapılmaktadır. Taoizm’de geçen “Tao taşta uyur, çiçekte rüya görür, hayvanda uyanır, insanda uyandığının farkına varır.” özdeyişi de insan gerçekliği ve düşünce gücünü çok açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Bu gerçekliğe hiyerarşik-devletçi sistemin çıkışıyla, sistemin dayatmalarıyla inşa edilmiş kişilik de eklendiğinde insanın içerisinde var olan çatışmayı daha rahat bir şekilde görebileceğiz. Bu çatışmaların sonucudur ki, kişi mücadele içerisine girme ihtiyacı duyar. İçte bir çatışma hali yaşamayan kişi, egemen sistemin kölesi olmuş, sistemin boyunduruğu altında her şeyi kabullenmiş kişiliktir. Tam da bu noktada kadro gerçekliğini ve bugüne kadar başarıdan çok başarısızlıkların çıkışını değerlendirecek olursak-Önder Apo ve PKK hareketinin sistemi ne derece zorladığı ve kazanımlar elde ettiği artık tüm insanlık tarafından bilinmektedir-konumuzun açıklayıcılığı daha da netleşecektir.

Şimdi dedik ki: insan her şeyi içerisinde barındır. Hiyerarşik-devletçi sistemin çıkışıyla kötü şeyler de içerisine yerleşmiştir. Tam da bu noktada sorulacak ilk soru ‘Kölelik mi, özgürlük mü?’ sorusu olacaktır. Çünkü insanın içinde çatışan iki güç var. Biri köleliği temsil eden, yani hiyerarşik-devletçi sistemin inşa ettiği gerçeklik, diğeri ise özgürlüğü temsil eden, demokratik uygarlık sisteminin yani ahlaki-politik toplum değerlerinin inşa ettiği gerçeklik. Eğer özgürlükten yana tavır konulacaksa köleliğin reddi olmazsa olmaz konumundadır. Ret edilmediği taktirde, bir arada yaşanılmasına izin vermek anlamına geleceği gibi, her fırsatta sistemin kucağına düşme riski çok yüksektir. Bunun için insanın edindiği amaçlar doğrultusunda hareket etmesi ve başarıya ulaşması hiyerarşik-devletçi sistemin reddinden geçmektedir.

Geçmişten beridir insan için ‘kendini bil’ denilmektedir. Nice felsefeci, din, tasavvuf ve bilim ehli bu gerçekliği her seferinde dillendirmiştir. Çünkü en büyük ve değerli bilme kendini bilmedir. Kendini bilmeden edinilecek diğer her türden bilme, insanı sapkın bir yola itmekten kurtaramayacaktır. Madem iyi-kötü, güzel-çirkin, özgürlük-kölelik vb. daha sayabileceğimiz nice olguyu beraber yaşıyorsa bunları aşması için insanın kendisine yönelmesi hayati konumdadır. Özellikle de kendisini özgür yaşam mücadelesine adamış, kadrolar için bu olmazsa olmaz kabilindedir. Bir kadro kendisini tanıdıkça, tanımlayabildikçe dışarda yaşanan bir çok şeye anlam verebilir ve dahil olabilir. Aksi, sunulu yaşamın kıyısında-köşesinde yalpalanan biri olmaktan öteye gidemeyecektir. Bu da edinilen amaçlarla, hedeflerle bağlantılıdır. Hedefleri ve amaçları büyük olan büyük yaşar, küçük olan küçük yaşar. Var olanı değiştirmek, yaşanılanları kabul etmemek insanın elindedir ve kendisini de bu şekilde var eder. Önder Apo bunun için; “Amaçları güneş kadar net olan, bunu başarıya ulaştırmak için yol-yöntemini de bulur” dedi.

Özgür yaşam mücadelesine baş koymuş her kadronun edindiği amaç doğrultusunda sistemi reddetmesi bu anlamıyla önem arz etmektedir. Sistemin reddi gelişmeden, kendisini var olan sistemin çirkinliklerinden, hastalıklardan kurtarmadan, kurtarmak için bir çaba içerisine girmeyen, kişinin doğru temelde bir başarıyı elde etmesi imkânsızdır. Bir yere kadar belki bir başarı elde edilir, ancak eninde sonunda varılacak nokta sistemin hastalıklı yaşamında erimek olacaktır. O zaman bencilliği, çirkinliği, köleliği, her türden kötülüğü, savaşı, kırımı, hastalıkları temsil eden hiyerarşik-devletçi sistemi reddettiğimizi avazımız çıktığınca haykıralım. ‘REDDEDİYORUM’…

İçimdeki tüm bireyci, kendine göre, çıkarcı, toplumla bir olmayan, toplumu ve beni geriye çeken tüm çirkinlikleri REDDEDİYORUM ve özgür yaşamdan yana taraf alıyorum.

Kadını küçük gören, düşüren, öteki sayan, bir meta gibi algılayan, sadece cinsel düşünen tüm erkeksi alışkanlıklarımı REDDEDİYORUM ve ‘özgürleşen kadınla özgür bir toplumda’ yaşamaya karar veriyorum.

Beni sadece yaşadığım anla sınırlı bırakan, günümü gün edeyim anlayışından, dünü bugünden, bugünü yarından ayrı tutan yaklaşımlarımı REDDEDİYORUM ve doğru zaman ve mekanda kendimi ve toplumumu oluşturmaya adıyorum.

Doğayı talan eden, kendi malıymış gibi istediği gibi kullanan, cansız bir varlıkmış gibi değersiz ve tüketilmesi gereken olarak gören anlayışımı REDDEDİYORUM ve kendimi evrensel bütünlük içerisinde, her şeyi canlı gören, bir değerinin ve potansiyelinin olduğuna inanan bir düzeye getiriyorum.

Diyelim, diyebilelim. Dedikçe kendimizle, toplumla, doğayla, evrenle bütünleşebiliriz. Diyebildiğimiz derece kendimizi var kılma yolunda kararlıca adımlar atabiliriz. Ama önce söyleme cesaretini gösterip tüm korkularımızla yüzleşelim.

Evet, bir yerden başlamalı. Bu cesareti göstermeli. Sistemin elimizden almış olduğu cesaret zırhımızı tekrar giymeli. Önce kendimizi var olan çirkinliklerden arındırarak, toplumu içinde debelendiği bataklıktan kurtarma kararlılığını gösterelim. Bu da ancak güçlü amaçlar edinerek, edinilen amaçların uğrunda gerekirse ölümlere giderek varılır. Önder Apo bunu göstermiştir. Bunun pratiğini de PKK hareketiyle yaşamsal kılmıştır. PKK, kurulu sistemin reddi üzerinden mücadelesini oluşturup, savaşa atılandır. Önder Apo önce kendisini, sonrada hastalıklara mahkum edilmiş toplumu her türden çirkinliklerden arındırma sözü ve karlılığıyla yürüdüğü yolda başarı kapılarını sonuna kadar açmıştır. Önder Apo anlamın ve hissin bütünleşmesi olayıdır. PKK de bunun pratiğe konulmuş halidir. Bu temelde biz de bir gün daha geç kalmadan, var olan sistemin baskı, zülüm ve uygulamalarından kurtulmak için REDDEDİYORUM diyebilmeliyiz.

Önder Apo Demokratik Uygarlık Manifestosu’nun dördüncü kitabı olan “Ortadoğu’da Uygarlık Krizi Ve Demokratik Uygarlık Çözümü” kitabında “Nasıl yaşamalı, ne yapmalı ve nereden başlamalı sorularına verilecek ilk ortak cevap sistemin içinden ve sisteme karşıtlık temelinde başlamalıdır. Fakat sistemin içinden sisteme karşıtlık, eski bilgeler düzeyinde her an ölüm pahasına hakikat savaşçılığını gerektirir. Nasıl yaşamalı nereden başlamalı ile iç içe olacak şekilde, modernitenin bir zırh gibi giydirdiği deli gömleğini çıkarır misali nefret ederek bu yaşamdan vazgeçeceksin. Gerektiğinde her an kusarak mideni, beynini ve bedenini içindeki bu yaşamdan arındıracaksın. Sana kendini dünya güzeli gibi sunsa bile, içindekini kusarak yanıt vereceksin. Diğer iki soruyla iç içe olarak, ne yapmalı sorusuna sisteme karşı hep eylemlilik biçiminde bir karşılıkla yanıt vereceksin. Ne yapmalının cevabı bilinçli ve örgütlü pratiktir.” diyerek nasıl yaşamalı, ne yapmalı ve nereden başlamalı sorularına açık bir şekilde cevap vermiştir.

Şimdi sıra bizde. Bu soruları kendimize sorarak, özgürlük mü-kölelik mi, sorusunda doğru bir cevaba ulaşalım. Başlangıç olarak, özgür yaşam arayışçısı, Önder Apo’nun uygulayıcısı ve pratikçisi-tüm yetmezliklerine rağmen- PKK hareketinin saflarında yer alarak sistemin reddini başlatalım. Bir yerden başlamalı. Bir yer başlangıç noktası olacaksa eğer, bu bugün hiyerarşik-devletçi sistemi kaos aralığına sürükleme gücünde olan PKK hareketinin saflarında yer alma olmalıdır. Kürdistan özgürlük dağlarında özgür yaşam mücadelesi onurluca ve kararlıca verilmeye devam ediyor. Her insanın, özgür yaşam kadrosunun, eşit ve özgür bir dünya umuduyla yüreği çarpanın, demokratın, feministin, ekolojistin ve daha sayamadığımız nice yaşanılır bir evren oluşturma amacında olan herkesin, kendilerini adadıkları amaçlarının bilinç ve sorumluluğunda olarak ‘sistemin reddi’ çıkışını yapmalıdırlar.

Reklamlar

One thought on “Reddediyorum! – Zerdeşt TOLHILDAN

Yorumlar kapalı.