Bir Ermeni ve Bir Kürt Milletvekili

Bir Ermeni milletvekili.

 Adı Krikor Zohrab.

Aynı zamanda şair, yazar, gazeteci, avukat ve hepsinden de ötesi entellektüel bir aydın.

Tüm bu özelliklere sahip olmasıyla ünü artan Krikor Zohrab.

Zohrab, 1908 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda İttihat Terakki’in yaptığı darbe sonucunda, ikinci meşrutiyetin ilanıyla birlikte yapılan seçimlerde Osmanlı Meclisi Mebusanı’na milletvekili olarak girer.

Osmanlıcılık düşüncesini savunur. Tutku derecesinde bu idealin peşinden gider.

Mecliste, kimileri O’na ”Meclisin bülbülü”, ”kimileri Meclisin en iyi hatibi” der.

Zamanın en özgürlükçü kadın hakları savunucusu.

”Beraber yaşamak için, beraber ölmek lazımdır” diyerek Osmanlıya askerlik yapmayı meşrulaştıran bir kişilik.

Bu Osmanlıcı yaklaşımı 1.Dünya Savaşı’nda da sürdürdü.

Ermenilerin savaş nedeniyle seferberlik çağrısına uymasını, özel vergileri vermesini savundu.

O’nun girişimleri neticesinde, patriğin önderliğinde Ermeniler topladıkları paralarla bir seyyar hastane kurup, Osmanlı Ordusu’na bağışladılar. Ermeni kadınları yaralı askerler için gönüllü hastabakıcılık yapmak amacıyla kurslar gördüler. Bunların hepsine esas önderlik yapan Krikor Zohrab idi.

Zohrab’ın milletvekili olduğu dönemde 1909 yılında Adana’da Ermeni Katliamı yapıldı. Tam tamına 20 bin Ermeni Adana’da katledildi.

Katliamın esas planlayıcısı İttihat ve Terakki Partisi idi. Ne yazık ki, Ermeniler Osmanlı Meclisi’nde İttihat ve Terakki Partisi’yle beraber aynı koalisyonda yer alıyorlardı. Yani iktidar ortaklarıydı. Bu koalisyonun bir üyesi de Krikor Zohrab idi.

Katliamın İttihat ve Terakki Partisi tarafından yapıldığı Zohrab’a sorulur.

Zohrab verdiği cevap da ”Evet şüpheler var ama bizim güvenebileceğimiz İttihatçılardan daha iyi bir kesim yok” diyor.

Bunu diyen entellektüel aydın bir Ermeni milletvekili, 1894-1896 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından 200-300 bin Ermeni’nin katliama uğratılmasından da haberi var.

Ermenilerin Osmanlılarca katledilmesinin amacını bilecek kadar keskin ve kıvrak bir zekâya da sahiptir Zohrab.

Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar ve başka yerlerde halkların özgürlük direnişi sonucunda işgal ettiği bu mazlum halkların topraklarını birer birer terk etmek zorunda kalıyordu.

Osmanlı İmparatorluğu, işgal ettiği topraklarda Türklüğe devşirdiği Boşnak, Pomak, Terekeme, Tatar, Ahıskalılara, Anadolu ve Kürdistan’da yer açmak amacıyla, Anadolu ve Kürdistan’da yaşayan Ermenileri katletmek için uzun süreli bir planlama sonucunda Ermeni Katliamı’nı çok planlı bir şekilde yürütüyordu. Plana göre,  buraların en kadim halkı olan Ermeniler katiledilecek, topraklarına devlet el koyacak, Balkanlar ve Kafkaslardan getirilen devşirmeler bu topraklara yerleştirecek. Plan olduğu gibi uygulanıyordu. Söz konusu Ermeni katliamının planlayıcısı ve başlatıcısı Ulu Hakan denilen Türk-İslam Sentezinin fikir babası olan 2.Abduhamit idi.  Bu planı 2.Abdulhamit’ten devralan ise İttihat ve Terakki Partisi oluyordu.

Zohrab, işte bu katliam planını devralan İttihatçıları en iyi kesimlerdir diye destekleyecek kadar politik saflığa sahipken, aslında İttihatçıların elinden kendisinin ve mensubu olduğu halkının sonunun hazırladığının farkında değildi. Zamanın en azgın İttihatçılarından biri olan Halil Menteşe’yi de evinde saklayacak kadar da bir İttihatçı koruyucu. 1915 yılında 1,5 milyon Ermeni’nin soykırımdan geçirilmesinde baş planlayıcısı olan Talat Paşa ile İskambil oynayacak kadar samimi.

Ölüm sürgününe gönderildiği akşam Talat Paşa’yla iskambil oynar.  Talat Paşa O’nu, O da Talat Paşa’yı öper. Ölüm öpücüğünü Talat Paşa’dan aldığı akşam tutuklanır ve sürgün edilir. İşin en ilginci İstanbul’daki 24 Nisan 1915 operasyonunda hemen sonra Vezir Talat Paşayı ziyaret etmesi ve” var olan dönemin devlete ve millete hizmet etmesi gereken dönemdir” demesidir.

Zohrab’ın, İttihatçılara yaptığı bu destek ve hizmetlerin karşılığında, İttihatçılar’dan aldığı ödül kendisinin ve 1,5 milyon Ermeni halkının soykırıma uğratılmasıdır. Tarihin yaprakları 2 Haziran 1915’i gösterince Krikor Zohrab, Riha-Amed yolunda katliam sürgününde öldürülür.

Bir de bir Kürt milletvekili var.

Adı Leyla Zana.

Benim ve herkesin 2004 yılında Avrupa Parlamentosu’nda Sakharov ödülünü alırken yaptığı konuşmada ”Türkiye’de sistematik işkence kalmamıştır” diyerek dünya tarihinin benzersiz katliamcı ve işkenceci devletini piru pak çıkarmaya çalışmasına rağmen yine saygı gösterdiğimiz Leyla. Yine de bağışladığımız ve koruduğumuz Leyla Zana.

Son olarak Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajın her bir cümlesinde Ermeni Milletvekili Krikor Zohrab’ın İttihat ve Terakki Partisi karşısındaki tutumunu kat be kat aşan bir durum var.

Zohrab, kendi halkının ve kendisinin gücüne inanmıyor, ”İttihatçılardan başka güvenebileceğimiz kimse yok” diyerek, İttihatçılarla iktidar ortağı oluyordu.  İttihatçılar 2.Abdulhamit’in Ermeni Soykırımı planını devralmışlardı ve katmerleştirerek devam ettiriyorladı. Erdoğan ve AKP’nin Kürtlere yönelik uyguladığı plan, 2.Abdulhamit ve İttihatçıların Ermenilere karşı icra ettiği planı aşıyor. Erdoğan’ın Kürtlere karşı icra ettiği soykırım planı, 2.Abdulhamit, İttihatçı, Kemalist ve tüm Türk iktidarların uygulaya geldiği planların bileşkesidir, zirvesidir, en sinsisidir.

Erdoğan’ın bizzat talimat verdiği 2006 Amed Katliamı ortada.

Roboski Katliamı daha yeni.

Pozantı’da ki tecavüz vahşeti devam ediyor.

Çele’deki kimyasal katliamı aleni.

Derinleştirerek sürdürdüğü kültürel soykırım herkesin aşinası.

8 bin Kürt siyasetçi zindanda.

Kürdistan, her gün onlarca uçakla bombalanıyor.

Leyla Zana’nın milletvekili arkadaşları zindanda rehin.

Rehin alan Erdoğan.

Kürdistan’ı boydan boya savaş alanına çeviren Erdoğan.

10 yılda 240’ın üzerinde Kürt çocuğun katledilmesinden sorumlu Erdoğan.

Zana’nın arkadaşlarına ”kalleş”, ”nekrofili” ve ”morg bekçisi” diyen Erdoğan.

Zana’nın milletvekili seçilmesi engellenmeye çalışılınca, Zana’ya seçilme hakkının tanınması için O’nun seçim bölgesi olan Bismil’deki protestolarda Erdoğan’ın emrindeki polislerce vurulan İbrahim Oruç ne diyecek Zana.

Kürt çocuklarının Türkleştirilmesiyle yetinmeyen Erdoğan, Türkçe bilmeyen annelerimize Türkçe öğreterek Türkleştirmesini ilerleme diye öven Kürt dilinin savunucusu Leyla Zana.

”Erdoğan’a inanıyorum, bu işi Erdoğan çözer” diyor.

Zohrab da İttihat ve Terakki ile Talat Paşa’ya inanmıştı. Talat Paşa’yla görüştü. Sonuçları yukarıda yazılı.

Leyla Zana ise Erdoğan ve AKP’ye güveniyor. Erdoğan’la görüşmek istiyor. Sonuçları ne olacak?

Erdoğan’ın şimdiye kadar Kürt halkı yaptığı zulümler, katliamlar gelecekte yapacaklarının ifadesi değil mi?

Özgür Bilge

Reklamlar