EFTELYA.

EFTELYA.

Şevin Ece Gündeş

”Bir el uzanır bana.

Sınırların ardından..”

O sınırların ne olduğunu pek bilmiyorum. Herkesin sınır anlayışı çok farklı. Tek bildiğim o sınırların ardından bana bir el gelmediği.

”Büyümeli sevdamız,

Kardeşlik toprağında..”

İşin en kötü tarafı kardeşlik toprağının neresi olduğunu henüz kestirememem. Amed toprağını kardeşlik toprağı hissettiğim oluyor arada sırada. Ama gel gör ki; Ne o toprağa ayaklarımı basabiliyorum, ne de toprağına ayaklarını basanların kokusunu alabiliyorum.

”Ver elini ver bana Eftelya,

Uzansın elimiz Eftelya..”

Eftelya sıfatına kimi tâbi tutarım karar veremedim. Bana elini uzatacak mı, ellerimiz uzanacak mı kardeşlik topraklarına, merak ediyorum. Eftelya’nın elleri terlerse? O zaman insanlar kardeş olmaktan vaz mı geçecek?

”Benim divane gönlüm,

Seni ister Eftelya..”

Eftelya belki de bir çıkıştır bize. Eftelya gelecek, ellerini uzatacak, kardeşleri sıkı sıkı kenetleyecek. Eftelya’ya umut bağlamışızdır belki hepimiz.

”Aynı topraktan geldik,

Biz bize benzeriz..”

Hepimiz topraktan varolduk. Bu kavga niye? Neden istenmeyen bir taraf var hep? Neden sınıflara ayrıldık? Eskiden neşeli bir biçimde yaşarken; şimdilerde neden bu kadar asabi yaşıyoruz? Bizi Eftelya mı bu kadar asabileştirdi?

”Sevda ile dururken,

Neden kavga ederiz?”

Hiç mi bir yolu yok sevda ile durmanın? Yeterince yenik, güçsüz düştük. ”Kardeş kavgasıdır, geçer.” derdi annelerimiz. Hangi kardeş birbirini öldürür? Niye kardeşler barışmıyor? Demezler mi hep ”Bir gün neden bu kadar çok kardeşin olduğunu anlayacaksın, sevineceksin, hoşuna gidecek.” diye. Biz hala sevinemedik. Kendimiz bildik bileli, hep bir kavga var kardeşler arasında. Yetim, öksüz kalmadık mı yeterince?

Küçükken hep Eftelya şarkısını söylerdik. Eftelya benim içimde yaşayan bir Zilandı. Her zaman beklerdim. Gelecek, ellerimizi tutacak, herkes kardeş olacak. 23 Nisan’da çizdiğim resimler hep aynıydı. Elele tutuşan, birbirinden farklı çocuklar. Büyüdükçe o resimlerden hep birileri eksildi. Şimdilerde kağıtta bir çizik bile olmuyor. Eftelya’ya kızmıştım geçenlerde. Ellerimizi tutmamıştı. Götürmemişti beni Amed’e. Öksüz, yetim bırakmıştı beni buralarda. Hâla daha çok kızgımın Eftelya’ya. İçimden küfür etmek geliyor. Ama yine de çıkaramıyorum, atamıyorum içimden. Bir keresinde rüyama girmişti. Yüzü parlıyordu. Bana diyordu ki;”O gün gelecek, az kaldı. Gelip ellerini tutacağım, kavuşturacağım seni kardeşlerine..” Hâla o bekleyiş var bende. Bekliyorum, Eftelya’nın ellerimi hiç bırakmamak üzere tutmasını. Biliyorum ki gelip tuttuğunda çok iyi hissedeceğim kendimi. Ellerimizi ayırmak isteyenler olacak. Isıracaklar, bıçaklayacaklar ellerimizi. Ya ikimizin eli beraber kesilecek, ya da o eller gözyaşlarımızla iyileşecek. Ölürsekte beraber öleceğiz. Ben, Eftelya ve kardeşlerimiz.

Hâla bir saz tıngırtısı duysam; Eftelya gelir hatırıma. Beklerim amcamın diline ”Eftelya” düşecek mi diye. İçimden eşlik ederim her söylediğinde de. Ama sesimi benden ve Eftelya’dan başkası duymaz. Bir büyüdür Eftelya. Biri duyarsa bozulur. Eftelya hiç gelmez diye bütün bu korkularım.

Bir gün olur da bu büyü bozulursa; gelip yanıbaşıma bana bunları söyle:

”Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman. Uykusunda bir kuş ölür ecelsiz. Alıpta başını gitmek istersin. Karanlık sokaklar, kör, sağır, dilsiz..”

Çünkü büyü bozulduğunda bir kuş ölür. O kuş benim kardeşlerimden birini simgeler. O kuşlardan biri giderse, ben eksik kalırım, ben de giderim..

KAYNAK : YARMAGIRL

Reklamlar