Olay mı? Alay mı?

Olay mı? Alay mı?

 SUAT BOZKUŞ

10 Mart 2012 Cumartesi

Devletin ve emrindeki özel savaş medyasının dili çok önemlidir. Bu dilin kendisi hatta tek kelimesi bile ırkçı-katliamcı zihniyetin ifadesi ve bir psikolojik savaş aracıdır. Eskiden beri solcular ve sosyalistler hakkında neyin nasıl yazılacağı devletin tepesinde kararlaştırılır ve ondan sonra cumhurbaşkanından köy muhtarına, bütün basına kadar tek ses olurlardı: Rus uşağı, Moskof uşağı komünistler, dinsiz-imansız vatan haini, vatan millet düşmanı, ırz namus düşmanı komünistler… vb

Yakın dönemde ve halen PKK ve önderlerine karşı aynı merkezi dilin kullanıldığını biliyoruz. Genelkurmay ve MİT, medya baronlarına haberleri verirken sadece PKK ya da Apo dememelerini, başına mutlaka hakarete Newroz olayları…

Maraş, Çorum, Sivas, Gazi olayları….den bir sıfat eklemelerini emretmiştir. Bir haberinde bu kurala uymadan sadece Öcalan diyen bir TV kanalı anında cezalandırılmıştır.

Eskiden vak’a ya da hadise derlerdi. Sonra öz Türkçecilik akımıyla olay kelimesi icat oldu. O günden sonra da bir “olay” modası başladı. Okuduğunuz-duyduğunuz olay kelimelerine bir dikkat edin de kimler ne anlamda kullanıyor bir düşünün. Tabii ki beni ilgilendiren bunlar değil de devletin-medyanın dilindeki olay kelimesi ve kullanma amacıdır.

6-7 Eylül olayları…

Kıbrıs olayları..

Öğrenci olayları…

Sağ-sol olayları..

15-16 Haziran ve İşçi olayları…

1 Mayıs olayları..

Cizre, Nusaybin, Şırnak, Dersim, Güçlükonak olayları, Rahip Santora olayı, zirve olayı, Hrant Dink olayı..

Bunların her biri bir cinayettir-katliamdır ama olay denip geçilir. Sanırsınız ki köprü altındaki işsiz güçsüz serseriler ya da mahallenin yeni yetme gençleri yaramazlık yapıp ortalığı karıştırmışlardır. Oysa bunların her biri bir katliamdır. Hem de devletin en tepelerinde ve en derinliklerinde planlanmış, devletin maaşlı memurları tarafından uygulanmış katliamlardır. Bu katliamlarla devlet politikasında temel değişikliklere gidilmiş ve muhalefet odakları ezilmiştir. Bu nedenle bu katliamların failleri hiç bir zaman yakalanamaz. Ele güne karşı ayıp olmasın diye bir kaç kişi yakalansa da ya çok az ceza alır, ya cezaevinden kaçar ya da zaman aşımından serbest kalır. Bakın bu katliamlardan ötürü kak ettiği cezayı alan tek kişi yoktur. Hatta 6-7 Eylül 1955 katliam-soygun-yağmalarının faili olarak yazar Aziz Nesin ve arkadaşları yakalanmış, suçlu olarak komünistler ilan edilmiştir.

Bu zincirin son halkası da 2011 sonunda Roboskî katliamı oldu. Aradan üç ay geçti hala “Roboskî olayı” araştırılıyor. Kim, neden yaptı belli değilmiş. Roboskî’de dökülen kan kurumadan ve failleri ortaya çıkarılamadan bir başka vahşet ve rezalet Pozantı cezaevinde ortaya çıkarıldı. Bu da “Pozantı olayı” olarak güya araştırılıyor. Pozantı’daki alçak-vahşi saldırının failleri hala ortaya çıkarılmadı ama olayı ortaya çıkaran gazeteci yakalanıp tutuklandı. Tecavüzcülere bir şey olmadı ama tecavüze uğrayan çocuklar Sincan’a sevk edildi ve hücrelere konuldu.

Şimdiye kadar bu tür katliamlara, vahşetlere, alçaklıklara devlet ve medya “olay” deyip geçti. “Olaylar” yetkili mercilerin araştırmasına bırakıldı. Bu arada daha büyük “olaylar” olduğu için eskileri unutulup gitti. Yani “olay nerde, suya düştü, su nerde inek içti, inek nerde, ormana kaçtı, orman nerde yandı kül oldu” masalıyla toplumu uyuttular. Böylece TC devlet çarkı ve hür medyanın alçaklıkları sürdü gitti. Oysa ortada olay falan yok, bunlar düpedüz  gerçeklerle, insanlıkla ve ezilenlerle alay etmektir. Devletin özel örgütleri ve görevlileri devletin verdiği silahlarla bir katliam yaparsa bunun adı “olay” değil, düpedüz katliamdır. En baştan en sona bütün katliamlardan devlet ve devletin başındaki siyasiler sorumludur. Bu katliamların bir teki bile tam anlamıyla açığa çıkarılsa gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Bu nedenle bir tekini bile ortaya çıkarmazlar. Demokrasi havarisi kesilen AKP ve destekçileri, demokrasi tellalı CHP’liler: Gelin en sondan, en yakından ve kolayından yani Roboskî katliamından başlayın düğümü çözmeye.

Yapamayız derseniz sizler de katliamın suç ortağısınız demektir.

SUAT BOZKUŞ

suatbozkus@hotmail.com

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA 

Reklamlar