FİLMİ BAŞA SARALIM…


AZAD BADIKI

17/12/2009

Türkiye’nin en büyük sorunu, Aydinlardan yoksun oluşudur. Kendini Aydın diye gösteren bir sürü kişi Halkı kendileri gibi Balık Beyinli sanıp “suçluyu mağdur, mağduru suçlu” konumuna sokabiliyorlar.

Neden mi bunları diyorum?

Başa dönelim ve filmi başa alalım.

Cumhuriyetin kuruluşundan başlarsak aslında daha iyi olacak ama bu kadarda çok eskiye gitmeyeçeğim. 11 yıl öncesine gidip yüzeysel geleceğim bu şekilde de olsa belki birşeyleri artık Türkiye Halklari kavramiş olur.

Sayın Abdullah ÖCALAN uluslararasi bir komplo ile Türkiye’ye teslim edildi. Bu Komployu ABD, Israil, Ingiltere ve Yunanistan  ortaklaşa yürüttü. Amaç Türkiye’de bir iç savaş çıkarmak ve bu şekilde Devleti yıkmaktı. Ama tutmadi. Çünkü Sayın Abdullah ÖCALAN Kürd’lere “sakin olun” dedi ve bu şekilde Kürdler durmuştu.

ilginçtir değil mi?

Bu 4 ülkeyi ben hep düşman olarak gördüm. Daha doğrusu bana hep bu ülkelerin düşman olduğunu öğretmeye calıştı Türk Eğitim Sistemi. Gel gör ki bu düşmanlar Türk Devletinin kabusu olan bir örgütün liderini onlara teslim etti.

Çok yaşa ABD, Çok yaşa Israil, Çok yaşa Ingiltere, Çok yaşa Yunanistan, Çok yaşa vs.

Yok korkmayın; çok yaşamıyacaklar, bunuda size baska bir yazımda anlatırım.

Filme dönelim.

Statükocu Devlet asla tahmin etmediği bir şeyi eline geçirince çok şaşırdı. İlk başlarda zafer sarhoşluğunu yaşasada sonra Oyunun büyüklüğünü anladi.

Nasil mi?

Kürd Halkinin büyük başkaldırısıyla ne kadar kendini aydın gibi gösteren balık beyinliler bunu size gazetelerden sunmazsada devlet şunu gördü “ÖCALAN’ın Ölümü devleti bir iç savaşa sürükler ve Devlet ikiye bölünür. Hatta devlet diye bir olgu kalmayabilir. Devlet kendi oyununu geliştirdi”. Sayın Abdullah ÖCALAN ve Kürdler oyunların farkında oldukları halde belki bariş olur umuduyla sabrettiler. Çünkü Kürdler barişta kararliydilar ve bariş için fedakarlıkların olması gerektigini biliyorlardı. Ama devlet bunu fırsat bilip Sayın Abdullah ÖCALAN’i hemen değil, zamana yayarak öldürmeyi esas aldi ve her 5 yilda bir öldürme denemesi yapti. Bu denemeler aslinda Kürd halkinin nabzına yönelikti. Kürdler halen ÖCALAN’ın yanında mı degil mi diye. Ama Kürdler hep liderleri Sayın Abdullah ÖCALAN’ın yanında olduğunu, can vereceğini bile bile gösterdi.

Bu süreçte Kürdler ne yapti?

İlk başta silahlı birliklerini Kürdistan’ın güneyine ve Doğusuna çekti. Yani Türkiye sınırları içinde olan Kuzey Kürdistan’dan tamamen çekti. Bu çekilişi bile Türk Ordusu firsat bilip gerillayi öldürmeye, yok etmeye çalıştı. Buna rağmen Kürd’ler Sayın Abdullah ÖCALAN’a bağlıydı ve savaşin artık bitmesini istediklerinden bağırlarına taş bastılar, Ses çıkarmadılar.

Ama ne yazıkkı Türk halkı Kürd’lerin evlatlarını TERORİST gördükleri için her ölen gerilla için eğlenceler yaptılar. Sonra da ölen Türk askerleri içinde Kürd’lerin üzülmesini beklediler. İyide Türk askeri ölünce neden Kürdlerin üzülmesini bekliyorsunuz? Onlar içinde ölen işgalci güçlerdir hatırlatırım. Nasıl ki sizin için onların evlatları teroristti onlar içinde ayni sey geçerliydi.

Bunlar gelişirken bazı dönemlerde yine sertleşmeler gelişti. Özellikle Ordunun Güney Kürdistan’a (Kuzey Irak olarak biliyorsunuz) girmeye calişmasi yani Güney Kürdistan Harekati karşisinda hiç ummadıkları bir duvara çarpınca neye uğradıklarını şaşırdılar ve arkasından bazı karakollara PKK’liler çok büyük saldirilar yapip “burada ben istersem seni temizlerim”cevabını verdi.

Bunu gören devletin timsahları başka bir plan üzerine yoğunlaştılar.

Plan neydi biliyormusunuz?
90 yıl boyunca plan şuydu “iyi Kürd ölü Kürd’tür “ bu tutmayınca bu sefer plana şunu eklediler “iyi Kürd ölü Kürd’tür yada iyi Kürd Köle Kürd’tür”. Bu yeni planda Kürd’lere “ya onurunla öleceksin yada onursuzca yaşayacaksin” dayatması vardı.

Ve bu planda çok ince hesaplar vardı.

Kürdleri ayrı PKK’yi ayrı göstermek, PKK’yi ayrı Sayın Abdullah ÖCALAN’ı ayrı göstermek, Kürd’leri ayrı Siyasi partileri olan DTP’yi ayrı göstermek, vs bunu sıralayabilirim. Kısacası böl parçala ez politikasına farklı argumanlar katarak devamdı. Ama bu tutmadı. Çünkü Kürd’ler 90 yıl boyunca size inandı ama sizler 1923 yılından bu yana hep ihanet ettiginiz. Inanmaları için yapmanız gerekeni çok iyi biliyorsunuz ama işinize gelmedigi için yapmazsınızda.

Bazı balıklar diyorki DTP’nin kapatılması çok kötü oldu. Ama DTP’nin çok kabahati vardı.

Neydi kabahati?

Kendi cocuklarina terorist dememişler.

Bende size soruyorum.

Siz kendi Ordunuza terorist diyebiliyor musunuz?

Tecavuzcu diyebiliyor musunuz?

Iskenceci diyebiliyor musunuz?

Bebek katili diyebiliyor musunuz?

DTP yi kapattınız hayırlı olsun….

Şimdi diyeceksiniz iyide biz 11 yıllık filmi bekliyoruz. Nerde bu film? Aslinda iyi bakarsanız bir degil binlerce film anlatiyorum, yeterki görmek isteyin.

Gelelim Türk Basbakan’in Kürd’lerin karşisina geçip 90’lik yaşlı kadını (TC) makyajlayarak Kürdlere 18’lik gençkızı size sunuyorum olayına. Yani Milli Birlik ve Beraberlik Projesi’ne.

Ne dedi?

“Kürd realitesini tanıyorum. Kürd sorunu benim sorunumdur” dedi ve gitti. Gider gitmez verdigi ilk emir “kadında olsa çocukta olsa güvenlik güçlerimiz ne yapacağini bilir”dedi ve güvenlik güçleri kadın çocuk demeden halkı katletmeye basladi. Resmen Devlet terör suçu işliyordu ama basindaki balıklar bunu görmüyordu nedense. (11 yillik süre zarfında devlet sadece 458 çocuk katletti).

Tabi  ne demiştik?

Ölen Kürd ise sorun yok…

Ama unuttukları bir şey vardi. Kürd’lerinde duyguları vardı. Kürd’lerde kendilerini savunacakti. Ve Kürd halkinin organize bir gücüde vardı. Adi PKK idi ve istedigi zaman cevap verebilecek güçteydi. Ama Kürd halkı buna rağmen terör eylemlerine girmemeye özen gösterdi. Çünkü Devlet Teröründen dolayı evleri yakıldı, çocukları gözlerinin önünde katledildi, genç yaşlı demeden kadınlarına tecavüz edildi, işkenceler yapıldı, sokak ortasında kim olduklarını bildiğimiz kişilerce sivil halktan tutun siyasetçisine kadar katledildiler. Bu kadar büyük bir Devlet Terörüne rağmen Kürd’ler halen size barış elini uzatıyorsa oturun ve sizler düşünün. Ne yapmaktır amacınız?

Gelelim son yıllara

Yil : 2009

Kürd’ler her şekilde barış sürecini başlatmak ve bunun içinde can vermeye hazır olduğunu gösterdi. Büyük baskılara rağmen marttaki seçimlerde Kürd Halki siyasi iradesini gösterdi ve 99 belediyeyi ele geçirdi. Aslinda orda Kürd’lerin amaci Belediye Başkanlıgı degildi siyasi zeminde de güçlü olduğunu tek vücut olduğunu Statükocu Devlete gösterdi ve dediki“bu kadar baskıya rağmen çok güçlüyüz, demokratik zeminde çözümde ısrarlıyız ve sizinle barış yapmak istiyoruz”.

Cevap çok gecikmedi Statükocu Devlet cephesinden. Operasyonlara hiç ara vermedikleri halde operasyon sayısını artırmakla cevap verdi. Buna rağmen Kürd gerillası Başkanına baglılığından kaynaklı karşı cevap vermemeye özen gösterdi ve Kürd Gerillası karsilik vermedi diye 8 ay boyunca tek bir askerin bile burnu kanamadı. Ama 80 gerilla sehid oldu, bir sürü Kürd haksız yere tutuklandı, sivilleri öldürmeye devam ettiler. Bunların içinde ögrencisinden tutun siyasetçisine, cobanından tutun işadamına kadar her kesimden Kürd vardı.
Başbakan barış yapacagım dediya….

Gidip kimlerle masaya oturdu bakalım mı?

Federe Irak Devlet Başbakanı,

Suriye Devlet Başkanı,

Iran Islam Devleti Başbakanı,

Abd Başkanı,

Güney Kürdistan Federe Devleti Başbakanı.

Iyide soruyorum Tayip Erdogan’a Türkiye kiminle savaşiyor?

Iran’la mı? Irak’la mı? Suriye ile mi? Abd ile mi? Yoksa Güney Kürdistan ile mi?

Şayet bu devletlerle savaş olduysa kusura bakmayın benim haberim olmadı. Barış iyidir goruşsün derim ama Kuzey Kürdistan Kürd’leriyle ne zaman barış yapacak bu Başbakan? Ve onların siyasi lideri Sayın Abdullah ÖCALAN ile ne zaman gorüşecek? Bunu çok merak ediyorum.

Siyasi lider mi?

Evet siyasi lider beyler kusura bakmayın sizin balık beyinli aydınlarınız size bu haberi vermedi ama bu 11 yillik zaman diliminde 3,500,000 insan Meclis Başkani’ndan Başbakan’a Cumhurbaşkanı’na kadar tüm devletin önemli kurumlarına dilekçe verdi ve Sayın Abdullah ÖCALAN benim siyasi irademdir dedi.

Çok acı degil mi? Haberiniz bile yok. Birde kardeşiz diyorsunuz. Kardeşlerınızın tercihlerini, istemlerini bile bilmiyorsunuz.

Lisedeyken 1984 adlı bir roman okumuştum ve yaşadığım ülkeyle benzerlikleri görünce çok şaşirmiştım. “Yazar Türkiye’de yaşadimi?” diye kendime sormadan edemedim. Cevabımı almadım ama emin olun sizler suan o kitaptaki sıradan karakterlersiniz ve hic birşey bilmemeniz için herşeylerini seferber ettiler ve etmeyede devam edecekler.

Gelelim filmin son günlerine….

DTP kapatıldı ne oldu ?

Barış süreci kapanmadı diyor Başbakan ve onun özel temsilcisi İçişleri Bakanı. Iyide sen bu barışı kimle yapacaksın ?

Cevabı hemen vereyim.

Kürdlerle……

Iyide nasil yapacaksin ?

Bu Kürdlerin bir lideri olmadan mı yapacaksın? Yoksa seçim dönemindeki gostermiş olduğun pratikle mi barışı getireceksin?

Ne yapmişti sayin Başbakanimiz?

Kürd’lere kömür, makarna ve beyaz eşya vererek oy istemişti.

Gazeteleri çok dikkatli okuyanlar bilir. Şöyle bir haber yayınlandı “Icişleri Bakanı Doğu ve Güneydoğudaki mera yasağını kardiracakmış”.

Bu Icişleri Bakanı Kürd meselesi üzerine yoğunlaşmamış mıydı?

Cevap vereyim : Evet ama bildiğim birşey var bu Icişleri Bakanı daha Kuzey Kürdistan Halkının gerçekliğini kavramamış. Bunu anladim.

Nedir bu gerçeklik? Gerçeklik şu ki 35 yıllık devlet teröründen dolayı Kuzey Kürdistan’da ne Köy kaldı, ne insan kaldı ve tabiki merada otlatılacak hayvanda kalmadı.

Yine gezetelerin ucra koşesinde geçenlerde şöyle bir yazı okumuştum. Van’daki hayvan tüccarlarının oda başkanı artık üye bulamadıkları için odalarını kapatacaklarını belirten bir basın açıklaması yapmıştı. Bu basın açıklamasında şu çok ilginçti.

“Daha önce Rusya, Iran, Irak ve Suriye’ye hayvan ve et ihracatı yapan Van artık kendi tuketimi için bile dişardan et ithal etmek zorunda kaldı.”

Yani Oda Baskani ile goruşse yeterli olacaktı. Sözde Içişleri Bakanı olacak daha ülkedeki gerçekliği bilecek kapasitede değil diyeceğim aslında kapasitede ama kapasitesini başka işler için harcadıklarından bunlara zamanı kalmadığı kesindir.

Yani kısacası mera yasagını kaldırarak Kürd’leri ikna edemezsiniz. Kürd’lerin bu kadar yıllık savaşı mera yasağı için değildi. Elbet kendi topraklarında özgürce yaşamak ister, yasaklarla yaşamak istemiyor ama zaten sen orda terör eylemlerini gerçekleştirmeden önce o insanlar orda meralarında özgürce hayvanlarını otlatıyordu. ( Artı oraya gitmeden önce devletin döşemiş olduğu mayınları temizlemesi gerek).

Bazılarına görede şu çok dillendirildi TRT6 olayı. Bunuda iki maddeyle cevaplayalım.

Bir Kürd’lerin zaten ulusal bazda 1994 yilindan beri TV lari var (Med / Medya / Roj TV). Şuan ulusal yayın yapan 13 tane Kürd kanalı var ( Roj TV, MMC, Mezopotamia TV, NewRoz, Newroz, Zagros, KURDsat, KURD 1, TISHK TV, Kürdistan TV, Gali Kürdistan TV, KOMALA, Rojhelat).

Iki açmış olduğunuz TV’nun yasal hiç bir güvencesi yok. Yani yarın istediginizde tekrar kapatabilecek durumdasiniz ve bunu Kürdler görüyor. Bu tarz sekter yaklaşımlarla Kürdleri kandıramazsınız. Ya doğru dürüst savaşın muhattaplarıyla görüşür ve ortak bir paydada buluşursunuz yada barış diye bir olgu asla gelişmez.

Bildiğim birşey varsa şuan devletin barış diye bir planının olmadığıdır ve eğer Türk Halkı uyanmazsa devletin 35 yıldır yapmak istedigi halk savaşı başlar ve bunun tek sorumlusuda TC Devleti olacaktır.

Bariz bir örnek:  Kürd’ler Demokratik Eylemler yaptıkları halde polisin linc girsimine maruz kalıyor, sokak ortasında kurşunlanıyor, öldürülüyorlar, buna rağmen silaha sarılmıyorlar. Baktılar olmayacak paramiliter güçlerini devreye soktular. Istanbul’da insanlara silah sıkanlar serbest bırakıldı. Yaralananlar tedavi edilmeden cezaevine konuldu. Baktılar halen Kürd’ler silahlanmıyorlar,  Demokratik Duruş sergiliyorlar bu sefer Kürdistan’daki JITEME havele edildi ve sivil gibi halk içinde yasayan JITEM elemanları kalaşnikofla halkı taradı ve 2 kişi öldü 7 kişi ağır yaralandı. Ve balık beyinli yazarlarımız yazdı…

“Istanbuldaki tepki halkin dogal tepkisiydi. Cunku gencler kahvede oturuyordu. PKK li teroristler iceri molotof kokteyli atti. Onlarda silah cekip karsilik verdi. Hatta Bazılari kahvenin tuvaletine girmislerdi. Cunku bogulmayla karsi karsiya kalmislardi. “

Ama ilginç olan şu ki kameralar silahlı kişilerin olduğu yere doğru gidince kameralara konuşan bir kişi sunu diyorduç

“Bunlar Bizim gençler onlar degil, onlar öbür taraftalar buraya gelemiyorlar”.

Oraya gidemiyenler nasıl kahveyi yaktı?

Anlamadim.

Kahve yansaydı bir günde onarmazdilar.

Bakti olacagi yok bir camını aşagı indirdiler.

“Bak taş attılar” demek içindi.

Benim bildiğim bir gerçeklik varki. Biz Kürd gençleri bir yere saldırırsak orasını cehenneme ceviririz. Ama ben ortada cehennem görmedim. Ortada organizeli bir suç örgütü gördüm ve demokratik tepkilerine bile tahammül etmiyen bir devlet gördüm. Tabi silah olayı ve sivilleri öldürme denemeleri bunla bitmedi. Çünkü herkes biliyorki Kürd’leri katledersen Devlet seni ödüllendiriyor. Ve bir gün sonra….

Muş Bulanik’ta siviller hedef alındı. Burda da 2 sivil öldürüldü, 7 sivil ağır yaralandı. Vatandas demiyorum çünkü TC için bizler vatandaş degiliz.

Muş Bulanik’taki olayda da kahraman balıklarımız hemen şunu yazdı.

“PKK’li teroristler masum bir vatandaşımızın işyerini kapatmaması yüzünden işyerine saldırdılar o da can ve malını korumak için kalaşnikofunu alıp etrafa ateş etmiş”.

Himmm…. Çok ilginç degil mi?

Ve soruyorum…

O kalaşnikofu devlet vermedi mi? Ona saldır emri verilmedi mi? Oraya gönderdiğiniz işgalci güçte bunu yapabilirdi. Neden yapmadı? Amaç Kürdü Kürde kırdırmaksa bu planlarda artık tutmayacak. Biz hesabını her halukarda devletten sorarız. Çünkü o devlet verdiğimiz vergilerle bizi korumakla yükümlüdür. Ya olayı çözecek ya da olacaklara katlanacak.

Unutmayın sizin oraya atadığınız Kaymakamınız bile daha onurlu konuşmuş.

Ne demiş Kaymakam bakalım mı?

“DTP nin kapatilmasini Protesto etmek için basın açıklaması yapıldı ve kitlenin büyük bir kısmı dağıldığı halde dağılmayan bir kısım gösterici yürüyüşe geçince polislerimizin müdahalesi (yani saldırısı demeliydi) sonrasında gruplara atılan göz yaşartıcı bomba, tazdikli su ve biber gazı yüzünden gruplar dagılma aşamasına tam gelmişken önce bir el tabanca sesi duyuldu bunun üzerine gösteriye katılmayan büyük kitlede göstericilerle birleşti ve birden büyük bir halk grubu oluştu diğer bölgeleri tutan polisimizde olay yerine yöneldi ve birden göstericilerin üzerine ateş acıldı…..”

Şimdi ateş açan terörist jitem elemenı hemen devletin askeri helikopteriyle birlikte ailesinide alarak şehirden kaçırıldı. Çevre illerden takviye birlikler gönderildi. Tüm gün olaylar devam etti. Ama buna rağmen halen Kürdler silahlanmadi.

Birde ilginç olan şu ki bu Jitem elemanı teroristin isyerinde neler bulundu biliyor musunuz?

Çelik yelek, Gaz bombası, ve bir sürü mühimmat.

Şimdi burda yine Kürdler Terorist olacak Devlet mağdur değil mi?

Bence de….

Çünkü devletimize yazıktır hep mağdur olan o olsun degil mi?

Şimdi bu balık beyinlilerin anlatmadiklarini çok yuzeyselde olsa yazmaya calıştım ama size bir iki terminolojiyi hatırlatarak yazımı bitirecegim.

Terör :  insanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma, tehdit ve öldürme eylemidir.

Terörizm, Latince “bilinmeyen ve öngörülemeyen bir tehlike karşısında duyulan aşırı korku ve endişe, dehşet” anlamına gelen “terror” kelimesinden türemiştir.

Terörist : Terörü yaratan kişiye denir.

Not : 35 yıllık Kuzey Kürdistan’da gelişen savaşta binlerce köy yakıldı, binlerce insan öldürüldü ve milyonlarca insan sürgün edildi. Halen bu insanlar cocuklarını PKK’ye gönderiyorsa olayı yapanın PKK olmadığı ortadadır. Halk devlete isyan ediyorsa olayı yapanların kim olduguda ortada olmuyor mu?

Not 2 : PKK terörist olsaydı? Türklerin yasadığı şehirlerde sivilleri katlederdi degil mi? Hiç kendinize sordunuz mu? PKK neden sehirlerimize saldırmıyor? Emin olun terörist olsaydilar bunu çok rahat yapardılar. Cunku sehirlerinizde PKK’liler yaşıyor zaten.

Film güzel değildi ama filmi yaratan ben değildim. Bu yüzden özür dilemesi gerekende ben değilim ve özür dilemesi gerekenler elbet birgun halktan özür dileyecek.

Reklamlar