Şêlima Vuruşu

Şêlima Vuruşu

Çemê Zara ve Çemê Sarum’un birbirini sarıp sarmaladığı yere civardaki halk der ki, Serê Duave. Burası Lice, Farqin ile Lice diyarlarının kesişme üçgenidir.

İşte bu Serê Duave civarında Geliyê Godarnê başlar, Çeme Sarum, Geliyê Godarnê kalyonunda aka aka ilkin Çemê Kulp’u kendine katar, buradan devam eder, ardından Çemê Zorê’yî kendine katar Mala Badê köprüsünden kıvrıla kıvrıla gider. Taki Çemê Dicle’ye kavuşana kadar…

Gizemlidir, bir doğa, kültür ve tarih harikasıdır Çemê Sarum ile Çemê Zara’nın birbirine karıştığı yer olan Serê Duave.

Adına stranlar yakılmıştır. Nice ak u pak yiğitlerin kanı akmıştır burada…

Geliyê Godarnê stranı bu yiğitlerden Şehit Azad adına söylenmiştir.

Bu stran bir tasvir, direniş ile doğa betimlemesidir.
Geliyê Godarnê stranı, Sere Duave’de katiller sürüsü diye adlandırılan Türk ordusuyla, ARGK gerillaları arasında 1992 yılının Ağustos ayından yaşanan bir çatışmada, şahadete ulaşan Şehit Azad adına yakılan bir strandır.
Tam da bu stranın tekerrürü oldu 14 Temmuz’da. Yalnız tek bir farkla bu defa şahadete ulaşan bir değil iki gerilla oldu. Şehit Şoreş ve Şehit Canfeda.

Yer aynı yer,  sadece çatışmanın noktası bu defa Şêlima.

Yine Katil sürüsü Türk ordusu saldırıda ama ava giderken avlanan komumda oldu. HPG gerillasının engin savunma vuruşuyla Türk Ordusu savaş literatürüyle kırıma uğradı. Savaş iradesini darmadağın oldu.

Ama ve lakin AKP hükümeti ile Psikolojik Savaş Merkezi Polisçik Medyası, Türk ordusunun namusunu kurtarma telaşında.

Kan tacirliği yapan AKP ile Polisçik Medyası, kendi tacirliğini örtmek için psikolojik savaşta ne ahlak ne kural tanıyor.

Operasyona gönderdiği birlikleri operasyona çıkardıklarında attıkları manşetlerde “Asker Teröristleri Kulp, Silvan, Hazro üçgeninde kıskaca aldı”. “Asker Terörist Avında”. “Asker Teröristlerin İzi Peşinde”.

Türk ordusu ve Polisçik Medya’nın değişiyle “Terörist Avında” iken, gerilla tarafından muzlumane bir savunma refleksiyle avlandığında ise atılan manşetlerde ağıtlara bile dil söktürecek mahirlikte manşetler atılıyor.

Öldürmek, katletmek üzere eğittiği, birer caniye dönüştürdüğü Kürdistan ve Anadolu’nun en yoksul evlatlarını ölümleri üzerinden tacirlik yapan AKP ile Polisçik Medyanın attıkları manşetlere bakalım.

“Yüreğimiz Yandı”. “Yürek Yakan Veda”. “Acı ve Öfke”. “Ateş Düşen Evler, Yüreği Yanan Analar”. “Kanlı Ortaklık”. “Bu Acının İçinde Varsınız”. “Savaş Konseyi İsteyenler Var”. “Artık İyi Niyet Yok”. “Barışa, Huzura Çözüme Kurşun”.
Savaş gönderirken yılmaz kahramanlar şeklinde sunulan asker, zorunlu meşru savunma sonucunda ölünce bu defa acınacak zavallılar şeklinde manşetize ediliyor.

Yoksulların evlatlarını savaştıran, Kürdistan dağlarında gerillayı avlamaya gönderen, bunun üzerinden iktidara yerleşen ve palazlanan AKP hükümeti mazlumların savunucusu gösterilirken,  barış çağrılarını yapan BDP, Önder APO ile Özgürlük Hareketi suçlu gösteriliyor.

BDP’nin milletvekilleri zindana atılıyor, milletvekillikler zorla elinden alınıyor. Atılan manşetlerde ise “Meclise Bomba” manşeti atılıyor. Sanki şimdiye kadar iyi bir niyeti varmış gibi “Artık İyi Niyet Yok” diyen bebek katilinin emrini veren Erdoğan’ın lafını manşet yapıyor.

Eylemsizlik sürecinin son üç ayında Kürt halkının en nadide 43 gerillası şehit düşerken, zil takıp oynayan, vampirane manşetler atan Türk Medyası ile salyalı konuşmalar yapan AKP’liler 13 askerin ölümünde ise Kürtlere kan kusuyorlar.

Başbuğ Erdoğan yüksek telden atıp tutarken “ordumuz daha güçlenmiş durumda” diyor. Kana doymamış, daha fazla kan istiyor. “Silah bırakmadıkça operasyonlar olur” diyor.

Kimyasal silah kullanmayı bile yeterli görmüyor, “farklı stratejiyi devreye koyacağız” narasını atıyor.

Erdoğan’ın vakanüvisçisi Cengiz Çandar gibiler de, “DTK’nın ‘demokratik özerklik’ açıklaması, ne olduğu anlaşılmayan, ‘ne deve, ne kuş’ cinsi bir laf salatası. ‘TBMM boykotu’ sürerken, ‘demokratik özerklik’ ilanının tek bir siyasi sonucu olur: “Şiddetin azması, kan dökülmesine, yeni can kayıplarına devam…” gibi cümlerlerle aklını ve vicdanını yitirebiliyor.

Fetullahçı Yeşil Kont-gerillacıların başı Emrullah Uslu ise AKP’nin asıl niyetini ve stratejisini açıklıyor. “Gerilla Kürdistan’dan çıksın ancak böyle olursa ölümler olmaz” diyerek Kürtlere ihaneti, teslimiyeti ve Türkleşmeyi çözüm olarak gösteriyor.

Taklacı kafatasçı liberal kalemşorlardan Ergün Babahan’da AKP’nin niyetini kalemiyle açığa vuruyor. “Asıl provokasyon dağda eli silahlı adam tutmaktır” diyor.

Babahan unutmuş herhalde, Kürdistan diye bir ülke var, bu ülke bizim, köylerimiz, şehirlerimiz dağlarda ve ovalarda her yerde. İstersek silahlı oluruz, istersek silahsız oluruz. Bu bizim en doğal hakkımız. Türk ordusu ile kurumlarının Kürdistan’da bulunması asıl sorundur. Bu savaşın ve ölümlerin nedeni, Türk ordusu ile kurumlarının Kürdistan’da bulunmasıdır. Onlar Kürdistan’dan çıktığında tek bir Türk askerinin tırnağı bile kanamaz.
Devşirme Kemal Kılıçdaroğlu ise cepheye hazır ve nazır olduğunu belirtirken, “Biz ulusal birlik ve bütünlükten yanayız, etnik kökenli özerklik Türkiye’yi ayrıştırır.”   “Bizde şehit olmaya hazırız” diyecek kadar palyoçalaşabiliyor. Göreceğiz, bakacağız o cesareti var mı Devşirme Kemal’in…

Daha çok göreceğiz ve bakacağız Kürdistan, Anadolu ile Trakya halkları, kendi evlatlarının kanı üzerinden kan tacirliğini yapan AKP, CHP ile Polisçik Medya’nın savaşın baronları olduğunu anlayacak mı?

Eğer anlarlarsa, asıl o zaman özgürlük budur diyeceğiz.

Asıl o zaman, Özgür Kürdistan, Özgür Anadolu ile Özgür Trakya Demokratik Özerk bölgeleri kurulacak, bu topraklarda yaşayan tüm halklar eşit ve özgür temelde kendi özgür iradesiyle yaşayacaklar.
Özgür Bilge
Reklamlar