ESİR ASKERLER, SİLVAN, DEMOKRATİK ÖZERKLİK VE EVRİM DEMİR…

ESİR ASKERLER, SİLVAN, DEMOKRATİK ÖZERKLİK VE EVRİM DEMİR…
Mahir BOTAN 
Birkaç gündür Kürt halkı ve özgürlük mücadelesi etrafında yoğun tartışma ve gelişmeler yaşanıyor.  Amed’te HPG gerillalarının sömürgeci Türk ordusu mensubu iki subayı ve bir memuru gözaltına almasıyla tırmanan bu gelişmeleri doğru değerlendirmek önemlidir. Çünkü yaşanan gelişmeleri çarpıtmak için, Türk devleti, AKP hükümeti, Türk medyası ve paralı, 3. Sınıf yazar-çizerlerce yoğun bir manipülasyon faaliyeti yürütülmektedir. Gelişen olaylar Kürt halkı ve özgürlük mücadelesinin aleyhine çevrilmeye çalışılmakta, yoğun manipülasyonla psikolojik baskı oluşturulması hedeflenmektedir.  Oysaki yaşanan gelişmeleri birazcık objektif değerlendiren herkes durumun hiçte yazılıp çizildiği gibi olmadığını görecektir.
Birincisi, Türk ordusu mensubu subay ve yanlarında bulunan sağlık görevlisinin gözaltına alınması olayıdır. Özel savaş güçleri ve bunların yaptığı çarpıtmaların etkisinde kalan kimi çevreler gerillanın gerçekleştirdiği bu gözaltlıları gayrı meşru bir durummuş gibi göstermeye çalıştı. Oysaki yaşanan şey mevcut mücadele koşullarının bir rutinidir. Türk ordusu, polisi PKK ile ilişkili olduğundan şüphelendiği herkesi rahatça gözaltına almakta, bu şüphe üzerinden insanlar yıllarca tutuklu kalabilmektedir.  Gerilla da bir şüphe üzerinden değil, savaştığı orduya mensubiyeti kessin olan iki subayı ve üzerinde şüphe bulunan bir memuru doğal olarak gözaltına almıştır.  Bu olay gerillanın yol kesme eyleminde kimlik kontrolü yapması esnasında yaşanmıştır. Nasıl ki Türk kolluk kuvvetleri herhangi bir kimlik kontrolü veya aramada bir PKK’liye rastlayınca ‘’buyurun geçin’’ demiyor, gerilla da böyle söylemeyecektir.  Bilmeyenlere duyurulur;  Kürdistan özgürlük gerillası ile Türk ordusu mevcut durumda bir biriyle savaşan iki güçtür… Boğazına kadar sömürgecilik komplekslerine batmış bazı yarım akıllılar bunu anlamakta çok zorlansalar da bu böyledir. Türk ordusunun gerçekleştirdiği operasyonlarla şiddetlenen bu savaş devam ettikçe gerilla gözaltı ve tutuklama gerçekleştirecektir.
Gerillanın gerçekleştirdiği bu gözaltlılardan sonra Türk ordusu Amed bölgesinde  ‘’kurtarma’’ operasyonları adı altında açıkça gözaltına alınan subayları imha etmek için yoğun operasyonlar başlattı.  Bu tespit sübjektif değildir. Böyle olmadığının açık kanıtı ise Oramar eyleminde esir alınan sekiz asker için o dönemin AKP ve ordu yetkililerinin açıkça ‘’ keşke ölselerdi’’ demeleridir.  Kendilerince gerillanın propaganda amaçlı askerleri esir aldıklarını düşünüp, bu propaganda ‘’aracını’’ gerillanın elinden almak için o askerlerin ölmüş olmasını dilemişlerdi. Son olayda da yaşanan bu olmuştur. Gözaltına alınan askerleri imha edip kendilerince gerillanın elindeki propaganda aracını elinden almak için Amed bölgesi başta olmak üzere yoğun askeri operasyonlar başlatıldı. Bu operasyonlara çıkıp gerilla ve esir alınan askerleri imha etmeyi hedefleyen Türk ordusunu gerilla ‘’ÇİÇEKLE KARŞILAMAYACAKTI’’ herhalde.   ‘’Çiçekli karşılama’’ söz konusu olacaksa onu da Türk ordusunun gerillanın eylemsizlik halinde olduğu dönemde gerilla ile karşılaştığı zaman yapması gerekirdi. Ancak yaşanan bunun tersi oldu, gerillanın eylemsizlik halinde olduğu süre boyunca Türk ordusu AKP komutasında askeri operasyonlarına hız vererek elliye yakın gerillanın şahadetine sebep oldu.  Bugün çıkıp PKK’nin ‘’çözüm sürecini’’ baltaladığını söyleyenler o zaman neredeydi? Sözde demokrat, liberal geçinenler neden Türk ordusuna, Silvan kırsalına ne yapmaya gitmiştiniz, diye sormuyorlar. Bir haftadır Türk televizyon ve gazetelerinde söylenen tam olarak şudur; biz sizi tutuklarız, imha etmek için operasyon yaparız, sizden elli insan da öldürebiliriz, ama siz bunlar karşısında kendinizi savunmamalısınız, buna cevap vermemeli, boynunuzu uzatıp kurbanlık koyun gibi beklemelisiniz. Böyle yapmalısınız, çünkü siz birinci sınıf insan değilsiniz,  sizden elli insanın ölmüş olması önemli değil, ama bizim bir askerimiz de ölse kabul etmeyiz, böyle olursa size yapmayı düşündüğümüz bazı iyilikleri yapmaktan vazgeçeriz diyorlar. 
Gerillanın saldırılar karşısında kendini savunma amaçlı gerçekleştirdiği eylemlere bir de DTK’nın demokratik özerklik ilanı da eklenince iyice raydan çıkıp saçmalamaya başlıyorlar. AKP, CHP ve MHP’ye ilaveten ortalıkta aydın diye dolaşan bazı karanlık tipler de televizyon televizyon dolaşıp, yok PKK süreci baltalıyor, yok efendim demokratik özerklik ilanı AKP’nin geliştirdiği çözüm sürecini baltalıyor, gibi akla ziyan teoriler geliştiriyorlar.  Durup, AKP ne gibi bir çözüm geliştiriyor, diye sormak akıllarına gelmiyor.  Biz bu soruyu kendimize soruyoruz, bulduğumuz cevapta şudur; AKP, imha amaçlı askeri operasyonlarını yeni paralı birlikler kurma projesiyle güçlendirmeye çalışarak, Kürt siyasetçi ve sivil toplum aktivistlerini cezaevlerine doldurarak, Kürt halkının oylarıyla seçilen parlamenterleri cezaevinde tutarak, parlamenterliğini düşürerek Kürt halkının örgütlü duruşunu tasfiye etmeye çalışıyor. AKP’nin şuanda göz önünde olan çözümü budur. Baltalanılıyor, provake ediliyor denilen süreç bundan ibarettir. Bunlara çözüm deniliyorsa varsın baltalansın, varsın provake olsun. Nitekim Kürt halkı ve onun demokratik kuruluşları da AKP’nin adı var kendi yok, söylemde çözüm gerçekte tasfiye olan planlarına aldanmamış, kendi çözüm modelleri olan demokratik özerkliği kurma hedefini ilan etmişlerdir.  Bu ilanın şimdi yapılmış olmasının tek anlamı, Kürt halkının artık pratik karşılığı olmayan sözlere itibar etmemesini ve sabrının azaldığını göstermektedir. Kürt halkının çözümsüzlük ve statüsüzlük karşısındaki tahammülsüzlüğünün en çarpıcı örneği ise Muş’ta bedenini ateşe veren genç Kürt kızı Evrim Demir olmuştur. Müslüm Doğan ve Mustafa Malçok tan sonra Evrim Demir de bıraktığı mektupta bütün Kürt halkı ve Kürt gençliğinin duygularını çok sade ve çarpıcı bir şekilde dile getirmiştir.  Kürt halkını ve mücadelesini, içinden geçtiğimiz süreci ve gelişmeleri en doğru şekilde anlamak isteyenler Evrim’in mektubunu açıp okusunlar. Hala aklı ve vicdanı olanlar Evrim’in sözleri ve eyleminde gerekli cevabı bulacaklardır.
Bu arada şunu da söyleyelim, yaşanan gelişmeleri, ‘’ PKK’nin içindeki şahin ve güvercin kanat’’ tanımlamalarıyla izah edenler de kendilerini yanıltmasınlar. Yıllardır Kürt özgürlük hareketinin bölünmesi için avucunu ovuşturanlar artık avuçlarını ovuşturmaktan vazgeçip avuçlarını yalamayı bilemeliler. Çünkü bu beklenti sonuç almaktan çok uzak ve gerçek dışıdır.  Özgürlük hareketi Önder APO etrafında büyük bir birlik ve kararlılık içerisindedir.  Bunu bozabilecek bir güç ve durum da söz konusu değildir. 
Reklamlar