Kadın Özgürlüğünde Özsavunma-II-

Kadın Özgürlüğünde Özsavunma-II-
Toplumsal vicdan ve ahlakı zedeleyen her türlü kadın yaklaşımı ve tasarrufunu gerekirse, şiddet de dahil olmak üzere tecrit, dışta lama, mahallede kabul etmeme, mahalleden atma gibi yöntemler öz savunma dahilindedir.
Ruşen Bezar
Demokratik özerklik projesinin bütün boyutları aynı zamanda öz savunmanın da boyutlarını ifade etmektedir. Kürt halkının ve kadınlarının tarihsel-toplumsal soykırıma tabi tutuldukları bütün alanlar, hem direnişin, kendini var etmenin, yapılandırmanın, hem de kendini savunmanın alanları olmaktadır. Önderliğimizin belirttiği gibi “Direniş varoluşla özdeşleşmiştir”. Dolayısıyla Kürt halkı ve kadınları kendisini hangi toplumsal alanda yapılandırıyorsa, orada öz savunma bilinci ve örgütlülüğü şart. Giderek toplumsal yapılanma ve yaşamın-tartışma ve kararların daha etkin olduğu, devletin ise yaşam alanlarının dışarısına çıkarılması, en azından rahat bir şekilde hertürlü saldırı ve sindirme amaçlı mahallelere girememesi, istediği şekilde ve zamanda kadının yaşadığı alanlara giremeyeceği, topluma ait olan değerlere ve alanlara el atamayacağı bir mesafenin korunabileceği bir yapılanmanın geliştirilmesi hedeflenmelidir. Devleti hedef almaktan bahsedilmiyor; fakat devletin toplumsal yaşam alanlarıyla ilişkilerinin ve hukukunun karşılıklı bir zemine oturtulması şart. Devletin toplumu tam bir büyük zindan halinde kontrol altına alması, yaşamın en ince ayrıntısında bile devletin hakimiyeti özgür yaşam imkanlarını felce uğratmaktadır. Toplumsal bütünlük, güven ve ortaklaşma zeminini ortadan kaldırmaktadır. Bu anlamda devletin kendisini kendi sınırlarına çekilmesi önemli olmaktadır. Mahallenin muhatapları ve temsili vardır; meşru öz yönetimidir. Bu çerçevede baktığımızda öz savunmanın boyutları oldukça kapsamlıdır.
Başta mahalleler ve köyler olmak üzere her yaşam alanında bu tür öz savunmadan sorumlu birimlerin oluşturulması gerekmektedir.  Birim kendisini mahallenin ve köyün kadınlarının güvenlik sorunlarının tespiti, öncelikli hedeflerin belirlenmesi ve bu temelde kendisini örgütlemesi esastır. Öz savunma birimleri silahlı birimler değildir; sivil örgütlenmedir. Sivil inisiyatif, mahallenin-köyün inisiyatifi olarak geliştirilmesi önemlidir. Resmiyeti olmasa da, meşruiyeti-hakkaniyeti esas alan, bunu zorlamayacak eylem anlayış ve tarzının oturtulması önemli olmaktadır. Mahalleler arası, köyler arası iletişim ve dayanışma, ortaklaşmanın sağlanması açısından koordineli-eşgüdümlü bir çalışmanın geliştirilerek giderek bir ağ şeklinde kendisini örgütleyebilmesi önemli olmaktadır. Yaşamsal değerlere saldırı olmadıkça şiddeti esas almayan öz savunmanın geliştirilmesi kadının barışçıl doğası gereği gözetilmesi gereken bir nokta olmaktadır. 
Serhildan ve protesto eylem planlamalarında birimin savunma tedbirlerinin alınması, gerekirse kimi fuhuş, hırsızlık, uyuşturucu odaklarının mahalleye sokulmaması için giriş ve çıkışlarının kontrollü olmasına kadar, yine devletin baskı, sindirme ve siyasal amaçlı rahat bir şekilde mahalleye, evlere girişinin engellenmesine, tecavüz kültürünü geliştirecek, mahalledeki kadınların-çocukların sağlığını bozacak, kendi yaşamı hakkında karar gücünü zedeleyecek her türlü kurumların hangi ad altında olursa olsun mahallede veya yerelde kurulmasına izin vermemeye kadar hepsi öz savunma kapsamında demokratik-hukuksal-eylemsel örgütlenmeyi gerektirir. Kadına dönük ideolojik içerikli saldırılar da öz savunma kapsamında ele alınması gereken temel bir yön olmaktadır.  Bu anlamda kadın öz savunma biriminin kendisini kapsamlı bir örgütlenmeye kavuşturması gerekmektedir. Bunun için çeşitli öz savunma ve yakın dövüş tekniklerinden tutalım, öz savunmanın yol yöntemlerine ilişkin kadını ve genç kadını bilinçlendirecek, öğretecek derneklerden tutalım, Kadını Koruma İnisiyatiflerine, yerel dönemsel teşhir ve sosyal tecrit gibi kampanyalara kadar çok zengin ve çok yönlü yaratıcı örgütlenme model ve yöntemlerini geliştirmek önem arz etmektedir. Özellikle toplumsal sorunlar kapsamında kadına yönelik aile içi şiddet gibi sorunlarda gerekirse, mahalledeki olgun, toplumca saygı duyulan otoritesi kabul görebilecek kadınlardan komisyonlarla ikna turlarının oluşturulması; toplumsal ahlak çerçevesinde caydırıcı kararlar doğrultusunda karşılıksız emek süreci veya deneme süreçlerinin verilmesi gibi gerçekten kapsamlı ve çok zengin yöntemler ve araçlar kullanılabilir. Kullanılacak araç ve yöntemlerde toplumsal vicdanı ve ahlakı zedelemeyen, tersine her anlamda toplumun onurunu ve hakkaniyetini gözetecek bir yaklaşım şarttır. Egemenlikli sistemin araç ve yöntemlerinden ısrarla uzak durmak; kendi hep kadını toplum nezdinde sürükleyici, demokratikleştirici, değiştirici, dönüştürücü bir dinamik haline getiren yöntem ve araçların geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir.
En genel ifade ile siyasal boyut; yerelde kadının kendisini demokratik özerklik içerisinde özgün özerk bir şekilde örgütlenmesinin her türlü tedbirinin ve oluşan kurumsal yapısının savunulması anlamına gelmektedir. Siyasetin demokratikleştirilmesinde kadın katılımının ve iradesinin büyük bir önemi vardır. Bu anlamda kadının katılımı önündeki bütün engellerin kaldırılması, irade kırıcı her türlü yaklaşım ve saldırıların durdurulması ve karşı duruş öz savunma kapsamında ele alınması şarttır. Bunun içerisine kuşkusuz kadın örgütlenmesinde ortaya çıkan temsillerin her türlü saldırı karşısında korunmasından tutalım, kurumların güvenliğine; kadın meclis ve tartışma platformlarının özgürce bir araya gelip, tartışabileceği zeminin yaratılması ve korunmasına, yine kararlarının özgürce ifadesine kadar birçok çalışma giriyor. Devletin veya başka herhangi bir güç odağının, çevrenin bunu engellemesinin veya sınırlandırmasının önünün alınması, gerekirse bunun demokratik eylemlilik ve inisiyatif ile boşa çıkarılması öz savunma kapsamındadır. Özgür tartışma, kolektif karar ve irade gücü haline gelmenin bütün zeminleri ve yöntemleri kadın toplumsal yapılanmasının yaşamsal değerleridir. 
Kadının kendi öz savunmasının örgütlendirileceği diğer önemli bir alan ise ekonomik alan olmaktadır. Önümüzdeki süreçte demokratik özerklik çerçevesinde kadının kendisini güçlü bir perspektife ve uygulamaya kavuşturması gereken bir alan olarak ekonomi güçlü bir örgütlülük ve öz savunmayı gerektiriyor. Kadın açısından hem büyük bir mücadele zemini ve hem de büyük bir özgürlük alanı olarak ekonominin her şeyden önce toplumsal bir alan olarak geliştirilmesi hayati bir öneme sahiptir. Kapitalizmin neredeyse Kürdistan’ı yeniden işgal ettiği bir alan olarak ekonominin giderek tarım-köy yapısını, küçük işletme ve yerel girişimlerini dağıtan tekelci pazarlar oluşturma; bunun için dev market zincirlerinden tutalım, fiyatlarla oynama yoluyla hâkimiyet geliştirme politikalarına güçlü bir toplumsal tavrın geliştirilmesi; kendine yeterli yerel pazarları esas alan organik tarım ürünlerinin satımından tutalım, halkın tekelci işletme ve pazarlara fiili tavır alarak, yerel düzeyde bu tür girişim ve satımları boykot eden, her türlü tüketim kültürünü aştırtacak bir kültürün bilinçli bir şekilde geliştirilmesine, yine dışarıdan gelecek hormonlu gıdaların mahallelere, giderek kentlere sokulmamasına kadar çok kapsamlı bir mücadele alanı olmaktadır. Bu konuda yerel düzeylerde lokal planlamalara gitmek, hedefler koymak ve bunu çok zengin-kapsamlı eylem planlamalarına kavuşturmak önemlidir. Her türlü tekele karşı tavır almak ekonomik anlamda oldukça önemli olmaktadır. Bu konuda örnek teşkil edebilecek kimi mücadele deneyimleri vardır. Örneğin yıllardır Kuzey Chiapas’ta Tumbala Belediyesi’nde bir grup yerli çiftçinin  Zapatistaların ve diğer toplumsal organizasyonların da destek sunduğu bir projesi vardır. Devletin iktidar tekelini güçlendirmek amacıyla büyük çapta kalkınma projesi PPPye karşı yerel çiftçiler, büyük direnişlerini “uçakla bombayla savaşılmıyor ama yine de soğuk savaş… Bu, düşük fiyatların savaşı, bizi öldürüyor ama savaşmaya devam edeceğiz. Kendimizi savunmak için kendi planlarımızı kendimiz yaratmak zorundayız” diyerek küçük üreticilerin ve yerel ekonomiyi korumanın büyük direnişini göstermektedirler. Fiyatları düşürerek yerel halkın ekonomisini çökertmek ve küresel tekellerin egemenliğini yaratma hedefli bu projeye karşı yerel çiftçiler böylesine bir direniş sergilemektedirler. Bu anlamda her türlü tekele dayalı, devlet eliyle geliştirilen büyük ekonomik yatırım ve işletmeler karşısında yerel küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri desteklemek, toplumsal inisiyatif olarak bilinçli ve tercihli ekonomik tavır ve tutum geliştirmek önemli bir öz savunma konusu olmaktadır. Devletin bütün yatırım ve sözde kalkınma projelerine –bu en basitinden bir baz istasyonu bile olabilir- hep kuşkuyla yaklaşmak, altındaki iktidar hedeflerini görmek, bilinçlenmek ve ekonomik bir mücadele içerisinde olmak öz savunma kapsamındadır.  Bununla birlikte giderek kooperatif örgütlenmelerine gitmek, özel, kolektif girişimciliği geliştirmek, komünal, grup girişimini bizzat kendi alanında geliştirmeyi hedeflemek gerekiyor. Kadının bu konudaki örgütlülüğü ve girişimi ve yine planlı-hedefli yaklaşımı, hem sağlık, hem eğitim konusu olmakla birlikte, en önemli anti-tekel ve anti-kapitalist duruşun ve mücadelenin gelişeceği ve yaygınlaşacağı bir alan haline gelecektir. Bu anlamda ekonomik alanda da kapsamlı öz savunma örgütlenmeleri gerektirmektedir. 
Serhildan çizgisini giderek yaşamsal ve toplumsal alanlara taşıracak olan öz savunmanın ahlak boyutu en köklü kültürel ve ahlaki değişimi ve kendini yeniden kadının öz iradesine dayalı olarak yapılandıracağı bir alan olmaktadır. Bu anlamda mücadele perspektifinin her geçtikçe daha yaşamsal alanlara ve ayrıntılı yerel sorunlar eksenli somut planlamalara kavuşturulması önem kazanmaktadır. Aile içinden tutalım, genel olarak sosyal ilişkilerin daha özgürlükçü ve eşitlikçi bir temelde yapılandırılacağı demokratik özerklik projesi ile birlikte; en çok kadının kendi onurunu ve toplumsal niteliğini ortaya koyacağı ve kendisini savunacağı bir alan ahlak olmaktadır. Kadının Toplumla Sözleşmesinin çerçevesi özünde özgür ahlak kurallar bütünlüğünü ortaya koymaktadır.  Kadının kendi yaşamsal konuları hakkında özgür karar gücü haline gelmesinden tutalım, kadını küçümseyen, cinsel obje haline getiren her türlü değişim-ticaret veya takas nesnesi olarak gören yaklaşımları, onu mülkiyet olarak ele alan, her türlü öldürme hakkı da dahil her türlü hakkı kendinde bulan ataerkil egemenlikli yaklaşımlara karşı mücadele bu kapsamdadır. Bunun yol-yöntemleri ve araçları eğitim, değiştirme, ikna, teşhir gibi demokratikleştirmeyi esas alan tarzda geliştirmek gerekmektedir. Toplumsal vicdan ve ahlakı zedeleyen her türlü kadın yaklaşımı ve tasarrufunu gerekirse, şiddet de dahil olmak üzere tecrit, dışta lama, mahallede kabul etmeme, mahalleden atma gibi yöntemler öz savunma dahilindedir. Bu konuda devlet ve kurumlarının söyleyebileceği veya dayatabileceği ya da isteyebileceği bir şey olamaz. Bu konularda devletin söyleyebileceği, karar verebileceği bir şey olmadığı, devletin soruşturacağı, yargılayacağı bir şey olmadığı iyi bilinmektedir. Bu yönlü demokratik hukuk çerçevesinde mücadele konusu, talepler, protestolar olabilmekle birlikte, esasen kadının kendisini öz savunmaya kavuşturacağı konulardır. Kadın onuru ve ahlakı yaşamsal konulardır. Öz savunmayı gerektirir. Kadının en hassas ve en örgütlü olacağı bir alandır. Mevcut ataerkil yapılanmayı reddetmekle birlikte, mücadelenin asıl boyutunun alternatif toplumsal kadın eksenli ahlak anlayışının ve ölçülerinin toplumsal yaşamda geliştirilmesi olmaktadır. Salt karşıtlık üzerinden öz savunmayı ele almak yeterli olmamaktadır. Bir de değişim ve yeniden yapılanma gücü olarak öz savunmayı ele almak daha doğru olmaktadır.
Reklamlar