Şu PKK Olmasaydı, Kürtleri Ne Güzel İdare Ederdik

Şu PKK Olmasaydı, Kürtleri Ne Güzel İdare Ederdik
Bir ırkçının hezeyanları deyip geçebilirsiniz bu yazılanlara. Ne yazık ki, beyni bu tür martavallarla yıkanmış az insan yok yaşadığımız coğrafyada.
Rêzan Çîyayî
Eski bir Milli Eğitim Bakanı “şu talebeler olmasa eğitimi ne güzel idare ederdim” demişti. Kürtlere yaklaşımda da bunu görmek mümkündür. Kürtler, 1937-’38 Dersim katliamından sonra sessizliğe bürünmüş, Kürdistan da bekçisiz bağa dönmüştü. Asimilasyon ileri düzeye ulaşmış, oto asimilasyon ise daha da ileri düzeye varmıştı. Kürtler “gönüllü Türkleşmeyi”(!) seçmişlerdi.
Şu PKK nereden çıktı da kurulu düzeni alt-üst etti? Kim ya da hangi uluslararası Türk düşmanı güçler bu PKK’yi başımıza bela ettiler? Bu büyük kötülüğü Türkiye’yi parçalamak ve zenginlik kaynaklarımızı ele geçirmek için mi, Türklük dünyasını kölelik altına almak için mi bize yaptılar? Ayrıca, neden tüm dünya PKK’yi destekliyor? PKK’ye silah (AK-47 ferdi tüfek, B-7 Roketatar, BKC otomatik tüfek vb.) veriyorlar da bize yeterince silah ve destek vermiyorlar? …
Sorular çoğaltılabilir, çoğaltılmalı da. Biz ki üç kıtada at oynatmış, yedi düvele diz çöktürtmüş Cihanşümul bir imparatorluğun devamı ve evlatlarıyız. Bu durumlara düşecek ne yaptık ki? Karda yürürken çıkardıklar kart-kurt sesleri nedeniyle kendilerini Kürt diye tanımlayan dağ Türklerini yeniden medeniyetle tanıştırıyor, özlerine döndürüyorduk; kötülük mü yapıyorduk? Gözlerine, dizlerine dursun, köylerine yol, su, elektrik; çocuklarını daha 6/7 yaşlarındayken alıp Yatılı Bölge Okullarında halis muhlis Türk olarak yetiştiriyorduk? Onların başka neye ihtiyaçları vardı? Her ihtiyaçlarını temin ediyorduk. Onlara komünizm bile lazım olsa kendimiz getireceğiz dedik. Daha ne istiyor bu nankörler. Eh, başa gelen çekilir, eğer Kürtçülük lazımsa onu da biz getirebilirdik. Devletimiz bunun için az mı çalıştı, az mı Kürt devşirdi? Bunlar nankör, bu kadar fedakarlıklarımıza teşekkür edeceklerine, bize mihnet duyacaklarına kalkmış özerklik bilmem ne istiyorlar. Bu kadarına da pes doğrusu. Ne gözü doymaz bir güruhmuş bunlar. Neymiş efendim, özerklikmiş, Ana dilde eğitimmiş, ulusal kimlikmiş; yok daha neler!
Bre nankörler, Büyük Türk milletinin kimliği size yetmiyor mu? Dünyadaki tüm dillerin anası güzelim Türkçe baba dili mi ki anadilde eğitim istiyorsunuz? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci sınıf vatandaşları ilan ettik bunları. Hala kalkmış özerklik istiyorlar. Yeni bir garabet daha icat etmişler. Sivil Cuma Namazı diye. Büyük İslam dininin tüm vecibelerini yerine getirsinler diye on binlerce imam, müftü görevlendirdik; dünyada nüfusla orantı kurarsak en fazla camilerini yaptık, daha bin bilmem kaç tane daha yapacağız, onlar kalkmış meydanlarda, çadırlarda sivil Cuma namazı kılıyorlar. Vallahi bunların adam olacağı yok. Yok efendim yok, bunları yola getirmenin mümkünü yoktur.
Ya şu Amerika, İngiltere, İsrail ve Avrupa devletlerine ne demeli? PKK’nin o kadar etkili silahlarına karşı bize verdikleri silahlara bakın hele. Neymiş efendim, vuruş kabiliyeti son derece yüksek F-16 savaş uçakları, Kobra helikopterleri, insansız keşif uçakları, sahra topları, havanlar, tanklar vs, vs… bunlarla PKK yenilir mi? Neden bize daha gelişkin silahlar vermiyorlar? Büyük Türk Milletinin Son devletinin de yıkılmasını, parçalanmasını istiyorlar? Bunun başka izahı yok. Aferin Erdoğan’a AKPM’de Kasımpaşalılığını kanıtladı, nasıl da tüm Avrupa parlamentosu milletvekillerini haşladı. Bravo doğrusu. İsrail ile o kadar kapışmamıza rağmen Heronları verdiler ama PKK’nin dünyaya yayılmış elemanlarını, elebaşlarını bizim için vurmuyorlar. Belli onlar da Son Büyük Türk Devletinin yıkılmasını istiyorlar.
Amerika devletini ne kadar eleştirsek azdır. Süleymaniye’de konuşlu özel harekatçılarımız Kerkük valisine suikast hazırlıkları yapmışlar diye, tutup kahraman Türk Subay ve erlerinin başına çuval geçirip bizi dünyaya rezil ettiler? Biz de onların genelkurmay başkanının başına çuval geçirmeliydik. Şu Polat Alemdar ve Adamları neden bunu yapmadılar bilmiyorum. Onlar da satılmışlar herhalde.
Diyarbakır Dağkapı meydanında Cuma Namazına duranlar var ya, onların üzerine temizinden kimyasal bir-iki bomba atacaktık ki, Hanya’yı Konya’yı anlasalardı. Nerede bizim vergilerimizle beslenen JİTEMci’ler, Özel Harekatçılar, itirafçılar, korucular neredeler? Kahraman polisimiz biber gazı ya da tazyikli suyla karıştırsa da bir miktar hardal gazı bu nankörlerden topluca kurtulsak! Bunun için bizim vergilerimizle besleniyorlar.
İki yüz küsur dünya devletinin yüz yetmiş küsuruyla “Terörizme karşı ortak mücadele anlaşması” imzaladık. Neden bizim yanımızda PKK ile savaşmıyorlar? Ya NATO’ya ne demeli? Biz ki hiç alakamız olmadığı halde gidip Kore halkanı karşı savaşıp şehitler verdikten sonra NATO’ya kabul edildik. Şimdi kalkmış NATO’nun merkezinde, Brüksel’de teröristlerin televizyonuna yayın yapma hakkı veriyorlar. Rasmunsen NATO Genel Sekreteri olunca bu TV’yi kapattıracağına söz verdiği için vetomuzu kaldırdık. Adam koltuğa oturduktan sonra sözünü unuttu. O da nankör. Biz olmasak Genel Sekreter olabilir miydi? Hangi bir ihaneti saysak ki?
Tüm dünyanın bize düşman olması yetmiyormuş gibi, bir de bizim içimizdeki bazı kansızlar kalkmışlar bilmem Barış Meclisi kurmuş, Kürtlerle barıştan söz ediyorlar. Sizi kim seçti ki meclis oluyorsunuz. Ayrıca biz bir Kürt devletiyle mi savaşıyoruz ki barış istiyorsunuz? Bunlar daha da ileri giderek seçimlere de ortak giriyorlar. Neymiş efendim, halkların birliğini sağlayacaklarmış. Ulan Türk milleti halkların birliği için yeterli bir adres değil mi? Özgür kimlikten bahsediyorlar. Cebinizdeki TC kimliklerin hapis mi ki özgür kimlik istiyorsunuz. Bu büyük devlet sizi vatandaşlığa kabul etmiş de siz mi beğenmiyorsunuz? Erdoğan iyi söyledi, ama o da oportünistmiş. Tek devlet, tek millet, tek dil, tek vatan, tek tek tekkkkk’leri sıraladı ve beğenmeyen çekip gidebilir dedi. Ama sürmedi bu zibidileri güzel ülkemizden. Yüz verirsen böyle olur işte.
Millet olarak biz de tarihimize yaraşır özelliklerimizi yitirdik. Hep bu demokrasi yüzündendir. Milletçe şöyle bir şahlanıp bunları sürmeliydik şimdiye kadar. Nedir bunlardan çektiklerimiz be. Bir kez daha size hatırlatayım: Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız, tufanları gösteren tarihlerin yâdıyız. kanla irfanla kurduk biz bu cumhuriyeti, Cehennemler kudursa ölmez nigahbanıyız. Tüm devlet ve özel TV kanalları, radyolar bunu gibi marşları çalmalı, tanklar yürümeli, uçaklar nükleer bombalarla havalanmalı, helikopterler kimyasal silahları yüklenip havalanmalı ve şu Kürtlere tarihimize yaraşır bir ders vermeli bence. Hem de hiç gecikmeden. Yoksa devlet elden gidiyor.
Ahhhhhhhhhhh ulan ahhhhhhhhhhhhh, şu PKK laneti olmasaydı, şu Kürtleri ne iyi Türkleştirmiştik. Bir şeyler yapmalı………………
Bir ırkçının hezeyanları deyip geçebilirsiniz bu yazılanlara. Ne yazık ki, beyni bu tür martavallarla yıkanmış az insan yok yaşadığımız coğrafyada. Hem de bunların çoğunluğu askeri ve sivil(!) devlet bürokrasisinin köşe başlarını tutmuş durumdalar. Başta da başbakan yardımcısı Cemil Çiçek, Beşir Atalay, Kürşat Tüzmen gibi bakanlar olmak üzere. Haberiniz ola…
Bu yazi Partiya Karkerên Kurdistan (PKK) sitesinden alinmistir.
Reklamlar