Psikolojik Savaşa Karşı Herkes Kendi Özsavunma Örgütlülüğünü Yaratmalı

Psikolojik Savaşa Karşı Herkes Kendi Özsavunma Örgütlülüğünü Yaratmalı
Basına ve Kamuoyuna!
Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi son günlerde Türk devletinin gerilla güçlerimizin gerçekleştirdiği görkemli eylemler ardından yaşadığı başarısızlık, yenilgi ve içinde bulunduğu şok durumu bu gün halkımıza karşı yöneltilmiş nefret dolu bir imha saldırısı boyutuna ulaşmış durumdadır. Amanoslarda gerillalarımızın gerçekleştirdiği eylemle birlikte savaşın Türkiye’ye kaydığı ve gerillanın buna gücü olduğu gerçeği yaşananlardan da anlaşılacağı gibi Türk devletini büyük bir korku içine sokmuş bu konuda yaşanan çaresizlik AKP hükümetini halkımız üzerinde estirdiği topyekun sadırı planının açık bir katliam biçiminde sürdürülmesine itmiştir.
Gerilla güçlerimizin gerçekleştirdiği bu eylemler daha öncesinden de açıkladığımız ve dördüncü dönem olarak tabir ettiğimiz yeni hamlemizin adım adım gerçekleştiğinin işaretleridir. Bu hamlemiz AKP’nin yürütücüsü olduğu, halkımıza ve onun tüm kutsal değerlerine ‘açılım’ adı altında yöneltilen oldukça sinsi ve hain bir plan olarak devreye konulan soykırım politikalarına karşı bir ‘dur’ demedir. Bu hamlemiz başta Önderliğimiz olmak üzere halkımızın, hareketimizin uzattığı barış ve kardeşlik elinin, birlikte, ortak demokratik değerler içerisinde yaşama arzusunun saldırı ve katliamlarla cevaplanması ardından Demokratik Özerk Kürdistan yaklaşımı temelinde kendi özgür geleceğini inşa etme kararlılığıdır. Bu eylemlerimiz ve hamlemiz böyle yorumlanmalı, böyle ele alınmalı ve bu hedeflere ulaşmada gerillanın her zamankinden daha kararlı, daha donanımlı, daha fedai bir düzeyde bulunduğu bilinmelidir.
Şu unutulmamalıdır gerilla tüm değerlerimizin bileşkesi olan Önder APO’nun yegane savunucusu ve onun fedaisidir. Gerilla, 30 yılı aşkındır mücadele yürüten tüm demokratik değerlerimizin geliştiricisi ve muhafızıdır. Yine gerilla uğruna hayatlarını gözlerini kırpmadan feda edecek kadar aşkla bağlı halkının umudu, onun savunucusudur. Gerilla omuz omuza mücüdele yürüttüğü yoldaşlarının ülkemiz Kürdistan’a şahadet dediğimiz kutsal mertebeye ulaşarak yolculadığı, yiğitliğin ve fedakarlığın sembolü olan analarımızın ağıtlarla evlatlarını bağrına bastığı ve ülkemizin her sokağında gerillalarımıza intikam çığlığının bir feryat biçiminde ulaştığı bir zamanda ve mekanda üzerine düşeni gözünü kırpmadan yapan bir kahramanlar topluluğudur. Bu değerlerin saldırı altında olduğu bir soykırım planı temelinde adeta tecavüz edilerek linç edildiği bir ortamda, gerillanın üzerine düşen şey ölümü pahasına bu değerleri korumaktan başka bir şey değildir. Nitekim yaşananlar bunu ifade etmektedir.
İşte Hatay Dörtyol’da yaşananlar, bu gerçekler karşısında yumruğunu masaya vuran gerilla karşısındaki yenilginin saldırganlığı içinde olan faşizan politikaların geldiği düzeyi göstermektedir. Bu saldırılar planlıdır ve örgütlüdür. Bu linç saldırılarının gerekçesi ve sorumlusu gerillalarımızın meşru savunma eylemleri değil halkımız üzerinde sinsi ve hain bir plan yürüten başta hükümet olmak üzere CHP MHP ve devletin tümüdür. Bunu toplumun dikkatlarinden gizleyen AKP yönetiminin İçişleri bakanı, Başbakanı olan Tayyip Erdoğan’dan da destur alarak Hatay Dörtyol’da halkımıza karşı yeni faşizan bir katliam planının startını vermiş durumdadır. ‘Amanosları temizleyin’ diyen İçişleri bakanı potansiyel bir tehlike olarak gördüğü halkımızı faşizan güruhlara karşı hedef gösterirken ‘ne yaparsanız yapın’ diyerek her yolu mübah gösteren bir devlet fermanı çıkarmış, bu konuda devletin tüm yetkili organlarına hatta sivil faşist güçlere bile adeta bir açık ‘vur emri’ vermiştir. Bu katliam planı açıktır ki planlıdır, örgütlüdür ve AKP projesidir.  Nitekim son günlerde AKP yetililerinin yapmış olduğu açıklamalar bu saldırı planının psikolojik ortamını oluşturmayı hedeflemiştir. AKP Milletvekili olan Kürşat Tüzmen’in Kürtlere ağır hakaret içeren sözleri, yine diğer bir AKP Milletvekili olan Vahit Erdem’in Kürtlerin nüfusunun Türkleri geçeceği’ biçiminde  ve Türkiye’nin elden gittiğini ima eden tahrik dolu sözleri, Cemil Çiçek’in Diyarbakırlılara ve Hakkarililere Türkçeyi öğretemedik diyerek yakındığı sinsi sözler yine Başbakan’ın açıklamaları ve son alarak İçişleri bakanının verdiği ‘vur emri’ bunun böyle olduğunun ispatıdır. Yani tartışılmıştır, planlanmıştır ve uzun süredir adım adım devreye konularak Hatay Dörtyol’da zirveye ulaştırılmıştır. Bunun herkesçe böyle bilinmesi gerekmektedir.
Bu plan karşısında elbetteki halkımız, arkasında AKP öncülüğünde tüm devletin olduğu bu sinsi plana karşı duyarlı olmalıdır. Bu plan öylesine gözü kara ve sinsi bir hal almıştır ki AKP öncülüğünde bu terörist ve faşist devlet her türlü yöntemi her an, her biçimde geliştirebilir. Bu konuda hiçbir engel tanımayabilir. Ancak bu katliam planı karşısında halkımıza bir diğer çağırımız da bu planla hedeflenen sindirme ve korkutma yine direnişsiz kılma politikalarına gelinmemelidir. Ne olursa olsun uğruna 30 yılı aşkın bir süredir büyük bedeller ödediğimiz haklı davamızda tarihi bir eşiğe gelmişken bu sindirme ve korkutma planına karşı hiçbir tereddüte girmeden sesimizi daha fazla yükseltme, direnişimizi daha fazla geliştirme zamanıdır. Bu temelde halkımız ve onun temel özsavunma güçleri olan Kürt gençleri ve Kürt kadını kendi özsavunmasını örgütlemeli bu saldırılara karşı kendini savunmalıdır. Savunma kutsal bir hak olduğu kadar artık zaferin eşiğine gelmiş bir halk için tarihi görev düzeyine ulaşmıştır. Halkımız da tıpkı gerilla güçlerimiz gibi dördüncü dönemin ruhuna denk bir şekilde kendi mücadele gücünü düzenlemeli, örgütlemeli, böyle pratikleşmelidir. Başta Amed halkı Paytaxt olmanın onuru ve bilinciyle bu saldırılara karşı görkemli direnişin öcülüğünü geliştirmelidir Kürdistan’ın tüm şehirleri kahramanlık düzeyinde bu saldırılara karşı onurlu bir direniş tutumu içine girerek bu saldırılar karşısında sinmeyeceğini özgür ve onurlu yaşama isteğini ve kararlığını kendisine yakışır bir biçimde düşmanlarımızın kulağını yırtarcasına haykırmalıdır. Amed öncülüğünde Kürdistan’ın tüm illerinde özsavunma mücadelemizin tarihi öncülük görevini üstlemiş olan halk inisiyatiflerimiz derhal ve hiç zaman kaybetmeden bu saldırıların hedefi olan halkımızla tıpkı aynı mevzide savaşan gerillanın omuz omuza direnmesi gibi dayanışmasını göstermeli sokakları mücadele mevzileri haline getirerek halkımızı kendi topraklarından sürmeyi yani imha etmeyi hedefleyen bu saldırılar karşısında dördüncü dönemin halk serhıldanlarını geliştirmelidir. Nasıl ki gerilla kendi mevzisini asla ve hiçbir koşul altında terk etmiyorsa halkımız da onun özgürlük savaşçıları olan Kürt gençliği ve kadını da kendi mevzileri olan sokakları terk etmemelidir.
Ayrıca şu unutulmamalıdır. Halkımızın tırnağına bile zarar gelecek saldırılar karşısında gerilla güçlerimiz alabildiğine hassas ve bu saldırıları cevapsız bırakmayacak kadar donanımlı, bu konuda ne gerekiyorsa tereddüt etmeden kendini feda edecek kadar onurlu bir durumdadır. Bu saldırıların sahiplerine de sözümüz bu halk sahipsiz değildir, bu halk kendini savunamayacak kadar onursuz ve aciz değildir bu halk kendisine reva görüleni başkasına misliyle ödetemeyecek kadar  örgütsüz değildir. Bunun böyle olduğunu tarih göstermiştir, bundan sonra da gösterecektir. Gerillanın nefesi bu katliam planının yürütücülerinin ensesinde solumaya devam edecektir.
29 Temmuz 2010
HPG Anakargah Komutanlığı
Reklamlar