Öcalan: Müzakere olmazsa devrim süreci gelişir

Öcalan: Müzakere olmazsa devrim süreci gelişir
“Müzakere olmaz ise devrim süreci gelişir” diyen Öcalan, “Öldürerek PKK yok edilemez. Profesyonel ordu, teknolojik silahlar, bunlar PKK’yi yok edemez. Kaldı ki çatışmaların şehirlere yayılması tehlikesi var. O zaman işin içinden çıkılamaz” dedi. 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede Suriye’nin Kürt sorununa değinen Öcalan, “Suriye Devlet Başkanı Sayın Beşar Esad’ın daha önce İstanbul’a geldiği sırada basına sarf ettiği beyanları var. Demokratik çözüm için diyalog ve uzlaşmadan bahsetmişti. Bu çerçevede bir çözüm önemlidir” dedi.
HEWLER’DE TEMSİLCİLİK ÖNEMLİ
Öcalan, Başbuğ’un konuşmasına ilişkin olarak da “Başbuğ’un bu son beyanları eskinin tekrarıdır. Denenmiş, bitmiş, iflas etmiş bir anlayışın tekrarıdır” şeklinde konuştu. BDP’nin dış temsilcilik açmasının önemine değinen Öcalan, “BDP Hewlêr’de temsilcilik açacak sanırım. Orası çok hareketli bir yer. Brüksel önemlidir, Washington önemlidir ama Hewler daha önemlidir. Temsilcilik açılması önemlidir. Oradakiler bizim insanlarımız. Orada beşyüzü aşkın şirket var. Şimdiye kadar orada bir büronun olmaması hatadır.” ifadelerini kullandı. Öcalan, şöyle devam etti:
URFA OLMASA SAVAŞ BAŞARILAMAZDI
“Siyaset akademisinin Urfa’da açılması çok önemlidir. Daha önce söylemiştim, Urfa’da devasa sorunlar var, Irgatlık, işsizlik, yoksulluk, göç, -dünyanın dört bir yanına Urfa’lı gençler göçüyor- kadınların durumu ortada, muazzam sorunlar var. Bu sorunların çözümü için çok ciddi çaba ve demokratik mücadele gerekiyor. Urfa’yı çözmek bir çok şeyi, bölgeyi çözmek anlamına gelir. Urfa’nın tarihini biliniyor. Aslında Urfa’da Fransızların yenilgiye uğratıldığı mücadele -ki bu Kürtlerin eseridir- olmasaydı belki de Kurtuluş Savaşı başarılamazdı. Bu sürecin ilk kazanımı Fransızlarla yapılan Türk-Fransız anlaşmasıdır. Yine bu süreçte Binbaşı Noel’in Mustafa Kemal’e yönelik takibi Urfa’dan başlamış, oradan sonra Sivas ve Elazığ’a kadar uzanmıştır ama başlangıcı Urfa’dır.” 
M. KEMAL ÖZERKLİK TANIDI
“Kürtlerin Kurtuluş Savaşındaki yeri ve önemli rolü aslında 1921 anayasasına da yansıdı. O dönemde Kürtlere özerklik tanıyan düzenlemeler de yapıldı, Özerklik tanındı. Mustafa Kemal’in o dönemdeki konuşmalarında da bunlar var. Ama İngilizler, İttihat Terakki Kadroları, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak eliyle Mustafa Kemal’i etkisizleştirdiler, Kürtler İngiliz politikasına kurban edildi. Daha sonra Kürt meselesinde giderek özel savaş lobisi etkin olmaya başladı. Günümüzde de Urfa’da özel savaş lobisi etkinlik kurmaya çalışıyor. Araplar üzerinden oynanıyor, halkımızın maruz bırakıldığı durum da ortada. Urfa’nın geniş olanaklarına rağman korkunç bir yoksullaştırma politikası yürütülüyor. Bu nedenle Akademi’nin kurulması önemlidir, çok önemsiyorum. Göbekli Tepe, İbrani tarihinde Urfa’nın yeri ve önemi üzerine yaptığım değerlendirmelerim var. Urfa’da bugünlerde sivil toplum örgütlerinin bir açıklaması olmuş herhalde, bu yönlü açıklamalar sanıyorum devam ediyor. Antep, Adıyaman, Maraş, Malatya hattı sessiz görünüyor. BDP buralarda etkin bir örgütleme yapamıyor herhalde. Ben biliyorum, hatırlıyorum, bu bölgeler gelişkin bölgelerdi, demokratik yönü, demokratik özü gelişkin yerlerdi. Kapitalizm bu bölgeleri mahfvetti. Bu bölgeleri kapitalist özentiden kurtarmak gerekir. BDP buralarda çalışma yapması önemlidir.” 
ÜÇ ÖNERİSİNİ YİNELEDİ
“Hükümet’e, KCK’ye, BDP’ye ve tüm ilgililere sorunun demokratik çözümü için bazı pratik önerilerde bulunuyorum. Bu kapsamda üç öneri sunuyorum: Birincisi, önce bir eylemsizlik, karşılıklı bir eylemsizlik durumu sağlanabilir. İkincisi, Meclis bünyesinde Güney Afrika benzeri bir Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulabilir. Bu komisyon kendi alanında uzman kişilerden oluşmalıdır. Meclis’te bir komisyon olur ama ona bağlı çeşitli alt çalışma grupları olur. Yine bu da uzmanlardan oluşur. Aydınlar ve sivil toplum temsilcileri yer alabilir. Bu komisyon çatışmalı süreçle ilgili ben dahil bütün tarafları dinler. Geçmiş dönemde yer alan Çiller, Ağar ve dönemin diğer aktörlerini dinler. Bu komisyon gerçekleri açığa çıkarır. Komisyon kapsamlı çalışır, bütün tarafları dinler, ulaştığı sonuçları halkla, kamuoyuyla paylaşır, taraflar birbirini affeder, bir dönem böyle kapanır. Bunu yapmak o kadar zor değil, Güney Afrika’da başarılı oldu, çözüme götürdü, burada da başarılı olmaması için bir neden yok. Bununla paralel olarak güçlerin bir alana toplanması gündeme gelir. BM gibi uluslararası güçlerin güvencesi altında çözüme kadar bekletilebilir.Bun dan sonra üçüncü aşama gelir.” 
KURTULUŞ OLACAKSA HEPİMİZ İÇİN OLACAKTIR
“Üçüncüsü de, belli bir alanda toplanmış güçlerin yurda dönüşü sağlanır. Öyle Habur’daki gibi değil, toplu bir geliş olur. Bu sürecin güvenlik boyutu KCK ile görüşülür. Demokratik Anayasa çalışmaları ise BDP üzerinden yürür, bu çalışmaya diğer partiler de katılır. Bu temelde anayasal ve yasal çözümler gelişirse silahlar bırakılır. Burada benim rolüm yanlış anlaşılıyor. Öyle kendisini kurtarmak istiyor gibi yaklaşımlar ucuz yaklaşımlardır. Benim içinde olmadığım bir sürecin başarı şansı yoktur, bu eşyanın tabiatı gereği böyledir. Benim öyle kendimi kurtarmak gibi bir derdim yok, kurtuluş olacaksa hepimiz için olacaktır. Sorunun çözümü için bir müzakere süreci başlatılmalıdır.” 
MÜZAKERE OLMAZSA DEVRİM SÜRECİ GELİŞİR
“Bu olmazsa ne olur, Müzakere süreci olmazsa ne olur? Burası önemlidir. Ben geçenlerde Devrim Süreçlerinden bahsetmiştim. Bu süreçlerden şunun için bahsediyorum. Devrim süreçleri bir başladı mı kontrolden çıkar, hiç kimse kontrol edemez. Şu an Türkiye’de bu tehlike var mı, var. Ben buradan PKK’ye ‘şöyle yapın, böyle yapın’ demiyorum. PKK’ye taktik de vermiyorum. PKK kendi taktiklerini zaten uyguluyor, kendine göre bir direniş tarzı var, kendileri bilir. Ben kimseye savaşı yükseltin derinleştirin demiyorum. Bir tespit yapıyorum, bir tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Benim 31 Mayıs açıklamam da yanlış anlaşılıyor. Ben ‘bir ateş yanıyor, bunu söndürelim’ diyorum. Bazıları çıkmış Bahçeli gibi habire ateşe odun atıyor, böyle ateş söndürülemez. Ben tersini söylüyorum, gelin bu ateşteki odunları çekelim diyorum. Ateşin alevlenmesinin getireceği tehlikelere dikkat çekiyorum.” 
ÇATIŞMALAR ŞEHİRLERE YAYILIR
“Ben sadece gerilla ölümlerine değil asker ölümlerine de gerçekten üzülüyorum. Ben bunların önüne geçmek istiyorum, demokratik-barışçıl çözüm yolunu, önerilerini ortaya koyuyorum ama ne ittihatçı artığı CHP ve MHP ne de Hürriyet ve İtilaf Partisinin devamı sahte-islamcı zihniyetiyle çözüm gelişmez. İşte ‘hala bitiririz, öldürürüz, yok ederiz’ diyenler var. Öyle bazılarının dediği gibi vurarak, öldürerek PKK yok edilemez. Profesyonel ordu, teknolojik silahlar, bunlar PKK’yi yok edemez. Belki zarar verebilirler. Sonra Türkiye’den dünyanın dört bir tarafında yaşayan Kürtlerden oraya bir akış oluyor. Bu nedenle PKK bitirilemez. Kaldı ki çatışmaların şehirlere yayılması tehlikesi var. O zaman işin içinden çıkılamaz.”
ETNİK ÇATIŞMALAR GÜNDEME GELEBİLİR
“Daha önce ‘Devrim ve Karşı-Devrim’ dönemlerinden bahsetmiştim. 1789 Fransız Devrimi, 1917 Ekim Devrimi, Alman Nasyonal Sosyalizmin ilk yılları incelenmelidir. Bu Türkiye’de illa böyle olacak anlamında demiyorum. Bir tehlikeye dikkat çekiyorum. Daha önce de söyledim, önemli olduğu için tekrar ediyorum. Bir çözüm gelişmezse üç şey olabilir demiştim. Birincisi çatışmalı süreç, savaş devam eder, bu süreçte devlet PKK’ye büyük zarar da verebilir ama daha önce de söylediğim gibi PKK’nin bir direniş tarzı var, sürekli katılım kaynağı var, olanakları var, PKK’yi bitiremezler. İkincisi çatışmalı süreç daha da derinleşir, sürece yayılırsa, savaş uzarsa her iki tarafta da yozlaşma gündeme gelir, iki tarafta da çeteler türeyebilir. İşte devlet içerisinde jitem tarzı faili meçhuller, köy yakmalar gündeme gelir. Böyle zamanda PKK’de de çete benzeri şeyler gelişebilir. Üçüncüsü çatışmalar, savaş her tarafa sıçrar, şehirlere yayılır. Etnik-toplumsal çatışmalar gündeme gelir. Süreç kontrolden çıkar, kaos olur. Kimse kazanmaz, herkes kaybeder ama devlet daha büyük kaybeder.” 
GELEN MEKTUPLAR VERİLMİYOR
“Bana gönderilip de verilmeyen birçok mektup var. Almanya’dan sanıyorum Offenbach’tan yazılmış bir mektup verilmedi. Diyarbakır-Bağlar 5 Nisan Mahallesinden gelenbir mektup verilmedi. Bunlar gibi verlmeyen birçok mektup var. Bunlar dışarıdan gönderilip de verilmeyen mektuplardır. Bir de cezaevlerinden gönderilip de verilmeyen mektuplar var. Malatya cezaevinden gelen bir mektubu aldım. Mektup gerçekten derindi, başarılar diliyorum. Erzurum cezaevinden gelen iyi mektuplar va Bunlardan biri özellikle güçlüydü. Özellikle Cumhuriyet Tarihi konusunda iyi bir yoğunlaşması vardı yazarın. O döneme ait bazı gelişmelere ilişkin belgeleri bulup çıkarıyor, başarılar diliyorum. Zonguldak cezaevinden gelen bir mektup aldım. Yine İran Kürtlerindendi. Türkiye c.evlerinde bulunan diğer parçalardaki tüm arkadaşlara özel selamlarımı iletiyorum. Adıyaman, Tekirdağ, Buca, Diyarbakır c.evlerinden de ark.ların mektupları var, hepsine selamlarımı iletiyorum. Avrupa’daki tüm kurumlarımızın çalışanlarına, tv, gazete, dernek çalışanlarına, sanatçılara çok çok selam söylüyorum. Tüm halkımıza, Urfa, Kars, Erzurum, Serhat’daki tüm halkımıza selamlarımı iletiyorum.” 
Reklamlar