Gerilladaki Erternasyonalistler – 1

Kürdistan ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini veren PKK hareketi kuruluşundan itibaren enternasyonalizme verdiği önemi deklere ederek mücadelesini başlattı. 

Hareketin Önderi Abdullah Öcalan buna verdiği önemiHaki Karer ve Kemal Pir gibi iki devrimci ile yola çıkarak mücadeleye başlamasını örnek veriyor. Kemal Pir ile Hakki Karer’de Türkiye’nin kurtuluşunu Kürdistan’ın kurtuluşunda gördükleri için harekete katıldıklarını belirtmişlerdi. O yüzden enternasyonalist temel üzerine kurulan PKK’de şu ana kadar yüzlerce enternasyonalist devrimci yer aldı. Bu enternasyonalistlerin büyük bir kısmı ise silahlı mücadelenin başlamasından sonra gerillaya katılarak görevlerini yapmaya çalıştılar. 

Kürdistan dağlarında hangi halklardan insanlar yok ki… Pakistan’lısından, Alman’ına İsviçre’lisinden Kazak’ına, Arap’ından Türk’üne yüzlerce kişi PKK saflarına katılarak Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde enternasyonalist görevlerini yapmaya çalıştılar. 

Kürt halkının özgürlüğü için Kürdistan dağlarında gerillacılık yapan yüzlerce enternasyonalistten sadece bir kaçı olan Kazakistan’lı Toros, Arap Çekdar, Rus Jiyan, Türkmen Bedrettin ve İsviçreli Tolhildan’dır. Orta Asya Bozkırlarından çıkıp Kürdistan dağlarına gelen Toros, okuduğu bir gazeteden Kürtleri tanıyarak dağlara çıkmaya karar veriyor. Türkmen Bedrettin yaşanan toplumsal bunalım ve ezilmişlik sonucu içine girdiği arayışlarının sonucu Kürdistan dağlarıyla buluşuyor. Jiyan Rus köklerini dağlarda armaya başlıyor. Çedar Arap ise Kolombiya’ya gitmek isterken, yolunu değiştirerek Kürdistan dağlarında soluğu alıyor. 

Onları Kürdistan dağlarına kadar getiren çocukluk hayallerini, sosyalizm arayışlarını ve ütopyalarını onlar anlattı biz yazdık… 

Hepsinin ortak vurgusu özgürlüğü dağlarda yakaladıktan sonra ineceğiz oldu. 

Orta Asya bozkırlarından Kürdistan dağlarına 

Dünyaya hükmeden, çeşitli kitap, roman, hikaye ve şiire konu olmuş dünyanın askeri dehaları olarak bilinen Cengizhan ve Timurlenk’in çıktığı bozkırların bir parçası olan Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te beş çocuklu doktor bir annenin, mühendis bir babanın üçüncü çocukları olarak doğdu. Adı Nurbek Alimbetov. İlk ve orta öğrenimini Taşkent’te tamamlayan Nurbek, çocukken en büyük hayali olan pilot olmak için uçak mühendisliğine bağlı meslek lisesine kaydını yapar. Liseyi bitirdikten sonra uçak mühendisliği bölümüne kaydını yaptırır, ailesi ile yaşadığı geçimsizlikten ötürü, 1991 yılında Kızıl Ordu’da askerlik yapmak için başvurur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 1996 yılında ülkesi olan Kazakistan’a dönen Nurbek’in hayatı burada okuduğu bir gazeteden tanıdığı Kürtlerle değişmeye başlar. O günden sonra Kürtleri daha yakından tanımaya çalışıyor. Kısa bir araştırma incelemeden sonra bir gerilla olarak Kürdistan dağlarına gitmeye karar verir. 1997 yılında Kürdistan’a geldiğinde ise o artık Nurbek değil de, Kürdistan dağlarında özgürlük hareketi saflarında Toros adıyla mücadeleye vermeye başlayan bir gerilladır. 

Toros ataları Cengizhan ve Timurlenk’in çıktığı bozkırlardan yola çıkarak Kürdistan dağlarına uzanan hayatın çocukluk günleri ile hayallerini şu şekilde anlatıyor: “Küçükken en büyük hayalim pilot olmaktı. Rüyamda hep uçuyordum. O yüzden kaydımı uçak mühendisliğine bağlı liseye yaptırdım. Liseyi bitirdikten sonra uçak mühendisliğine yazıldım, aynı zamanda da uçak fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladım. Bu istemim anne ve babamınkiyle çelişiyordu. Çünkü annem psikolog, babası ise polis olmamı istiyordu. Bu yüzden onların desteğini yitirdim. Tek çare askere gitmekte kalmıştı. Bende 18 yaşında olmama rağmen Kızıl Ordu’da askerlik yapmaya başladım.” 

Ailesine olan tepkisinden dolayı uzak yerde askerlik yapmak isteyen Toros, iki yıl süren askerliği boyunca denizci olarak Uzakdoğu ülkelerini yani Çin, Vietnam, Kore, Filipin ve Singapur’u gezdi. 

Farklı halklardan arkadaşlıkları vardı 

Toros, şiddeti sevmediğini ve hiçbir zaman da esas almadığını söyleyerek enternasyonalizmi savunduğunu belirtti. Yaşadığı çevrede hep farklı halklardan insanlarla arkadaşlıklar kuran Toros “Arkadaşlarım Moldovya, Tatar, Yahudi, Özbek, Ukrayna, Rus, Alman ve Sovyetlerde yaşayan diğer halkların çocuklarıydı. Bu halkların çocuklarıyla ortak dilimiz Rusça’ydı” diye konuştu. Toros ülkelerinde Ortadoğu’ya oranla kadın hakları konusunda belli kazanımların olduğunu fakat Kürt hareketi içerisindeki düzeyde olmadığını söyledi. 

Reel sosyalizminin yarattığı kırılma 

Arayışlarının Sovyetlerde sosyalizmin yıkılmasından sonra arttığını belirten Toros ülkesinde daha sonra gelişen süreci şöyle anlattı: “Ben askerdeyken Sovyet sosyalizmi yıkıldı. Reel sosyalizm yıkıldıktan sonra maddiyat öne çıktı. Parası olan insandı olmayan bir hiçti. Bununla birlikte ayrıntı da olsa özgürlükler konusunda bazı farklılıklar yaşanmaya başlandı. Örneğin Sovyetler döneminde gece yarılarına kadar gezebiliyorduk. Yıkılıştan sonra ise karanlık çöker çökmez evlerimize çekilmek zorunda kalıyorduk. Bunun nedenlerini aramaya başladım. 

Komşuluk ilişkileri bitti. Gidiş gelişler kesildi. İnsanlar arasındaki sıcak ilişkiler yok oldu. Kaybolup gitti. Hırsızlık ve toplumsal kirlenme başladı. Eski iş yerime döndüm orası da beni tatmin etmedi. Bu ortam içinde ben de ticarete girmeye çalıştım. O alanda bir şeyler kazanmak, elde etmek istedim. Buradan kazandıklarımla kimsesiz çocuklar için bir şeyler yapmayı düşünüyordum.” Toros, kimsesiz çocuklara yönelik daha önce yapmak istediği projeyle bine yakın çocuğa ait okul, barınma gibi ihtiyaçlarını karşılamak istiyordu. “Ama o sistem içinde bunu gerçekleştiremeyeceğimi anladım” diyen Toros, bunun nedenini kişilik olarak kapitalist sisteme ters düşmesine bağladı. 

‘Bir gazeteden Kürtleri tanıdım’ 

Milliyetçiliğin geliştiği Özbekistan yasalarını insanlıktan uzak olarak değerlendiren Toros, burayı yaşanılacak bir yer olarak görmediğinden 96’da Kazakistan’a geçti. Toros “yaşanan sosyal, siyasal, toplumsal, ekonomik sorunlar önüme birkaç yol koydu” diyerek bunlardan birinin intihar olduğunu söyledi. O sırada bir Kürt’le tanışan Toros, kendisine verdiği gazete aracılığıyla Kürtleri ve PKK’yi tanımaya başladı. Toros bir süre Kürtlerle ilişki içerisinde olduktan sonra Kürdistan’a gitme kararı aldı. “Kürtlerle ilgili her şeyim bir gazeteyle başladı” diyen Toros, gerillaya katılım sürecini şöyle anlattı: “Bir Kazak olarak Kürdistan’a gidip gidemeyeceğimin araştırılmasını istedim. 

Araştırıldıktan sonra bana ‘Kürdistan’a gidip savaşabilirsin’ denildi. Bende gitmeyi istedim. Kürtler ve Kürt tarihine ilişkin her şeyi gazeteden öğrendim. Diğer Kazaklar bunu fark etti. Gazeteyi yasaklayacaklarını söylediler. Kürtler hakkında yanlış bilgi vermeye başladılar. Tanıştığım o Kürt gencinin amcasının evine gittik. İlk kez Başkan’ın fotoğrafını orada gördüm. Başkan’ın kişilik sorunu üzerine olan kitabını bana verdiler. Okudum. Hareketi biraz o kitaptan tanıdım. Kitapta anlatılanlar hayallerime cevap oluyordu. Büyük hayallerim vardı, Başkan’ın da kitapta söyledikleri çok büyük şeylerdi. Başka sosyalizmden söz ediyordu. Ancak reel sosyalizm değildi. Kitabı okuduktan sonra bir enternasyonalist olarak Kürdistan’a gitmek istediğimi söyledim. Hümanist açıdan bakıyordum olaya. Şiddeti de reddetmiyordum. O temelde gelip katıldım.” 

Dil konusunda zorlandı 

Toros gerillaya katıldıktan sonra ağırlıklı olarak Behdinan taraflarında kaldı. Halkla ilişkiler geliştirmek istediğini, ama genelde askeri güçler içinde kaldığı için geliştiremediğini söyleyen Toros, gerillada Kürtçe’yi de öğrendi. 

Toros dil öğrenene kadar ilk iki yıl çok zorlandığını belirterek bu konuda yaşadığı zorlanmayı, “öyle olmuştu ki işaretlerle anlaşıyorduk. Söylemek istediklerimi söyleyemiyordum. Anlamak istediklerimi anlayamıyordum. Türkçeyi de öğrendim. Ama sadece Kürtçe konuşuyorum. En çok zorlandığım şey kitap bulamamaktır. Türkçe ve Kürtçe’yi konuşacak kadar öğrendim. Kitap okumama yetmiyor. Rusça kitap da bulamıyorum. O yüzden bir gerilla arkadaşımın elinde kitap gördüğümde onu kıskanıyorum. Hele hele bir de bu Başkan’ın kitabıyla daha çok kıskanıyorum” şeklinde anlattı. 

‘Özgürlüğe kadar dağda yaşayacağım’ 

En büyük özlemlerinden birinin Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ı görmek olduğunu söyleyen Toros, “onu görmemeyi kendim için büyük bir kayıp kabul ediyorum” dedi. 

Toros, savaşsız, halkların kardeşçe birarada yaşadığı bir dünya için Kürt Özgürlük Hareketi içinde yer aldığını belirterek “dünyada ciddi dengesizlikler var. Özgürlükler sorunu var. Kimlik sorunu var. Cins sorunu var. Hala insanlar açlıktan ölebiliyor. Tutuklanabiliyor. İşkencelerden geçirilebiliyor. Sorgusuz, sualsiz öldürülebiliyor. İnsanlığı öldüren bunlar ortadan kaldırılmalıdır. 

İnsanca yaşanmalıdır. Tek renk, tek tip insan olmaz. Robotça değil, sıcak insan ilişkileri olmalı. Başkan’ın yeni toplum, yeni insan, yeni yaşam projesi, özgürlük anlayışı ve ideolojik yaklaşımı bunu içeriyor. Kürt Özgürlük Hareketi buna karşı mücadele ediyor. O yüzden Kürtler özgürleşinceye kadar yani Kürt sorunu çözülünceye kadar bu dağlarda yaşayacağım” diye konuştu. 

Devam edecek… 

SEYÎT EVRAN/LAŞER TEKOŞÎN

Reklamlar