Gerilladaki Enternasyonalistler -5

David Rouiller, 1972 yılında İsviçre’nin Martigay kentinde küçük burjuva bir ailenin ikisi erkek biri kız olmak üzere üç kardeşin en büyüğü olarak doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini aynı kentte tamamladıktan sonra, siyasal bilgiler fakültesini kazandı. Kürt Özgürlük Hareketi’yle Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen uluslararası komplodan sonra 1998 yılında tanıştı. PKK’ye katıldıktan sonra Tolhıldan Karker adını aldı. Aynı yıl Avrupa’da çalışmalara katılarak ERNK ve YDK saflarında faaliyetlerini sürdürdü. Tabii bu çalışmalarla birlikte Kürtler açısından bulunduğu Lozan kentinin öneminden de hareketle Kürt sorunu konusunu daha ayrıntılı izlemeye, incelemeye ve tarihi araştırmalarını yapmaya yöneldi. Bu çalışmalar ve yaptığı araştırmalar sonrasında Kürt halk gerçekliğini biraz daha yakından tanıyan Tolhıldan, daha fazla tanımak ve mücadeleye destek vermek amacıyla da gerilla saflarına katılmaya karar vererek 3 yıl sonra da Kürdistan dağlarındaki yolculuğuna çıktı. 

Emperyalizmle mücadele mekanı Kürdistan dağları 

2001 yılında gerillaya katıldığını belirten Tolhıldan, emperyalizme karşı bilimsel sosyalizm mücadelesinin en iyi verildiği yerin Kürdistan Özgürlük Hareketi safları ile mekanının da Kürdistan dağları olduğunu düşündüğü için katıldığını ifade ediyor. 

Yeni savaşçı eğitim kampında bir devre eğitim aldıktan sonra Kandil alanında bir askeri tabura geçti. 

Kürdistan dağlarında altı yıl 

“Kürdistan dağlarında beşinci yılımı tamamladım ve altıncı yılı girdim” diyen Karker, bu süre içinde daha çok Güney Kürdistan’ın Kandil dağı ile Behdinan’da kaldığını dile getiriyor. 

Dil bilmediği için bir süre oldukça zorlandığını belirten Tolhıldan yaşadıklarını şöyle özetliyor: “Anlatmak istediklerimi anlatamıyor, anlamak istediklerimi anlayamıyordum. İlk gittiğim askeri taburda arkadaşlarım benimle Türkçe konuşuyorlardı. Bu bana göre büyük bir çelişkiydi. Kaldı ki öyleydi de. Öte yandan da zoruma gidiyordu. Çünkü benim bildiğim Kürtler başta insan hakları, ulusal, kültürel, kimlik, özgürlük ve en başta da dil hakları için bu mücadeleyi başlatmışlardı. Ama kendi dillerini değil de Türkçe konuşuyorlardı. Bu yüzden mecburen biraz Türkçe öğrendim. Ama Kürtler için mücadele ettiğim için en doğrusu onların dilini öğrenmektir diye düşünerek, o taburdan çıkma önerisini yaptım. Arkadaşlar önerimi kabul edip beni başka bir tabura gönderdiler. Gittiğim yeni taburda Türkçe bilmediğimi söyledim. O yüzden herkes benimle Kürtçe konuşmaya başladı böylelikle Kürtçe öğrendim. Şimdi Kürtçe okuyup yazabiliyorum.” 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi saflarına katılma isteğini ailesine söylediğini ancak bu isteğinin pek olumlu karşılanmadığını söyleyen Tolhıldan, o anki duygularını şu sözlerle dile getiriyor. “Onlar katılmamı istemiyordu. Ülkemde ya da Avrupa da kalıp diplomatik ve siyasi çalışmalar yer almamı istiyorlardı. Ama benim istemim ise dağlardaki Kürtlerin yanında yer almaktı ve öylede yaptım.” 

“Öcalan’ı çok görmek isterdim” 

Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ı çok görmek istediğini ancak Öcalan’ın esaretinden dolayı böyle bir şansının olmadığını söyleyen Tolhıldan, bunu kendisi için büyük bir kayıp olarak gördüğünü belirtiyor. 

Öcalan’ı daha çok eserlerinden tanıdığını dile getiren Tolhıldan, “Önderliği daha çok eserlerinden ki benim bildiğim dile çevrilen çok sınırlı sayıdaki eserlerinden tanımaya çalıştım. Ülkeye gelip Kürtçe öğrendikten sonra daha iyi tanımak için sürekli Önderliği okudum. Kitaplarını okuyup daha fazla tanıdıkça Önderliği görmemenin ne kadar büyük bir şansızlık olduğunu anlıyorum.” diyor. 

Abdullah Öcalan’ın savunmalarını okuyana kadara Marksizm ve Leninizm’e yönelik eleştirilerine çok fazla anlam veremediğini dile getiren Karker, “Savunmalarını inceledikten sonra bunları anlamaya başladım. Daha önemli bir şey ise Önderliğin savunmalarını inceledikçe Avrupa gerçekliği ile Ortadoğu gerçekliği arasındaki farkları ve uçurumları gördüm” diye konuştu. 

Dünya Kürtleri görmüyor! 

Uluslararası güçler ile Batılı devletlerin Kürtler hakkında birçok şeyi ya yanlış bildiğini ya da işlerine geldiği için öyle anladıklarına dikkat çeken Tolhıldan, bu yüzden yanlış yorumlamalara da gittiklerini belirtiyor. Bu yanlış yorumlamanın başında şiddet olgusunun geldiğini ifade eden Tolhıldan, şöyle konuştu: “Bu yüzden bütün dünya, ‘Kürtler şiddeti seviyor ve uyguluyor’ diyebiliyor. Oysa gerçek bu değil. Gerçek, Kürtlere şiddetten başka geçecek bir kapı bırakılmadığı için şiddetle karşılık veriyor olmasıdır. Hareket, halk ve en başta da Önderliklerine yönelik geliştirilen saldırılara karşı kendisini savunmak için şiddete başvuruyor. Kendi imha ve inkarına karşı kendisin savunuyor.” 

Kürtlerin en doğal haklarını talep ettiklerini belirten Tolhıldan, bu hakları inkar edilince istemeyerekte olsa silaha başvurmak zorunda kaldıklarını ve kendisinin de bu yüzden bir İsviçreli sosyalist olarak mücadele saflarında yer aldığını söylüyor. 

Çelişkiler zorladı 

Gerilla saflarında yer aldığı altı yıllık süre içersinde yaşadığı bazı zorlanmaların olduğunu dile getiren Tolhıldan, bunun nedeninin de ilk yıllarda dili billmemekten kaynaklandığını belirterek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Diğer bir zorlanma nedeni ise hareketin reel gerçekliği ile Önderliğin çözümlemeleri ve eserlerinde anlattığı gerçeklik arasındaki farklardır.” Gerilla arkadaşları tarafından şu ana kadar kendisine herhangi bir yanlış ve zorlayıcı yaklaşım gelişmediğinin altını çizen Tolhıldan, aksine arkadaşlarının kendisine yabancı olduğu için ve enternasyonalist temelde katıldığı için daha çok değer verdiklerini belirtiyor. 

O artık bir Guyi! 

Altıncı yılını Kürdistan dağlarında doldurmak üzere olan Tolhıldan bir Guyi kadar artık Kürt. Kürtçe konuşma ve yazmayı en az diğer gerillalar kadar bildiği için arkadaşları arasında o artık bir Guyi denilerek Guyi aşiretinden geldiği esprilerine bile konu oluyor. 

BİTTİ

SEYÎT EVRAN/LAŞER TEKOŞÎN 

Reklamlar