Tuzak Kokardı Sokaklar

Tuzak kokardı sokaklar ve köyler.
Daha sabah sökmeden cellatlar kuşatırdı evleri.
Güneşin ilk ışınları ve usul usul ısıtan ilk ısısı vücudumuza vurmadan.
Köryılan soğukluğundaki potinli Türk cellatları girerdi evlerimizin avlusuna, bir bir odasına.
Tar u mar edilirdi her yan.
Annelerimizin kilitli kutilerinin zulasında, ziynetinden beşi birliğine, burmalı bileziğinden para-puluna kadar buldular mı doldururdu ceplerine köryılan soğukluğundaki potinli Türk cellatları.
Ninelerimiz ile dedelerimizin anne ve babalarımıza, onların da bizlere kan akıtarak, jilet gibi keskin ayaz soğuklarda, tendur sıcaklığında pişen ekmek gibi güneşin kızgın ve çıplak ışınları altında pişerken biriktirdiği ne varsa bir anda akardı düşman cellatların kasasına.
Daha bu ne ki,
Yaktıkları evlerimizin, bağ ve bahçelerimizin alevleri gökyüzünü kaplardı.
Ahırın kapılarını kapalı tutarak ahırlarla birlikte cayır cayır yaktıkları ineklerimizin, öküzlerimizin, kırlarda oynaşmaya fırsat bulamadan telef ettikleri buzağılarımızla kuzularımızın yanık et kokuları yılın ilk karı düşene kadar soluduğumuz havaya ölüm kokusunu yayardı.
Bir defaya mahsus değildi köryılan soğukluğundaki potinli Türk cellatlarının Kürdistan’ı viraneye çevirmeleri.
Ta Kürdistan’a girdiklerinden sonar onlarca yüzlerce sefer viranelere xarabelere döndürdüler Altın Hilal’imi.
Türk istila ordularının her istilasında xarabelere dönen Kürdistan hep şinwara döndü.
Onların eseri oldu xarabe.
Atalarımızın eseri oldu Şinwar Kurdistan.
Şeyh Said, Agıri, Dersim ve şimdi bir hem bu dualizm sürdü gitti.
Hala sürüp gidiyor.
Ve bu kader olmayacak.
Ta Şinwar Kurdistan ezelden ebede özgürleşene kadar bu kavga sürecek.
Hiç kimse zannetmesin ve kendini aldatmasın, istilacı çekirge sürüleri gibi Kürdistan’a giren azgın canilerden teşekküllü Türk ordusu caniliğini bırakmaz.
Hiç kimse zannetmesin ve kendini aldatmasın, gerillasız özgürlük olmaz.
Köryılan soğukluğundaki zehirli düşmanla kuşatılmış kentlerde gelecek hayali ile boşa geçecek ömürlerin hiçbir sevinci olamaz.
Köryılan soğukluğundaki zehirli düşmanla kuşatılmış kentlerde kendini yiğit görenin kafesteki aslandan farkı olamaz.
Kürdistan’ın labirentli doğal kaleleri olan görkemli dağları dururken, her gün çaresiz bir şekilde köryılan soğukluğundaki zehirli düşmanla birlikte yaşamanın kahrını çekmek zulümdur zulüm ey Kurdino!
Her anı ölüm kokan, yavaş yavaş çürüterek öldüren köryılan soğukluğundaki düşmanın hakim olduğu tuzak kokan sokaklardan umut aramak olamaz.
Umut aramanın ve özgürlük arayışlarının, yeniden canlanan doğanın canlandığı ay olan Newroz ayında ki gibi coştuğu zamanlarda, dağların zirvelerinde bulunmanın şerefine nail olan coşkulu özgürlük gerillasından başka hiçbir kimse bu kadar özgür olamaz.
Köryılan soğukluğundaki düşmanın kuşattığı tuzak kokan sokaklarda yaşamak ve çürüye çürüye ölmek mi yoksa dağların asi ve direngen ruhlu özgürlük gerillası olmak mı en yalın hakiki seçenektir?
Özgür BİLGE
Reklamlar