Komployu protesto için bedenini ateşe veren Doğan’ın mektubu

Adıyaman’da PKK Lideri Abdullah Öcalan‘a yönelik komployu protesto için yapılan basın açıklamasına katıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan ve cenazesi kent dışında yanmış bir şekilde bulunan 18 yaşındaki lise öğrencisi Müslüm Doğan’ın 15 Şubatı protesto etmek amacıyla kendini yaktığı ortaya çıktı. Doğan’ın kendini yakmadan önce yazdığı mektupta, ‘Benden önce ve benden sonra bu uğurda ve Kürt halkının özgürlük aşkıyla tutuşan bedenlere birer borç bildiğim bu yaşam borcunu bu komplonun 11. yılında kendi bedenimi ateşe vereceğimden hiçbir zaman şüphe duymadım’ diyor.
Adıyaman’da 3 gün önce 15 Şubat’ı protesto açıklamasına katıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan Adıyaman Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Malatya’nın Yazıhan İlçesi nüfusuna kayıtlı Müslüm Doğan’ın (18),kentin 5 kilometre dışında bulunan TOKİ konutlarının yakınındaki Karadağ mevkiinde bir kayanın dibinde yanmış cenazesi bulunmuştu.
Malatya’nın Yazıhan İlçesi’ne bağlı Balaban Köyü’nde defnedilen Doğan 5 sayfalık bir mektup bıraktı.
DOĞAN’IN EL YAZISI İLE YAZDIĞI MEKTUP ŞÖYLE:
‘Binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşayan halkımın, tarihin hiçbir devrinde uğramadığı kadar kirli oyunlara inkar ve imhaya günümüz tarihinde uğradığı ortadadır. Tüm Kürt halkına yapılan ve sistemli bir biçimde yürütülen bu kirli oyunlara dur demek, yine özgürlük temelinde yaşayan Kürt halkına düşmektedir. Şüphesiz ki kapitalist düzenin burada payı büyüktür. Bu sistemin artık bütün yaşam alanlarına ve insanlara yüklendiği açıkça ortadadır. Sömürü anlayışının hakim olduğu bu düzen Kürt halkının da kirli oyunlar vasıtasıyla da yüklenmeye çalışılmaktadır. Bütün yönüyle bu kirli oyunlara maruz kalan halkımın kurtuluş mücadelesi tüm gerçekliği ve şekliyle tüm dünya insanlığının kurtuluşuna vesile olacağına tüm inancımla güveniyorum. Halkımın tarihten beri özünde var olan ve gerçek yaşam anlayışı içinde barındıran kominal yaşamın ve gerçek demokrasi anlayışının kapitalist sisteme karşı duracağı ve bu uğurda verilen bütün bedellerin boşa çıkmayacağı inancındayım. Bütün kominal değerlerim halkımın gerçek ve özgür toplum anlayışına yol olacağı ve halkımın gerçek temsilcisi olan PKK‘nin üzerine düşen görevi yerine getireceğinden hiçbir şüphe duymadım. 30 yılı aşkın bir süredir halkımın özünden doğan ve halkımın gerçek temsilcisi olan PKK‘nin ayrıca PKK‘yi var eden ve bir halkı yeniden dirilten Önder Apo’nun realitesi ve duruşu halkımın özüne tekrar kavuşmasında çok büyük bir rol oynayacaktır. Tarih Kürt halkına artık önüne geçilmez, durdurulmaz bir karakter kazandırmıştır. Tüm Kürt halkı da bunun bilincinde tarihine sahip çıkmalı ve özgür yaşama temelinde duruşunu sergilemelidir.
İçinde bulunduğumuz durum, artık imha ve inkar, kirli oyunların işe yaramayacağının açıkça kanıtıdır. Bundan önce adı bile yasak olan, inkar edilen Kürt halkının artık tüm gerçekliğiyle tanındığı ve Kürt halkını bugün bu duruma getiren Önder Apo ve PKK‘nin bu durum karşısındaki mücadelesi takdir edilir bir durumdur. Başta Önder Apo’ya uygulanan tasfiye ve sindirme politikaları PKK ve tüm Kürt halkına uygulanmaktadır. Bu yönden önderliğe uygulanan çağdışı uygulamaların, hücre cezalarınıni, kısıtlamaların önüne geçmek yine PKK ve tüm Kürt halkına düşmektedir. Bu nedenle PKK‘nin de belirttiği gibi ‘Gün önderliğe özgürlük günü olmalıdır’ Bir halk asla kendini var edenden ayrı kalamaz. Çünkü PKK ve Kürt halkına uygulanan tüm kirli oyunlara karşı önderliğimizin mükemmel duruşu ve düşünceleri kurtarmış ve kurtaracaktır. Bu düzlemde Önder Apo’ya bağlılığımı belirtmek isterim her ne kadar Öner Apo’yu göremezsem de bütün hayatımı ona doğru anlamayı ve onun izinden gitmeye adadım. Uluslar arası komplonun 11. yılında Önder Apo’ya özgürlük şiarının ve halk serhildanlarının yılı olması inancındayım. Biliyorum ki Önder Apo’yu anlamak, onu her yönüyle yaşamak bunu gerektirir. Bu uğurda canlarımızın hiçbir değeri yoktur. Benden önce ve benden sonra bu uğurda ve Kürt halkının özgürlük aşkıyla tutuşan bedenlere birer borç bildiğim bu yaşam borcunu bu komplonun 11. yılında kendi bedenimi ateşe vereceğimden hiçbir zaman şüphe duymadım. Çünkü biliyorum ki PKK‘de söz her şeydir ve ben kendimi başta Önder Apo’ya halkıma ve PKK‘ye adıyorum.
Kesinlikle şunun inancındayım ki Kürt halkı çağlardan beri özlemini taşıdığı özgürlüğe çok yaklaşmıştır. Bu düzlemde Önder Apo’nun belirttiği demokratik konfederalizm ışığında Kürt halkının özgür olması kaçınılmazdır. Artık tüm kirli oyun kurucuları bunun yakınındadır. TC’de bunun farkına varmış olmalıdır ki hükümet aracılığıyla ‘Açılım’ adı altında içeriği aslında Önderlik ve PKK‘nin tasfiyesini planlayan bir düzen peşindedir. Kesinlikle Kandil’den de bu oyunun işe yaramayacağı bilincindedirler. Ancak tarih tekerrürden ibarettir. Bundan önce de uygulanan bu tür saçmalıklar samimiyetsizliği ve duruşu olmadığından işe yaramayacak. Bütün bunların boşa çıkacağı ve Önder Apo’nun yol haritası ile Kürt halkının gerçek gücüne kavuşacağı ve tüm bu oyunların boşa çıkarılıp demokratik konfederalizmin kazanacağı kesindir. Ancak bütün bunlar karşısında en büyük direnişi gösterecek olan PKK‘nin, devletin ve uluslar arası güçlerin karşısında gösterecek tavır kesin olmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu süreçler çoğu kez yaşandı. PKK tarihinde başta Şemdin ve Osman gibi faktör de işbirlikçi ve tasfiyeye kadar götürecek olan bu kirli oyunlar yaşanmaması yine PKK ve öncü kadronun en büyük görevidir. Biliyorum ki bu ve benzeri faktörler, kirli oyunların bir düzenidir. PKK‘ye düşen de bu oyunları boşa çıkaracak tüm önlemleri almaktır. Öncelikle bu yazımı gerillanın deyimiyle akademik Kürtçe ile yazmak isterdim. Ancak Kürtçenin bütün inceliklerini bilmiyorum ve bunu bir eksiklik olarak görüyorum kendimde. PKK‘nin hayat karşısında duruşu olan militanizmi yaşam şeklime tam olarak dökemedim. Parti ve partileşmeyi tam olarak yerine getiremedim kendime özeleştirimdir.
Öncelikle tüm manevi değerlerimin ışığında gerçekleştireceğim eylemin doğru anlaşılması ve başta Kürt halkı olmak üzere eylem şeklinin ifadesi olan ve çağlardan beri ezilen tüm halklara özgürlük temennisiyle yaşasın özgürlük, yaşasın özgür yaşayan ve yaşayacak olan Kürt halkına:
Halkımın binlerce yıldır yaşadığı ve yaşayacak olan ‘Güneş’in çocuklarının, Kawaların Xanilerin saiitlerin, Agıri, Zilanların yurdu Kürdistan’a… Halkımı ve yurdumu özüne kavuşturan benliğimizi, kimliğimizi bize kazandıran asla unutulmayacak ve binlerce yıl yaşatılacak Reber apo’ya: Dün ve bugün ve yarın halkımın yılmaz savaşçıları ve bu uğurda şehit düşen ve düşecek olan özünü ateşten alan yılmadan savaşan özgürlük savaşçıları gerillaya:
Doğru bildiği yolda yürüdüğü için ve yalnızca suçu doğru düşünmek olan ve bu uğurda cezaevine düşen tüm haklı yoldaşlara, evlatlarının ölü bedenlerini dahi göremeyen tüm Barış Anneleri’ne, özgürlüğü bedeninde yaşayacak ve yaşatacak olan tüm halkıma selam olsun.
Eylemim başta Viyan Yoldaş’ın deyimiyle ‘Karanlık güneşi’ aydınlatan Önder Apo’ya, esaretinin verdiği acı çoğu gibi benim de tüm vücut ve ruhumun en derinliklerinde büyük bir gerçektir. Yaşamı seninle anlamlı kıldık. Uğruna ölümü göze alacak kadar çok sevdik. Gözyaşıyla büyüttüğümüz bedenimiz her bir gerillanın, her bir toprağa düşmesiyle gerçek anlamın ve özgürlüğün değerli olduğunu gösterdi bizlere. Önder Apo her günün, halkıyla selamlaşmadan geçen her günün, bizlerde bıraktığı büyük yara, his ettiğimiz an büyük acıdır.
Tüm gerçekliğiyle Kürt halkının özünden gelen, özü pratikleşmeye döken PKK var oldukça inkar ve imhaya dayanan, Kürt halkını özünden koparmaya çalışan bu güçler büyük bir yanıldı durumundadırlar. Çünkü pratikleşmiş ve haklı bir davayı savunan partimiz hiçbir zaman tükenmeyecektir. Bu uğurda binlerce şehit verdik. Binlerce özgür insanımızın özgürlükleri elinden alındı. Kürdistan’ın binlerce köyü yakıldı ve analar ağladı yitirilmiş evlatlarının ardından.
Adı bile yasak olan bir halkın, küllerinden tek tek dirilten Reber Apo’ya her Kürt genci gibi ben de binlerce kez minnettarım ve anlasınlar ki Kürt halkı bir daha asla ihanete uğramayacaktır ve bedenlerin tutuşacağı bugün de özümüz olan özgürlüğe gideceğimizi, gittiğim yoldan asla dönemeyeceğimizi tüm mutlak inançla belirtmek isterim. Beritanlaşmak, Semalarda yücelmek, Mazlumlaşmak, Viyanlara ulaşmaktır.
Biji Serok Apo, Biji Kurdistan, Biji Azadi
Lawıkê Bêzar.

Kendini yakan Doğan’ın son notu
Adıyaman’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ve Kürt halkına yönelik baskıları protesto etmek amacıyla bedenini ateşe veren Ebumüslüm Doğan’ın ardında bıraktığı notlarda ve ailesi ile yaptığı konuşmalarda uzun süreden beri bedenini ateşe vermeyi planladığı anlaşılıyor. Doğan, Facebook paylaşım sitesindeki sayfasında, ‘Ölümlerin en yücesi, en onurlusu mazlumlaşmaktır, bedenler yakılmalı, özgürlüğün en tutsak kıyısında yaşasın bedel ödeyenler’ şeklinde not düştü.
Adıyaman’da 15 Şubat günü PKK Lideri Abdullah Öcalan‘ın Türkiye’ye getirilişinin 11. yıldönümüne ilişkin yapılan basın açıklamasına katıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan Ebumüslüm Doğan’ın yanmış naaşı dün bulunup, memleketi Malatya’nın Yazıhan İlçesi Balaban Köyü’nde toprağa verilmişti. 9 kardeşin en küçüğü olan Ebumüslüm Adıyaman Fen Lisesi’nde son sınıfta yatılı olarak eğitimini sürdürüyordu. Ardında bıraktığı 5 sayfalık mektupta bedenini ateşe vererek yaşamına son vermesini PKK Lideri Abdullah Öcalan ve Kürt halkına yönelik imha politikasına yönelik bir eylem olduğunu belirten Doğan’ın eylemi uzun süredir planladığı belirtiliyor.
Yakınları, Doğan’ın bir ay önce kendilerine, ‘Ben bir ay sonra öleceğim’ dediğini belirtti. Yine Doğan ailesiyle yaptığı konuşmasının yanında Facebook sosyal paylaşım sitesinde son olarak bıraktığı not dikkat çekti. Doğan, kendisine ait sayfaya en son 30 Aralık 2009’da, ‘Ölümlerin en yücesi en onurlusu Mazlumlaşmaktır. Bedenler yakılmalı özgürlüğün en tutsak kıyısında yaşasın bedel ödeyenler ve ödeyecekler. Her bijî gelek xwe kuştine ji bo Azadî’ şeklinde not düştü.
Facebook’ta oluşturduğu fotoğraf albümünde okul ve sınıf arkadaşları ile çektirdiği fotoğrafları paylaşan Doğan, bir fotoğrafını isimlendirirken, ‘Büyüyünce dağa çıkacaktır’ şeklinde vermesi dikkat çekti.
Bu arada Ebumüslüm Doğan’ın Malatya’daki ailesinin evinde taziyeler kabul ediliyor.

Arkadaşları Doğan’ı anlattı
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişi ve Kürtler üzerindeki baskıları protesto etmek amacıyla bedenini ateşe veren Ebu Müslüm Doğan’ı anlatan arkadaşları, ‘Hayata çok sevdalı, espritüel, sürekli kitap okuyan biriydi. Kendini geliştirmek için sürekli bir konu üzerinde arkadaşlarıyla tartışırdı. Böyle bir eylemi hiç tahmin etmiyorduk. Bu konularda bize bir şey söylemedi. Onu çok özleyeceğiz’ dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin 11. yıldönümü ve Kürt halkına yönelik baskıları protesto etmek amacıyla bedenini ateşe veren Ebu Müslüm Doğan’ı arkadaşları ve öğretmeni anlattı. Doğan’ın hayata sevdalı, kendisi ve çevresiyle barışık sürekli umut veren biri olduğunu belirten arkadaşları, ‘Çocuk ruhlu biriydi. Hep güler yüzlü, kendisiyle barışıktı. Aynı sınıfta değildik ama yakın arkadaştık futbol oynamayı, halay çekmeyi çok severdi. Dersleri çok iyiydi’ şeklinde anlattı.
‘Siyaseti ciddiye alıyordu’
Toplumsal sorunlara duyarlı yardımsever bir kişi olduğunu söyleyen arkadaşları, ‘Ebu Müslüm, siyaset konusunda çok ciddiydi. Sürekli kitap okurdu. Kendini geliştirmek için sürekli bir konu üzerinde arkadaşlarıyla tartışırdı. Anya zamanda espirituel bir insandı. Böyle bir eylemi gerçekleştireceğini hiç bize söylemedi. Böyle bir eylemi hiç tahmin etmiyorduk. Bu konulara çok yoğunlaşıyordu ama bedenini ateşe vereceği aklımıza gelmedi. Onu çok özleyeceğiz’ dedi.
Öğretmeni: Derslerinde çok başarılıydı
Adıyaman Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Suat Unutmaz ise, Ebu Müslüm Doğan’ın okul içerisinde çok uyumlu bir öğrenci olduğunu belirterek, ‘Dürüst bir kişiliği vardı. Derslerinde çok başarılı ve disiplin cezası olmayan bir öğrenciydi. Okulda tartıştığı kimse yoktu. Arkadaşlarıyla öğretmenleriyle bir problemi yoktu’ diye konuştu. Unutmaz, konuya ilişkin incelemelerinin devam ettiğini vurgulayarak, ‘Öğrencimizin telefonla son görüştüğü kişiler, mesajları inceleniyor. Çalışmalar devam ediyor’ dedi.
‘Slogan attığı gerekçesiyle soruşturma açılmıştı’
Doğan’a 5 Aralık 2009 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının protesto edilmesi için düzenlenen yürüyüşe katılarak ‘yasadışı slogan atmak’ gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığını belirten arkadaşları, şunları ifade etti: ‘Daha önce açılan soruşturma kapsamında ifade vermişti ama 16 Şubat günü ifade vermesi için tekrar Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nden çağrıldığını söylemişti.’
Reklamlar