Türk ordusu savaş tarzını değiştirdi

BEHDİNAN – Dersim, Garzan ve Botan’da gerilla komutalığı yapan Ali Haydar Dersim, Rızgar Ersi ve Tekoşer Şemzinan Türk ordusunun gerilla güçlerine karşı yeni bir askeri harekat tarzı uyguladığını söylediler. 

Ağır binlerce askerden oluşan bir hareket tarzı yerine küçük birlikler halinde ordunun kendisini örgütlediğini anlatan HPG komutanları TSK’nın yeni askeri taktiği konusunda şu bilgileri verdiler: ”Eskisi gibi onbinlerce askerle operasyon yapmıyorlar. Hareketli, hafif ve hızlı hareket eden güçler şeklinde örgütleniyor. Araziye gizlenmiş, görüntü arayan, ani keşfe ve istihbarata dayalı bir tarz. Arazide gezen küçük gruplar gerilla ile temasa girdikten sonra, helikopterlerle indirmeler yapıyor ve bütün araziyi tutuyorlar. Küçük grupların birçoğu dağlara yayılmış gerillaya bir yem. Bunlar aslında gözden çıkarılan gruplar’’ 

İki yıldan hemen hemen her gün operasyon yapıldığını söyleyen gerilla komutanları, Dersim, Ersi ve Şemzinan Türk ordusunun Kuzey Kürdistan’daki hareketliliği ve örgütlemesi konusunda ANF’ye açıklamalarda bulundular.

* Uzun yıllardır sıcak savaş ortamındasınız. Bize Türk ordusunun son yıllarda Kuzeydeki hareketliliğini anlatabilir misiniz? Ordunun 90’lı yıllardan farklı olarak nasıl bir savaş tarzı izliyor?

Ali Haydar Dersim: Son iki yıl içerisinde operasyonlar hep sürdü. Hep arazide gerillayı bulup yok etmenin yöntemlerini aradı. Eskiye göre ordu güçlerini hafif güçler şeklinde pratikleştirmekte. Hareketli, hafif ve hızlı hareket eden güçler şeklinde örgütleniyor. Kalabalık, yoğun güçlerden ziyade araziye gizlenmiş, görüntü arayan, ani keşfe ve istihbarata dayalı bir tarz. Sayıları az ve gizli hareket etmeye dikkat ediyorlar. Operasyonları aldığı istihbarata göre bir alana yönelik hızlı bir biçimde gerçekleştiriyorlar. Arazide gezen küçük gruplar gerilla ile temasa girdikten sonra, helikopterlerle indirmeler yapıyor ve bütün araziyi tutuyorlar. Alanı kuşatarak gerillayı boğmak istiyor. Hedef aldığı noktaya yöneliyor. Hedefine ulaşamadı mı geri çekiliyor. Anında yakaladığı görüntülerin etrafına da indirmeler yapıp kobralarla vuruyor. Temasın yaşandığı yerlerde ise yakın temasa girmiyor. Çevreyi tutarak mevzileniyor. Düşman gerillanın çemberde çıkabileceği yeri tahmin edip pusular atmaya ve gerillalara çıkışlarında darbe vurmaya çalışıyor. Tabi bu esnada esas sonucu ağır teknik kullanarak almaya çalışıyorlar. 

‘GERİLLA YEM, GÖZDEN ÇIKARILIYORLAR’

* Küçük grupların görevi bir nevi arazi taraması gibi… Yani gerillanın yerini deşifre etmek amaçlı hareket ediyor?

– Evet, bu küçük grupların aslında birçoğu dağlara yayılmış gerillaya bir yem. Yani biraz gözden de çıkarılıyorlar diyebiliriz. 

* Gerillanın yeri deşifre ettikten sonra çatışmalar nasıl gelişiyor?

– Bu sürecin ardından o birim gerillayı etraftan kuşatmaya çalışıyor ve asıl iş tekniğe düşüyor artık. Gerillanın bulunduğu alandan bu birimler uzaklaşarak birazdan gelişecek ağır teknik saldırıdan kendilerini korumaya çalışıyorlar. Ve çatışmaya girmiyorlar. Çünkü kayıp vereceklerini biliyorlar. Bundan sonrası ise ağır bir hava saldırı, kobra saldırısı, obüs vs. oluyor. 

Bu gruplar istihbarata göre hareket ediyorlar ve hedef aldıkları alana pusu atarak sonuç almaya çalışıyorlar. Ufak birimdir, gece pusu atar gündüz ise araziyi görebileceği bir yere çıkar. Aynı gerilla tarzı gibi hareket etmeye çalışıyorlar Tabi sonuç olarak gerilla değiller. 

‘HER ZAMAN OPERASYON VAR, AMA SANKİ HİÇ YOK’

– Operasyonlar öyle eskisi gibi binlerce askerle değil, sessiz küçük gruplar mı yapılıyor? 

Tekoşer Şemzinan: Sadece bu değil. Bu bir yönü. Geçmişte büyük operasyonları sıklıkla yapıyorlardı. Bu gerillaya istihbarat edinme, operasyonu fark etme ve takip etme olanağı tanıyordu. İkincisi bu tip operasyonları ve sonuçları toplumdan gizleme olanağın yok. Hem bu tip operasyonların hazırlığı hem de operasyonun sonuçları çabuk yansıyor. Tabi bu tip operasyonlarda gerilla için biraz daha kolay hedef. Örneğin Dersim dağlarına iki yüz bin askerle operasyon yapıldığını bunların araziye yayıldığını düşünün. Arazideki bu askeri birimlerin hepsi birer hedeftir gerilla için. Gerilla bu hedeflere yönelip etkili vuruyor. Bir yerde elde ettiği başarıyla bütün operasyonu boşa çıkarıyordu. 

Şimdi ise farklı. Küçük birimleri kullanarak tekniğe ağırlık veriliyor. Ayrıca bu birimler özel paralı birlikler. Bu birliklerde savaşanlar ile normal asker değil. 

Bir de geçmiş dönemde operasyonları hatırlayın. Operasyon başlamadan günler öncesinden gündemleştirilirdi. Basın her gün haber geçerdi. Günlerce bir operasyon gündemde kalıyordu. Ama şimdi böyle olmuyor. İşte operasyon ne zaman başladı ne zaman bitti belli değil. Bunu kamuoyu bilmiyor. Ancak savaşan taraflar bilir. Bir de aslında her zaman operasyon var, ama sanki hiç operasyon da yok. Operasyonların sonuçları bakımında da böyle. Öylesine veriliyor ki diğer gelişmelerin arasında rütin kalıyor. Tabi sonuçlar küçük olunca gözden ırak tutuluyor oysaki hepsinin toplamından damlaya damlaya göl oluyor. 

ORDU SERT ARAZİDE OPERASYON YAPMIYOR

* Bu bölgelerdeki arazi kontrolü inisiyatif kimde?

– Ali Haydar Dersim: Kürdistan dağlarında hiçbir taktik ve yöntem karşısında arazinin inisiyatif gerillanın elinden çıkmamıştır. Bu gerillanın savaş tarzından, örgütlenme biçiminden kaynaklanıyor. Örneğin Dersim’deki operasyon çeşitlerinden biri de rutin olarak yumuşak arazilerde yaptığı operasyonlar olmaktadır. Bu operasyonları sonbahar ve ilkbaharda şehir merkezlerine yakın yerlerde yapmaktadır. Ama bazı alanlarda ciddi istihbarat olmadan operasyon yapmıyorlar. Sürekli operasyon yaptığı yerlerde kendi denetiminde olan arazilerdir. Ama küçük bir karakol ve oranın etrafı ile sınırlıdır. Bu arazilerde gücünü eğitiyor. Ama güçlü geniş ve sert arazilerde bunu yapmamakta çünkü gerilla güçlü arazide kendini koruyabiliyor. 

Yapılan operasyonlarda ise belli bir sayıda askerin araziye yayılması ile gerçekleştiriliyor. Arazideki hareketleri ise nizami değil. Gelişi güzel yayılarak gerillanın saklanma ihtimalini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Dersim’de uyguladığı bir yöntem de pusudur. 20-30 kişilik gruplar ile hareket eden birimler arazide gezerek pusular atmakta ve bu gruplar karakollardan çıkarken sivil araçları kullanmaktalar. Deşifre olma ihtimaline karşı askeri araç kullanmıyorlar. 

VERİCİ, SES DİNLEME CİHAZLARI ATIYORLAR

* Garzan Eyaleti (Batman, Siirt ve ilçeleri) açısından durum nasıl?

– Rızgar Ersi: Garzan’da gerçekleşen operasyonlar daha çok nokta baskını şeklinde gerçekleştiriliyor. Alanda ajanlar, korucular veya boşaltılmış köylere yerleştirilmiş kişiler aracılığı ile buranın kontrolü sağlanmak isteniyor. Araziye verici, ses dinleme cihazları da atıyorlar. Operasyonları yapraklar açmadan ilkbaharda veya yapraklar döküldükten sonra sonbaharda yapıyorlar. Bu zamanlarda görüntü ve izleri takip edebiliyorlar. Diğer zamanlarda ise bu mümkün olmuyor. Son üç yıldır kışın da operasyon yaptılar, ama sonuç alamadılar. Termal tekniğine dayanıyorlar. Küçük ve hareketli birlikler ile arazide geziyorlar. Bu birlikler temas için ve çok gizli hareket ediyorlar.

* Yani asker sürekli operasyon halinde mi?

– Evet, süreklileşen bir durum var. Gerillanın hareket edebileceği geçiş hatlarına yoğun pusular atıyorlar. Ama Garzan’da tam bir hakimiyet sağlayamadı. Arazinin yapısı ve coğrafyası gerillayı avantajlı kılıyor. 

* Garzan’da geçmiş yıllarda korucuların çok aktifti, şimdi nasıl?

– Doğru, Garzan korucuları ile tanınıyordu. Fakat bu sonlarda eskiye göre bu biraz kırıldı. Düşmanda eskisi gibi koruculara güvenmiyor. Garzan geniş bir alana sahip ve halkın yaklaşık yarıya yakını korucu. Arap korucular da azımsanamayacak sayıdadır ve yaşanan olumsuzlukların birçoğu bunlardan kaynaklı. Stratejik tepelerin tutulması, arazi keşifleri, iz takibini, yol kontrolleri vs. yapanlar koruculardır. Özellikle kendi alanlarını kontrol etmek için günlük arazilerdeki izleri kontrol ediyorlar.

AJANLAŞTIRMA NASIL YAPILIYOR

* Gerillaya sızmalar, bölgede ilişkide olduğunuz kesimler içinde ajan örgütlemeler yaygın mı?

-Ali Haydar Dersim: Daha önce ajanlaştırma çalışmaları basına yansımıştı. Bana göre bu durumun vahamiyeti yeterince anlaşılamadı. Şimdi mesela gerillanın üstlendiği bölgelerin hemen hepsinde Kürtler, gerilla ile ilişki içinde olanlar, ilişki içinde olabilecekler, gönülden bağı olanlar… vs her biri belli kategorilerde ve belli bir saldırı altında. Her birine onlarca yöntemle ulaşıp ağlarına düşüyorlar, ilişkileniyorlar. PKK’ye gönülden olmasa bile mecburen karşıt hale getirmeye çalışıyorlar. 

Örneğin bizimle çalışanlar deşifre edilip ikili çalışmaz ise ailesine zarar verileceği ya da cezaevine tıkılacağı yada öldürüleceği biçiminde tehdit görüyor. Bize yardımcı olabilme ihtimali olanlar hakkında ‘askere bilgi getiriyor’ diye söylenti çıkararak yada ticari ilişki içine çekerek kontrol altında tutuyor. Çok ilginç yöntemler kullanılıyor ve bu iş için özel kafa yoran ekipler var. Bir de toplumun hayatına öyle müdahale edilip öyle bir sistem kuruluyor ki buna mecbur kılınıyor toplum. Örneğin bir kasabada kaymakam aracılığıyla sistemini kuruyor, bir başka kasabada kasabanın erkeklerinin evini geçindirmesi için tek geçim kaynağı olan bir fabrikanın patronu arıcılığıyla. Bir başka yerde muhtarla yada ağayla. Bu insanlar aracılığıyla topluma yaşamak için ajanlaşacaksın dayatmasında bulunuyor. 

Örneğin o tuzağa düşen şöyle düşünüyor: “Ya ben gerillaları dün falan yerde gördüğümü söylesem ne olacak ki” diyor ve böyle başlıyor. Ama bir kez bulaştı mı kurtulamıyor. Halktan ilk başta gerillayı ihbar etmesini istemiyorlar, ‘gel bize çalış, erzak getir, evrak getir-götür’ denilerek sıradan işlerle insanları kendi içlerine çekiyorlar ve zamanla daha farklı ve kirli işlerde kullanmaya başlıyorlar. Yavaş yavaş insanları paraya alıştırıp, en sonun da gerillayla karşı karşıya getirme durumuna kadar getiriyorlar. Gerillayla karşı karşıya gelen insana da ‘artık tehlikedesin ve bizimle hareket etmen gerekiyor’ denilip, resmi ajanlaştırma başlıyor. Esnaf, tüccar, gençlik, kadın vs her kesimden insanlar ajanlaştırılmaya çalışılıyor. Yani toplumumuz açlıkla terbiye edilip yönlendirilmek isteniyor.

SAVAŞI KÜRT TOPLUMU İÇİNDE TUTUMAK STRATEJİSİ

*Sizin tedbiriniz nedir buna karşı?

– Şimdi sen bir alanda üstlenmiş bir gerilla birliğisin, etrafta bu düzeyde ajan faaliyeti var ise asker buna dayanarak saldırı geliştirebiliyorsa kesinlikle öncelikle yönelmen, çözmen gereken hususlar bunlardır. Bunu yapamadan inisiyatifi ele alamazsın ve toplumu kazanamazsın. Bu kez buna yönelim gündeme gelince halkımızla karşı karşıya geliyoruz. Düşman bu süreçte de rahat bırakmıyor birine yöneldiğimiz görünce daha fazla oynuyor, ta ki halkımız bu durumdan ağır zarar görünceye kadar. Sonra da bu zararın propagandasını yapıyor. Şimdi bu durumda gerilla kime karşı nasıl savaşmış oluyor. Kürdü Kürde karşı savaştırmış oluyorlar. Her durumda da onlar kazanıyorlar bir Kürdün bile yok olması onlar için bir kar. Olaya böyle yaklaşıyorlar. İşte o çok istedikleri biçimde savaşı Kürdistan sınırları içinde tutmayı bırakalım savaş Kürt toplumu sınırları içinde tutulmaya çalışılıyor. 

SINIR KENTLERİNDE ÖZEL POLİTİKA

* Bu daha çok sınır kentlerinde uygulanan özel bir politika mı?

Rızgar Ersi: Bir kere Kürdistan’ın özellikle sınır şehirlerinin gerillalarla içiçe olduğu, buradaki halkımız ile gerilla arasında bir ilişkinin olduğu biliniyor. Buralardan aktif bir biçimde mücadeleye katılım var. Bu bir kere Türk ordusunun buralara istediği düzeyde yerleşmesini engelliyor. Bir diğer husus olarak da gerillanın buralara dayandığı, halktan lojistik destek aldığı, bu destek olmazsa eğer gerillanın ayakta kalamayacağı yönünde bir görüşleri var. Ve belli ki buna inanıyorlar. Tabi bu bölgeler yine gerillaya ulaşmak, gerillaya katılmak isteyenlerin başvurduğu bölgeler. Dolayısıyla buralar stratejik bölgeler. Buralarda asker, istihbarat ve polis kuvveti içerisinde yer alan ortak ve koordineli çalıştığı apaçık ortada olan bir faaliyet söz konusu. Elimizde bilgiler de var. Bizler de bu bölgelerde yaşanan olaylara dair bilgi sahibiyiz ve bazı olayları soruştururken vardığımız sonuçlar oluyor. Ve biz bu soruşturmalardan da bu faaliyetlerde kişilerin oldukça inisiyatifli, bir şehirden diğer bir şehre koordineli ve yasal sınırları hiçe sayan bir çalışma biçimleri olduğunu görüyoruz.

Diğer faaliyet de daha çok toplumu dini ve maddi açıdan sömürmeyi temel amaç edinen Fettullahçı örgütlenmedir. Bu örgütlenme de çok sistemli. Ve birçok olayın ardında bunların örgütlenmesi, onun da ardında AKP çıkıyor. Örneğin bunlar en çok seçim sürecinde su yüzüne çıktılar. Kürdistan’ın birçok kentinde toplantılar yapıp örgütlendiklerini, çeşitli cemaatlerle toplantı yaptıklarını. PKK ve DTP aleyhine propagandalar geliştirerek bizim din karşıtı olduğumuzu yayıyorlar. Köylerde Kürt kızlarını okutmak, maddi yardım, kurslar vs çalışmalarla toplumu adeta kuşatmaya alıp etkilemeye çalışıyorlar. Şunu da belirtelim: Bunlar ayrıca diğer örgütlenme olan JİTEM’le de ilişki içindeler bunların da birbiri ile bir koordinesi var. Yani basit bir örgütlenme değil. Kesinlikle bir devlet politikası, çünkü bu sistem ildeki vali’den destek alıyor savcısından hakiminden destek alıyor doktorundan destek alıyor. Kürdistan’a yapılan atamalarda bile bu örgütlenmenin ihtiyacı gözetiliyor.

BÜROKRATİK TARZ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ DE ETKİLEDİ

Buna karşı mücadelede halkımızın duruşunun önemli olduğunu belirtmek gerekiyor. Halkımız ne olursa olsun hangi şartlar dayatılırsa dayatılsın böyle bir onursuzluğu kabul etmeyerek direnmelidir. Ve buna karşı öz savunmasını geliştirmelidir. Bunların Kürdistan’da yerleşmesini reddetmelidir. Bunlarla komşuluk bile yapmayıp toplum içinde barınamaz hale getirmelidir. Bu halkımızın meşru savunma hakkıdır. Bir diğer görev de sivil toplum örgütlerine düşüyor. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin büyük eksikliği var. Biraz Kürdistan’da gelişen yüksek siyaset ve bürokratik tarz sivil toplum kurumlarını da etkilemiş gibi. Merkezde çalışılıyor ve merkezlere dayanılıyor. Amed’ten, Ankara’dan çıkılmıyor örneğin. Bu büyük bir yanlış. Bana göre bu sınırdaki iller küçük ilçeler sivil toplum örgütlerinin karargahı gibi olmalı. Asıl buralarda örgütlenmeli. Çünkü halkın onlara ihtiyacı var.

Kimse öyle yanlış algılama içine girmesin. Açılım naraları atarken biz Kuzey Kürdistan’da her gün operasyonlara karşı direndik. Her gün üzerimize sinsice haince geldiler. İşte şimdi Kuzey’de yapılan hazırlıkları da anlattık. Bu hazırlıklar sizce sorunu çözmek isteyen bir hükümetin hazırlığı olabilir mi? Kesinlikle hayır. Gerçek şudur halkımız aldatılmaya toplum aldatılmaya çalışıyor ve daha büyük savaşlar için hazırlıklar yapılıyor. Böylece sonuç alacaklarını sanıyorlar. 

NOTLAR

Gerilla komutanları esas olarak operasyonların yılın belli dönemlerinde büyük ve kapsamlı operasyonlar olarak değil büyüklüğü ve kapsamı açısından göze batmayan ancak süreklileştirilmiş, yılın tüm zamanına yayılmış operasyonlardan bahsediyor. Ve bu tarzla savaş toplumun gözünden ırak tutuluyor. Bunların yanı sıra gerilla komutanlarının tüm alanlar açısından belirttiği ortak yöntemler de Türk ordusunun yürüttüğü savaşta kural tanımadığını, askeri hareketliliğin yanı sıra bu bölgelerde yaşayan toplumun da etkilenmeye çalışıldığını, gerillaya karşı saldırıda topyekün bir tarzın esas alındığını gösteriyor. Gerillaların anlatımından çıkardığımız bazı çarpıcı anektodlar ise şunlar:

– Operasyonlarda özel güçleri ve tekniği kullanıyorlar. 

– Son zamanlarda devlet savaşta zarar gören halka tazminat veriyor. Ama terk şartı yanan köyler ve yaşanan tüm kayıpların PKK’nin yaptığını belirten bir belgeyi imzalamaları. Bu durum karşısında köylülere yardım yapılıyor. Köye dönüşleri ise imzalanan bu belge sonrası kabul ediliyor. 

– Tapusuz köy arazilerinin tapulanması için devlet aşiretler arasındaki çelişkileri kullanarak halkı birbirine düşürüyor. İnsan öldürmeye varan kavgalar yaşanıyor. Aileler, köyler birbirlerine karşı düşman hale getiriliyor. Kim devletten yana tutum belirler ise veya devletle çalışmayı göze alır ise arazinin kullanımı o aşirete veriliyor. Genelde güçsüz olan devlete gidiyor. Bunların birçoğu koruculuğu kabul ediyor. 

– Açılan arazi davalarında dava süreçlerine askeriye tarafından müdahale edilerek korucuların kazanması sağlanılıyor. Bu yolla koruculuk korunuyor ve teşvik ediliyor. 

– Yaylaya giden köylüleri ajanlaştırarak bunlar üzeri bilgiler alınıyor. Bunu kabul etmeyenlerin yaylaya çıkışları engelleniyor

– Kobralar rastgele sık sık araziyi bombalıyor. Bu bombalamalar esnasında araziler ateş alıyor ve ormanlar yanıyor. Özellikle karakolların etrafındaki ormanlar yakılarak askere görüş mesafesi sağlanıyor. 

– Halk içinde devletin teşviki ile ağaçlar kesiliyor. Bu araziler ise daha çok gerillaların kullanabileceği araziler olmaktadır. Gerillanın ağaç kesimini yasakladığını bilen halk ağaç kesimi işine yanaşmıyor 

– Silah bırakmak isteyen korucular hem çevre korucuların baskısı hem de askerin baskısıyla caydırılmaya çalışılıyor.

– Sınır bölgesinde özellikle gerillanın gidip geldiği köylerin hemen hepsinin telefonları dinleniyor. Bu telefon görüşmeleri daha sonra ajanlaştırılmak istenen Kürt köylüsü için şantaj olarak kullanılıyor.

ANF NEWS AGENCY

Reklamlar