Türkiye’yi ‘korku’ yönetiyor

Gazeteci Ece Temelkuran, Kürt Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye’yi kimse yönetmiyor, ne Kürt tarafını ne Türk tarafını. Tek bir şey yönetiyor, o da korku” dedi. Temelkuran, sorunun çözümü için Kürtler ve Türkler arasında “yeniden tanışma” önerdi

AP’deki Kürt Konferansı ikinci gününde devam ederken, konferansın konuşmacıları arasında yer alan gazeteci Ece Temelkuran, Avrupalıların Ortadoğu sorunlarına yaklaşımını “Avrupalılar hep bir kahve etrafında sorunlarımızı çözmemizi istiyor, peki nasıl çözeceğiz” diyen İsrailli yazar Amos Oz’un sözleriyle eleştirdi. 

Avrupa koridorlarında sorunların anlatıldığını fakat Avrupalı dinleyicilerin de Ortadoğu hikayelerini dinlediğinde yarısını ancak duyabildiklerini ifade eden Temelkuran, AKP iktidarının da açılım adı altında başlattığı süreci sert eleştirdi.

Temelkuran, gelinen noktayı ifade ederken, “Türkiye’yi kimse yönetmiyor, ne Kürt tarafını ne Türk tarafını. Tek bir şey yönetiyor, o da korku” dedi.

Açılım çok tehlikeli bir yere dokunduğuna işaret eden Temelkuran, AKP’nin yüzyıldır çözülemeyen iki sorunu, Ermeni ve Kürt sorunu, bir haftada çözmeye karar verdiğine dikkat çekti. Devletin kuruluş mantığına parmak basan gazeteci, “Hükümet o kimlik duvarında o iki tuğlayı çok kısa bir sürede çekmeye karar verdi. Bu durumda Türkler korktular” şeklinde konuştu. 

BİR İÇ SAVAŞ SÜRÜYOR

Türklerin bu ülke bölünürse yok olacaklarından korktuklarını, birilerinin bu ülkeyi muhakkak böleceğinden emin olduklarını belirten Temelkuran, bunun da neredeyse silahlı bir aşırı milliyetçiliği tetiklediğini dile getirdi. 

“Henüz tetiğe her yerde basılmasa da bir iç savaş sürüyor” diyen Ece Temelkuran, “Karşılıklı iki taraf birbirinden korkuyor. Açılımın getirdiği şeylerden biri bu” diye konuştu. 

Kürt çocuklarının durumuna da değinen Temelkuran, 2003’te ilk kez çocukların polise taş atmaya başladığına dikkat çekerek, o günlerde Diyarbakır’da olduğunu hatırlattı. Temelkuran, çocukların taş atması ile birlikte Türkiye’de sorunun yeni bir mecraya taşındığını belirterek, Kürt siyasetinin de bu çocukları artık temsil etmediğini savundu. Temelkuran, yeni nesilde “şiddet için şiddet” olduğunu söyledi.

AKP’NİN “İYİ” VE “KÖTÜ”LERİ

Temelkuran, bugün kardeşlikten, açılımdan bahseden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “kadın, çocuk demeden gereği yapılsın” şeklindeki açıklamasını hatırlattı. Temelkuran, “Yüzlerce çocuk işkenceden geçirildi, yaşları küçük olduğu için gözaltına alınamayanlar polis minibüsleri içerisinde saatlerce dövülerek bir sokağa atıldı” diye belirtti.

AKP hükümetinin bu kez de Kürtleri “iki Kürtler ve kötü Kürtler” diye ikiye ayırmasıyla birlikte yeni bir sürece daha girildiğini anlatan Temelkuran, açılımla birlikte “iyi Kürt” ile “kötü Kürt” ayrımının” netleştiğini sözlerine ekledi. Hükümete göre taş atanların “kötü Kürt” olduğunu belirten Temelkuran, AKP’nin bütün meselelerde böyle yaptığını söyledi. Alevi meselesinde “iyi Alevi”, “kötü Alevi”, Kürt meselesinde “iyi Kürt”, “kötü Kürt”, sol için “iyi solcu”, “kötü solcu” ayrımı yapıldığını ifade eden Temelkuran, “Bunun da tek kriteri var; AKP ile işbirliği yapıyor musunuz yapmıyor musunuz?” dedi.

KÜRTLER İYİ BİR SONUÇ ÇIKARDI

Kürtlerin bundan iyi bir sonuç çıkardığına dikkat çeken gazeteci Temelkuran, bugüne kadar DTP ile PKK arasında hep ikircikli bir dil kullanıldığını, ancak açılımla birlikte neredeyse bir saldırıya uğradığı için Kürt siyasetinin söylem düzeyinde olsa bile bir yekparelik oluşturduğunu dile getirdi. Temelkuran, “Bir birliktelik var. Bu da daha sağlıklı düşünebilmek açısından iyi olabilir?” şeklinde konuştu.

HABUR’DAN SONRA KORKUNUN YÖNETTİĞİ KESİNLİK KAZANDI

“2009’da Habur’da Türkiye’ye insanların girmesi ile birlikte” bir değişim daha yaşandığını belirten Temelkuran, “Medya bunu ne zaman gösterse arkaya korku müzikleri koyuyordu, bir şeyler oluyor gibi” diye anlattı. “Habur’dan sonra korkunun yönettiği kesinlik kazandı” diyen Temelkuran, “DTP İzmir’e gittiğinde taşlı sopalı saldırıya uğradığında bu ülkenin açılıma o kadar da hazır olmadığını gördük” eklemesinde bulundu. 

Belki de önce bir Türk açılımının gerekli olduğunu vurgulayan Temelkuran, “Kürt tarafı nasıl yok edilmekten ve asimile olmaktan korkuyorsa, Türk tarafı da bir şeylerini kaybetme, bildiği Türkiye’yi kaybetme korkusunu yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Temelkuran, “Bu sorunu yöneten hiç kimse yok” diyerek İzmir’deki taşlı sopalı saldırılar ile Muş’taki manifaturacının silahlı saldırısını anımsatıp, “Sokakta insanlar birbirlerini vuruyor” endişesini dile getirdi. 

YENİDEN BİR TANIŞMA ÖNERİYORUM

“1980 darbesi ile birlikte bu ülkenin sözcükleri ellerinden alındığı için, açılım yapacağız dediğinizde insanlar sadece sopalar ve kurşunlarla konuşmayı biliyor” şeklinde sözlerini sürdüren Temelkuran, Türklerle Kürtlerin birbirlerinin samimiyetlerine ve korkularına inanması gerektiğini söyledi

Temelkuran, “Birbirimizin korkuları ve samimiyetine inanalım, bunu hem Kürtler hem de Türkler için söylüyorum” dedi. 

Temelkuran konuşmasında çarpıcı bir öneride de bulundu: “Yeniden büyük bir tanışma öneriyorum, birbirimizin korku ve samimiyetine inandığımız bir tanışma.”

SÜREÇ AKP’YE BIRAKILMAMALI

Kürt sorununa çözüm sürecinin AKP’ye bırakılmayacak kadar önemli bir süreç olduğunu söyleyen Temelkuran, AKP’ye şu ana kadar çok alan bırakıldığı eleştirisini yaptı. “Bizim yeniden tanışmamız gerekiyor” diye tekrarlayan Temelkuran, “Habur’da yaşanan coşkunun bir zafer bayrağı dikmek anlamına gelmediğini Türklerin görmeleri gerekiyor. İzmirliler de o çocukların her zaman taş atan, balici, hırsız olmadığını anlamaları gerekiyor” şeklinde konuştu.

Ece Temelkuran

Reklamlar