Gerillada Eğitim, Yaşamın Kendisidir

Gerillada Eğitim, Yaşamın Kendisidir
-I-        
Bugün eğitime başladık, ideolojik-örgütsel eğitime.
PKK’de her gün, her saat eğitim anına dönüşüyor. Yeni baştan yaratma eyleminin kendisi oluyor eğitim. Yenilendikçe eğitiliyor, eğitiyorsun. O yüzden ya, her gerilla dahil olduğu ilk eğitimde “PKK’de eğitim yaşamın kendisidir” ilkesiyle karşılaşıyor, tanışıyor.
Modernitenin eğitim sistemlerinden geçmeyen yoldaşlarımız hemen ısınıyor, derinleşiyor ve kendisini geliştiriyor PKK’nin kendine has eğitimlerinde. Düzenin eğitimlerinden geçenlerimiz ise ilk başta şaşırıyor, sistemin o ezberci, gerçek yaşamdan kopuk, kendine yabancılaştıran eğitim sisteminden dolayı biraz daha çaba sarf ediyor. Sonunda PKK’nin eğitim sistemine alışıyor, bütünleşiyor ve onlar da diğer yoldaşlar gibi hızla kendilerini geliştiriyorlar.
Dedik ya, yaşamın kendisi eğitim gerillada. Çünkü yeniden yaratılan bir yaşamda her gün öğreniyor, her gün öğretiyorsun. Ama kış ayları ayrıdır eğitimler için gerillada. Bir araya gelip Önderlik felsefesinde derinleştiğimiz, PKK’nin tarihinde kendimizi sorguladığımız, geçmiş pratiklerimizi ele aldığımız, kısacası iman tazelediğimiz, tutku büyüttüğümüz, önümüzdeki dönem için sözlerimizi yüksek sesle haykırdığımız aylardır kış ayları.
İşte bugün bir grup arkadaşla böyle bir eğitime başladık. Hepimizde bir heyecan. Kimisinin on beşinci, kimisinin altıncı kimisinin ise ilk kışı. Ama hepimizde aynı çocuksu heyecan, tıpkı yeni okula başlayan öğrenciler gibi. Çünkü hepimiz aynı iddia ve kararlılıkla giriyoruz bir eğitime.
Ne mi öğreneceğiz bu eğitimden? Paylaşalım sizinle eğitim sırlarımızı;
Önder Apo’yu özgürleştirmenin felsefesini ve ideolojisini,
Onu gerçekleştirmek için Partimiz PKK’nin belirlediği mücadele çizgisini,
Sokaklarda düşmanla çatışan halkımıza layık olan HPG savaşçılığını öğreneceğiz.
Ne mi öğreneceğiz bu eğitimden? Daha mı fazla sır istiyorsunuz…
Her gün bombalanan dağlarımızın,
Her gün yakılan ormanlarımızın hesabını nasıl soracağımızı,
2009’da toprağa düşen 94 yoldaşımızın intikamını nasıl alacağımızı,
Şırnak’ta Zafer ile Harun’un cansız bedenlerini sürükleyen alçaklardan bunun acısını nasıl çıkaracağımızı öğreneceğiz.
Hepimizde aynı çocuksu heyecan, aynı çocuksu sabırsızlık…
-II-
Eğitimimiz olanca hızı ve yoğunluğuyla devam ediyor.
Göreceğimiz konuların heyecanı giderek kendini daha da arttırıyor. Çünkü henüz tartışmaya geçmediğimiz eğitimimizde iki çalışma yürütüyoruz: Birincisi Önderliğin son Savunmalarının okunması, diğeri ise bu Savunmaların konularını paylaşarak oluşturduğumuz eğitim komisyonlarının hazırlık çalışmaları.
Okuyoruz durmadan. Yetişmeye çalışıyoruz Önder Apo’nun 40 yıllık emeklerinin ve yoğunlaşmalarının damıtılmış hali olan düşüncelerinin Savunmalarla oluşmuş sistemine. Geçmiş yıllarda okuduğumuz ve eğitimini gördüğümüz diğer Savunmalara dayanarak bu yıl “Demokratik Toplum Manifestosunu” işleyeceğiz. Bunun için öncelikle “Kapitalist Modernitenin Aşılma Sorunları ve Demokratikleşme” adlı ilk iki kitabıyla başladık ve bir çırpıda okuduk. Hemen ardından üçüncü kitap olan “Özgürlük Sosyolojisi”ni okuyarak bitirdik. Şimdi ise “Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü” adlı dördüncü kitabı okuyoruz.
Okudukça dalıyoruz tarihin derinliklerine. Dünümüz unutturulmaya çalışılırken Önder Apo’nun rehberliğinde binlerce yıl öncesi ile günümüz arasında gidip geliyoruz.
Okudukça karışıyoruz tüm toplumsal var oluşlara. Kimliğimiz kaybedilmeye çalışılırken Önder Apo’nun çözümlemeleriyle kendimizi buluyor, temeli olduğumuz toplumsal gerçekliklerle tanışıyoruz.
Okudukça arkadaş oluyoruz tarihsel kahramanlara. Bireysel özgücümüz, irademiz silinmeye çalışılırken Önder Apo’nun şahitliğiyle birey oluyor, İştarlara, İbrahimlere, Zerdüştlere, Hallac-ı Mansurlara, Brunolara  yoldaş oluyoruz.
Okudukça öfke büyütüyoruz uygarlık gerçeğine. İçinde erimemiz beklenilirken Önder Apo’nun aydınlatmasıyla iktidar ve sermaye tekelini, onun türevleri olan sınıf-devlet ve kent tuzaklarını bilince çıkarıyoruz.
Okudukça kendimizi tanıyoruz. Bulanıklaşmamız hedeflenirken Önder Apo’nun aynasında kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, ne olduğumuzu ve ne yapmamız gerektiğini öğreniyoruz.
Okudukça kendimizden geçiyoruz. Önder Apo’nun Özgürlük Manifestosuyla yeni baştan oluşuyoruz, bir daha doğuyoruz.
Az kaldı okumalar. Sonrası komisyonların sunumları ve tartışmalar..
Eğitimimiz olanca hızıyla ve yoğunluğuyla devam ediyor. Tıpkı Dersim’de, Amed’de, Amanos’ta, Botan’da ve Medya Savunma Alanlarının diğer kamplarındaki yoldaşların eğitimleri gibi.
Bışar Andok
Reklamlar