Fethullah Gülen’in hayal ettiği ülke

Kürtler kolay kandırılır. Onlar cahildir, Etyen Mahçupyan ve Gülay Göktürk’ün deyimi ile: Entelektüel bir birikimleri yoktur. Bir paket şekere, bir yalancı merhabaya ruhlarını satarlar. Devletin, Kürtler için sosyolojik algısı tam da böyle. Bu algı, ideolojik anlamda bir formasyona büründürülmüş seksen beş yıl boyunca. Bütün bu çılgınlık, histeri nöbetlerinin nedeni, seksen beş yıldır inandıkları dogmaların yerle bir olması.

Son olarak yapılan ve KCK Operasyonu olarak kodlanan tutuklamalar, genel çaplı bir DTP-BDP operasyonunun ötesinde, daha derin anlamlar içermektedir. Ergenekon tutuklamaları ile ordu içinde deşifre olmuş subaylar tasfiye edildi. Genelkurmay karşısında bir denge sağladı AKP. Kirli işlere bulaşmış karanlık yapıları deşifre ederek, toplumsal anlamda bunu bir mevziye dönüştürdüler. Sonra da Kürtler için ‘iyi şeyler’ açılımı başladı. Hayatlarında bir Kürt kenti görmemiş, Kürtlerin siyasi kazanımlarını hangi zorluklarla kazandıklarını anlamamış, isminin önünde analist-stratejist yazan yarım akıllı adamların çizdiği Kürt profili imajına iyice kendini inandırmış olan AKP, ‘Doğu seferi’ne başladı. TRT 6’yı açarız, canım cicim deriz, Kürtleri bir daha kandırırız. Siyasal aktörlerini değiştiririz, bir daha uyanmaz, tarihin uykusuna yatarlar gibi rüyalarla işe başladılar. Orduyu hizaya çektik, Kürtleri tasfiye ettik, Hocaefendi buyur gel! Onlar açısından kulağa ne hoş geliyor değil mi? Ordudaki derin yapılanmayı tasfiye ettiniz ama Polisin derini nerde? Demokrasiyi, barışı isteyenler bütün derinleri tasfiye eder, Kürtlerle de barışır. Rüyanız: Olmadı, olmuyor, olmayacak.

Belediye başkanlarının tutuklandığı baskı ve sindirme harekatı, doğu seferinin fiyaskosundan kaynaklı. Naziler, savaşı kaybettiklerini anladıklarında, kara Avrupası boyunca geriye çekildikleri her yerde, köprüleri, fabrikaları, barajları, kentleri bombaladılar. Yani! Yanisi şu, akrep kendini ısırmaya başladı. Doğu seferini biraz daha açalım. Çoktandır, Fethullah basınında, en çok da Taraf’ta dile getirilen bir görüş var. Kürtler, Öcalan’a karşı sivil itaatsizlik yapsın. Güvercinler ortaya çıksın, para, şan, vekillik işlerini ayarlarız. Yeter ki, Öcalan olmasın, DTP yok olsun. Daha önce alternatif uygulamalara gittiler. 2000’lerin başında Mehmet Metiner adlı bir adamı DEHAP’a sızdırmayı başardılar, adamın çapı olmadığı için bu hamle sonuçsuz kaldı. Ardından Barzani örgütlenmesine gittiler, tutmadı. Kemal Burkay dediler, Şerafettin dediler, Abdulmelik dediler, olmadı. Olmadıkça çıldırdılar. Ve analistleri, stratejistleri, Kemal Sunal filmlerindeki 100 soruda kız tavlama numaraları gibi, hah! İşte yeni numaramız diye ortaya çıktılar. DTP’yi ikiye ayırmak. Kendilerince ılımlı, radikal muhabetlerine girmeye başladılar. Papatya falı gibi: Sırrı güvercin, Emine şahin, Ahmet güvercin, Özdal şahin tekerlemesine başladılar. Yerel yönetimler içinde aynı fala baktılar. Ardından da, al sana KCK operasyonu. Yerseniz tabi! PKK dağdan insin, siyaset yapsın gibi laflarını hatırlatmıyorum bile. Bu tutuklamalar sonucunda Kürt hareketinin içini boşaltıp, gel Kemal, oturun Şerafettin demeyi düşünüyorlardı. Belki Şükrü Gülmüş’ü bile çağırırdı. Malum ya, internet medyası ha bire onun pop-cornlarını (patlamış mısır) manşet yapıyor. Böylece takımı tamamlayacaklardı. Günlük yerine bir de gazete lazım olurdu. Mesela Nasname adlı bir gazete, yazar olarak da, Mehmet Metiner, Ali Bulaç, Mehmet Baransu, Kurtuluş Tayiz, Şükrü Gülmüş, Selim Çürükkaya. Ne hayal ama AKP ve Fethullah için.

Olmadı, olmuyor, olmayacak. Etyen Mahçupyan’ın entelektüelliğini cebinden çıkaracak çok Kürt var. Cezaevinden yazanların yazıları bile Mahçupyan’ın kofti entelektüelliğini yere serer. Kimse kusura bakmasın. Çamurdan kaleler yapıp, en akıllısı biziz, Kürtler birşeyden anlamaz retoriği artık tarih oldu. Kürtler bütün bariyerleri yerle bir ederek, siyasal anlamda örgütlenmelerini tamamladılar. 110 metre engelliyi değil, 3000 metre steepleyi koşarak, kum ve su engellerini tek tek geçerek meclise geldiler, yerel yönetimlerde iktidar oldular. AKP’nin yaptığı, birincilik madalyalarını geri almak. Oysaki siyasal olimpiyat tarihinde, Kürtler için şampiyon yazıyor, varsın madalya sizde kalsın.

Fethullah’a söz verdiğiniz muhalefetsiz gül bahçesini yaratamayacaksınız. ABD’den manzara nasıl görünüyor bilmem ama çağırın yakından görsün umumi manzarayı. O zaman, ham hayallere kapılmaz, sizi de zor durumda bırakmaz. İster koluna Obama’yı taksın, ister Yüksekova’ya dergah açsın, olmadı, olmayacak. Barışı ve herkes için özgürlüğü savunacak Kürtler ve onların dostları demokrat Türkler olacak bu ülkede hep. Bir gün, meşe ağacının gölgesinde hepimiz ekmeğimizi paylaşacağız, kendi dillerimizle türküler söyleyeceğiz.

Hâlâ açılım sürüyor, güzel yürüyor, önü açıldı diyen maaşlı adamların anladığı demokrasi ile bizim anladığımız demokrasi farklı sikletlerde. Bu adamları paraya boğan, Abant’ta kampa sokan sahiplerine hatırlatmak istiyorum: Paranıza yazık. Hiçbiri bölgede konuşacağı bir kişi bulamaz. Kürtler üzerindeki kamuoyunu bunlarla mı sağlayacaksınız? Güldürmeyin beni. En iyisi açın İspanya yakın tarihi ile ilgili bir kitap, okuyun. Sonra konuşuruz.

RAGIP DURAN
Reklamlar